Genel Başkanımız Sayın Önder Aksakal, Kocaeli İl Kongresine Katıldı.

Genel Başkanımız Sayın Önder Aksakal, Kocaeli İl Kongresine Katıldı.

Kocaeli İl Örgütü Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak yolsuzlukla mücadele, toplumsal güvenin yeniden tesis edilmesi ve millî değerlere bağlı siyaset anlayışının önemini vurguladı.

Bülent Ecevit’in siyasi mirasına ve demokratik sol ilkelere dikkat çeken Genel Başkan, DSP’nin 41 yıllık birikimiyle yeniden güçlü bir siyasi aktör olmayı hedeflediğini belirtti.

Önümüzdeki seçimlere yönelik örgütlenme çağrısı yapan Genel Başkan, Kocaeli’nin 12 ilçesinde teşkilat çalışmalarının güçlendirilmesini, köylü ve üreticilerle daha yakın temas kurulmasını istedi.

Kongre sonucunda Yeniden Kocaeli İl Başkanı seçilen Halim Dedeoğlu ve yönetimi seçilen tüm partilileri tebrik ederek başarılar diledi.

19.10.2026

Programda yaptığı konuşmada Aksakal, Sayın Divan, Sayın Genel Başkan Yardımcılarımız,  Genel Merkez Disiplin Kurulu Üyemiz, Sayın İl Başkanlarımız, İlçe Başkanlarımız,

Saygıdeğer misafirler, basınımızın değerli emekçileri, Demokratik Sol Partinin cefakar ve fedakâr neferleri değerli yol arkadaşlarım, Hepinizi en içten sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum,

Demokratik Sol Parti Kocaeli İl Örgütümüzün Olağan Kongresinde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum, hoşgeldiniz, sefalar getirdiniz.

Son günlerde meydana gelen yoğun ve aşırı yağışlar sebebiyle yurt sathında çok ciddi sıkıntılar ardı ardına yaşandı. 

En az 4 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bir çok yurttaşımız yaralı olarak kurtarıldı.

Yaşamını yitiren yurttaşlarımıza yüce Allahtan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı, sabır ve metanet diliyorum.

Değerli arkadaşlar, 

Haberlerde çok ironik söylemlerle de karşılaştık, sizlerden buna tanık olanlar da vardır.

Haber muhabiri diyor ki; “Sarıyer’de dereboyu cadesinde sel sularına düşen bir kişi yaşamını yitirdi, 300 işyeri ve 200 araç hasar gördü” diyor. Bakar mısınız? Nerede?

Dereboyu caddesinde! 

Be kardeşim, dereboyuna neden ev yaparsınız? Hadi siz yapmak istediniz, oranın yerel yönetimi, buna nasıl izin verirsiniz?

İşte Belediyelerde karşımıza çıkan rüşvet, irtikap ve iltimasların bizi nereye getirebileceğini hep birlikte görüyoruz, artık görmek mecburiyetindeyiz.

Bir ev yapmak uğruna böylesi tehlikeli alanların sonuçta hayatımızda ne denli sıkıntılar yaşatacağını yaşamadan görmek zorundayız.

Şimdi açıklamalar ardı ardına geliyor, dere yatağındaki yapılar yıkılmaya başlanmış. Geçmiş olsun, bunca badire yaşandıktan sonra mı olmalıydı bu?

Ne derler? Bu da bize ders olsun!

Değerli arkadaşlar, kıymetli basın mensupları,

Sizlerin de bildiğiniz gibi Demokratik Sol Parti olarak bu yıl 41.nci yaşımızı kutlayacağız. 

Bu 41 yılın nasıl başladığını, nasıl yaşandığını, hangi inanç ve ruh halinin hakimiyetinin yaşama geçirildiğini ancak Ecevit’in rahle-i tedrisatından geçenler, Demokratik Sol felsefeyi özgün yaşam kurallarıyla örtüştürebilenler, kadim Türk kültürünün milli ve manevi geleneklerini, törelerini, kurallarını duygularında yaşatabilenler bilir.

Elbette geçmişte emek sarfetmeden, kendisinden birşeyler katmadan bu partiyi bir sıçrama tahtası olarak kullananlar, nimetlerinden yararlananlar olmuştur, bugün dahi olmayı hesap edenler çıkacaktır, hatta bundan sonra da olacaktır.

Ama biz biliyoruz ki, Demokratik Sol Partiyi 41 senedir yüreğinde yaşatan, başının üzerinde taşıyan, Demokratik Sol’un yeniden iktidarı için gecesini gündüzüne katan Ecevit’in evlatları bugüne kadar hiçbir şekilde bu gibi kumpaslara, bu gibi tezgâhlara, bu gibi ayak oyunlarına gelmediler ve bundan sonra da asla gelmeyeceklerdir.

