DUYURULAR

“Yapısal Reformlar” Adıyla Sunulan IMF Politikaları, Halkın Sürekli Geçim Sıkıntısı Çekmesi Demektir!

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL, COVID-19 salgınından sonra Hükümetin ekonomik tedbirler kapsamındaki “Yapısal Reformlar”ını değerlendirdi.

AKSAKAL açıklamasında “Mart ayından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgınına ülkeler hazırlıksız yakalandı ve gelişmiş ülkelerde de dahil olmak üzere tüm ülkeler ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldılar.

Ülkemiz de pandeminin etkisi altında ciddi ekonomik sorunlar yaşamaktadır. Özellikle günlük geçimlerini sağlayan esnafımız, faaliyetini durduran fabrikalar nedeniyle kısa çalışma ödeneğini kabullenmek zorunda kalan işçilerimiz, işyerlerini kapatmak durumunda kalan işverenlerimiz, yüksek enflasyon ve döviz kuru nedeniyle reel gelir kaybı yaşayan emeklilerimiz salgının ekonomik mağdurlarıdır.

Toplum kesimlerimizin ekonomik mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla Hükümet tarafından yürütülen çalışmalar ve açıklanan destekler, yetersiz olmakla birlikte atılan bazı doğru adımlar vatandaşlarımızı bir nebze de olsa rahatlatmıştır.

Orta vadede ekonomik sorunların giderek şiddetlenmesi ihtimali maalesef orta yerde durmaktadır. Daha kapsamlı ve halkımızın geleceğe umutla bakacağı önlemlerin alınması şarttır. İstihdamın güçlendirilmesi ve bilhassa genç işsizliğinin önlenmesinin ülkemizin en temel ekonomik önceliği olduğunu düşünmekteyiz. Bu önemli sorunun çözümü için DSP’nin ekonomik politikaları hazırdır, bu politikaların uygulanmasıyla ülkemiz ve halkımız refaha kavuşacaktır.

Ülkemizin ciddi ekonomik sorunlarının “Yapısal Reformlar” adı altında gizlenen IMF politikaları vasıtasıyla çözüleceği düşüncesi doğru değildir. Ekonomik sorunların çözümüne yönelik olarak sunulan önerilerin arkasında 1990’lı yıllarda meşhur edilmiş ve arkasında IMF gibi kurumların yer aldığı Washington Uzlaşması olarak bilinen neo-liberal politikaların olduğu gözümüzden kaçmamıştır.

IMF politikalarının temelini oluşturan “yapısal reformlar” kavramı, neo-liberal iktisat politikalarının bizatihi kendisidir. Neo-liberal politikalar ne Türkiye’de ne de benzeri hiçbir ülkede kalkınmayı ve toplumun refahını sağlayamamıştır. Tam tersine toplumdaki dezavantajlı kesimlerin daha da baskı altında kalmalarına, hem gelirlerini hem de işlerini kaybetmelerine neden olmuştur. Daha önce birçok kez deneyimlenmiş politikaların yeniden gündeme getirilmesi kabul edilemez.

Sosyal transferlerin ve maaşların reel olarak azaltılacağı bir kamu tasarrufu politikası halkımız için fakirliktir. Özerk kurulların, Kamu İhale Kurumu da dahil olmak üzere, siyasetin tamamen etkisi dışında bırakılması siyasete ve demokrasiye güvensizliktir ve anti demokratiktir. Washington Uzlaşması kapsamında IMF tarafından önerilen “dürüst yönetim” yaklaşımı da siyasi etik (!) düzenlemelerinin alt yapısıdır. “Gelişmekte olan ülkelerin siyasetçilerine güvenilemez, onlar ülkelerini yönetemez, bu ülkelerde her zaman yolsuzluk olur” şeklindeki neo-liberal anlayışın ürünüdür.

Halktan yana yönetildiği sürece DSP olarak ülkemizin geleceğine güveniyoruz. Bu güven, işgal altındayken bile umudunu kaybetmeden mücadele eden ve başarıya ulaşan bir millet olmamızdan kaynaklanıyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik sorunlar gerçekten çok çetin, bunun farkındayız. Bu çetin sorunların çözümünde bundan önce olduğu gibi bundan sonra DSP kadroları her zaman milletimizin hizmetine hazırdır ve gelecek dönemde önerdiği politikalarla vatandaşlarımızı üzerlerindeki ekonomik yükten kurtaracaktır.” sözlerine yer verdi.

Diğer Haberler

DSP Genel Başkanı AKSAKAL’dan Ramazan Bayramı Mesajı.

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Sayın Önder AKSAKAL, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. AKSAKAL …