Buna yürekten inanıyorum.

Değerli arkadaşlarım yine bildiğiniz gibi aynı zamanda bu sene 13. Olağan Kurultayımızı da toplayacağız. 

Partimizin kuruluş yıldönümü kutlamalarını da Kurultayımızın toplandığı tarihte birlikte gerçekleştireceğiz.

Türk siyaset tarihinde 41 sene, doğrultusundan ve tutarlılığından en ufak bir taviz vermeden, özellikle son 25 senesini de her türlü imkansızlıklara rağmen ülkemiz ve milletimiz için maddi manevi büyük fedakarlıklar göstererek halkımıza bir sığınılacak güvenli liman olarak Güvercin Yuvası’nın kapısını açık tuttuğunuz için sizlerle ne kadar övünsek, sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır.

Kocaeli’de değerli ağabeyimiz, ülkesi ve milletinin refahı için, cumhuriyet değerlerinin yaşaması, Atatürk ilkelerinin nesilden nesile ulaşması, hakça bir düzen kurulması için tüm yaşamını vakfetmiş Halim Dedeoğlu başta olmak üzere bu inançla DSP bayrağını yere düşürmeyen tüm yol arkadaşlarımın alnından öpüyorum.

Emeğin başkenti sayılan Kocaeli’de, her bir karışı onbinlerce işçimizin alın teriyle sulanmış bu topraklarda Kuvva-i Milliye ruhuna, tam bağımsızlık idealine, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilklerine olan koşulsuz ve tereddütsüz bağlılık, Partimizin kurucusu ve kuramcısı Onursal Genel Başkanımız, Başbakanımız Bülent Ecevitin yolunda yalpalamadan yürümek, Kocaeli’li Demokratik Solcu kardeşlerimizin karakterlerinin en belirgin özelliğidir.

Bundan böyle de aynı inanç ve kararlılıkla yolumuzda yürümeye devam edeceğinize yürekten inanıyorum.

Değerli Demokratik Solcular, basınımızın değerli temsilcileri,

Bugün Türkiye, cumhuriyet tarihinde görülmemiş düzeyde bir sıkıntılı süreçle karşı karşıyadır.

Sizlerin de yakından takip ettiği gibi bölgemizde yaşanan sıkıntıların, İsrail’in hedefleriyle örtüştürülerek yaşama geçirilmeye çalışılan emperyalist yayılmacılık ve işgal stratejilerinin uygulanmasında ülkemiz topraklarının da hedef alındığı açık bir vakıadır.

Bu manada yeni planlar da hayata geçirilmekte, Türkiye olarak bu planlara karşı ciddi bir stratejik hamleyle “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” mottosuyla bir program ortaya koyarak ön almaktayız.

Geldiğimiz noktada bunun bir devlet projesi niteliğine bürünmesini her fırsatta ve her platformda anlayışla karşıladığımızı da açık yüreklilikle ifade etmeliyim.

Bu doğrultuda yapılan çalışmalara Demokratik Sol Parti olarak katıldık, katkı verdik, bazı çalışmalarda içinde yer almamış olsak da bunlara destek verdik, devletimizin ve milletimizin aleyhine sonuç yaratabilecek her tür girişimin karşısında olduk, olmaya da devam edeceğiz.

2025 yılının Ağustos ayı başında tam bir iyi niyetle Gazi Meclis çatısı altında bir Komisyon kuruldu. 

İYİ Parti dışında tüm partiler temsilcilerini verdi ve herkesin kabul edebileceği, esasen hiç kimsenin de içeriğine itiraz etmediği bir rapor yazıldı, bu rapor oy birliğiyle de kabul edildi.

Ancak değerli arkadaşlar, terör örgütünün iradesi kendi mensuplarında olmadığı için her iyi niyetli yaklaşımın karşılığında “biraz daha” diyerek taleplerini kabul edilemez düzeylere çıkarmaktalar, doğrusu bu terörün kendileri için bir meslek ve geçim kaynağı olduğunu göstermektedirler.

Onların bu tavırlarını ve tutumlarını anlayabiliyoruz zira başta terör örgütü PKK’nın olmak üzere diğer yan kuruluşları olan PYD- YPG- SDG- PJAK- Avrupa Diasporasının karar verici unsurlarının büyük çoğunluğu özünde Kürt değil.

Birkaç tanesi hariç, içlerinde Ermeni, Rum, Amerikalı, İsrailli, Fransız, Alman, Arap her çeşit milletten militan kendilerine verilen görev çerçevesinde emperyalizme hizmet etmek üzere bir araya getirilmişler.

Dolayısıyla bunlardan Türkiye’nin topraklarını koruması kollaması gibi duyguları görmek, beklemek birer hayalden ibarettir.

Ne istiyor bu vatan hainleri? 

“Sizin hazırladığınız Terörsüz Türkiye – Terörsüz Bölge Raporu içeriği bize yetmez diyorlar. Biz Genel Af isteriz” diyorlar. 

Oysa o raporun altında PKK’nın siyasi ayağı olan DEM Parti Milletvekillerinin de imzası var.

Ama dedim ya bunlar hiçbir zaman çizdikleri şekilde oynamamışlardır.

Tarihte de bu hep böyle olmuştur.

Tabii sıkıntının bir tarafı bu ise de asıl sıkıntı diğer yönündedir. 

Maalesef DEM Parti ve PKK Genel Af isterken bazı siyasetçiler de terörist Öcalan’ın "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü" olması önerilmektedir.

Hani bu bebek katiline sürekli statü arayanlar var ya..

Gündeme getirilen bu "sosyal statü" formülü, Öcalan'ın örgüt üzerindeki etkisini kullanarak PKK'nın tamamen lağvedilmesi ve silah bırakması amacıyla tasarlanmış mış. Öyle diyorlar!

Güya bu rol sadece örgütün tasfiyesiyle sınırlıymış, Öcalan'a "Kürtlerin lideri" veya bir "hak savunucusu" misyonu yüklenmesini kesinlikle reddedilmekteymiş. 

Bakar mısınız ne kadar hassas bir milliyetçi yaklaşım!

Amacı, İmralı'daki statü boşluğunun Türkiye Cumhuriyeti lehine doldurulması ve örgütün silah bırakma süreçlerini sabote etmesinin önüne geçilmesiymiş.

Siyaset o kadar yavşamış ki; bir kısım yalama takımı bu söylenenlere “devlet aklı, devlet projesi” diye bir kulp da takmışlar.

Yahu İmralı’da bir statü boşluğu yok ki! 

Oradaki terör elebaşının statüsü ağırlaştırılmış ömür boyu hapis hükümlüsüdür! Nokta.

Değerli Demokratik Solcular, 

Herkes şunu çok iyi bilsin; Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kabile devleti değildir!

Kadim Türk devleti yasalarla, Anayasayla ve en önemlisi 1000 yıllık tarihsel tecrübesiyle yönetilmektedir.

Devlet adına yalnızca devleti yönetme sorumluluğu seçimlerle kendisine verilmiş olan Cumhurbaşkanı ya da onun adına veya yerine kendisinin yetki verdiği sözcüsü konuşabilir, onun dışında da hiç kimse konuşamaz, görüş beyan edemez, esasen etmemelidir. 

Doğrusu edenlerin de bizim açımızdan herhangi bir hükmü yoktur.

Bakınız, bugün burada bir kongre yapıyoruz. 

Siyasi partilerin, Sivil Toplum Kuruluşlarının, Derneklerin veya Vakıfların yönetimlerinde görev almak isteyen Türk vatandaşları, devletin ilgili mercilerine önce nüfus kayıt belgelerini, beraberinde yerleşim yeri yani ikametgâh belgelerini ve en önemlisi de Cumhuriyet Savcılıklarından aldıkları temiz kağıtlarını yani Adli Sicil Belgelerini vermek ve bu görevleri yapabilmelerine engel bir hukuki durumlarının olmadığını beyan ve ispat etmek durumundalar.

Yani, partilerine İlçe Yöneticisi dahi yapmalarına yasal imkân bulunamayan birine terörün bitirilmesi için resmi statü tanımlama derdine düşmüş bir anlayışla karşı karşıyayız.

Bunun bir ileri adımı daha var değerli arkadaşlar,

Şimdi bu sürecin sağlıklı yürüyüp yürümediğini takip etmek amacıyla Mecliste bir Komisyon daha kurulacak, adına da İzleme Komisyonu diyecekler.

Ortalıkta dolaştırdıkları rivayete göre bu kurulun Başkanı olarak İmralı’daki elebaşını düşünüyorlarmış.(!)

Israrla gündeme getirilen ve ısıtılan bu yöntem kabul edilebilir değildir.

Bu konu artık Sayın Cumhurbaşkanı tarafından açıkça netleştirilmelidir, doğrularıyla ve olması gereken boyutuyla ortaya konulmalıdır.

Değerli arkadaşlar,

Bilmeyenler için bir kez de buradan hatırlatayım. Çıkarılan bu çerçeve yasanın 1.nci maddesinin 1.nci fıkrasında aynen şöyle denilmektedir;

MADDE 1 – (1) Bu kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.

Daha açık nasıl söylenebilir?

Bu terörist başına Türk adaleti tarafından verilen sahip olduğu statünün dışında bir paye verilmeye çalışılmasına, olur olmaz yerlerde kendisine selamlar gönderilmesine, bu konunun daha fazla gündemde tutulup asil Türk milletinin, kadim Türk devletinin daha fazla rencide edilmesine razı olamayız.

Ve inanıyorum ki asil Türk milleti de buna asla ve asla razı olmayacaktır.

Değerli Demokratik Solcular, kıymetli yol arkadaşlarım, saygıdeğer basın mensupları,

Yaşanan sıkıntılar sadece bunula sınırlı da değildir.

Toplumsal yaşamda ciddi bir dejenerasyonla karşı karşıyayız.

Yediden yetmişe bir kısım insanımız artık tahammül noktasını aşacak şekilde bir yaşam yöntemi, davranış biçimi geliştirmekte, Türk milletinin geleneksel, toplumsal kural ve kaideleri artık uygulanamaz hale gelmektedir.

Hatta sadece Türk milletine dair değil, insan olmanın genel kurallarının dahi yok sayıldığı bir toplumsal yaşam şekli kurgulanmaktadır.

Uyuşturucudan kara paraya, fon soygunlarından ihalelere fesat karıştırmaya, kadın cinayetlerinden ilkokullara kadar inmiş şiddet olaylarına, okul saldırılarına, tarlasında 5 liraya satılan mandalinanın markete geldiğinde 70 liradan satılmasına kadar aklınıza ne gelirse..

İnanın, neresine dokunsanız elinizde kalıyor.

Sadece bununla kalsa iyi. 

Milletin devletine olan güven duyguları yok oluyor, en tehlikelisi de devletle millet arasındaki güven köprüsü yıkılma tehdidiyle karşı karşıyadır!

Sıradan tipleri bir kenara bırakıyorum, (makul görmüyorum da..) Devletin Bakanlığını yapmış siyasetçilerin konumlarını ve statülerini kullanarak milletin parasına çökmesi, bunu basit bir ticari yatırım işlemi gibi tanımlamaya çalışmaları;

Sözde din adamı kisvesi altında cemaat yapılanma çalışmalarında mütedeyyin insanların iyi niyetle verdikleri paraları zimmetlerine geçirip, milyarlarca lirayı yurt dışına kaçırmaları;

Devletin Valisi’nin kendisine emanet edilmiş kız çocuğunun, üniversite öğrencisinin cinsel taciz uğraması sonrası öldürülmesi olayının bir numaralı işbirlikçisi olarak ortaya çıkarılması;

Emniyetin Ahlak Zabıtası Müdürünün fuhuş çetesinin başı çıkması;

Belediye Başkanlarının milletin yasal hakkı olan işlemleri rüşvetle yapmaları ve kiralık kasadan geçtik kasa evler kiraladıkları ve milyarlaca paranın sahibi oldukları;

Daha ne diyeyim bilemiyorum.

Hırsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, ihalelere fesat karıştımalar, rüşvetler..

Parti Genel Başkanlarının seçimlerdeki adaylaşmalar sürecinde içine düştüğü akçeli işler, ahlak dışı ilişkiler.

Bunlar artık kabul edilemez boyutlardadır. 

Bunlara artık DUR! demenin zamanı çoktan gelmiştir.

Şimdi bugün Kocaeli’deyiz; sizin burada da İzmir Belediyesinde bu anlattıklarım yaşandı.

Ana muhalefet partisi CHP içinde yaşananları hepiniz yakından izliyorsunuz. 

Ayrılanlar da kalanlar da aynı şeyleri söylüyorlar. En dürüst biziz (!) Atatürkçülüğü demokratlığı, hukuka saygılı olmayı, dürüstlüğü, bunlar kimselere bırakmıyorlar.

Ama gel iktidar ol desen hiçbiri buna yanaşmıyor. 

Çok partili döneme geçtikten sonra bir kez bile tek başına iktidar olamamışlar, olmaya da esasen niyetleri yok!

Bu tabii ki kendi takdirleridir, bizi ilgilendiren tarafı bu olamaz.

Ama bu millet seçeneksiz değildir, üç kez devlet yönetiminde yer almış ve birinde de 66 Milletvekiliyle tek başına bu sorumluluğu üstlenmiş DSP her zaman göreve hazırdır!

Değerli basın mensupları, saygıdeğer yol arkadaşlarım,

Türkiye artık yavaş yavaş seçim sathı mailine girmiştir dersek yanlış söylemiş olmayız.

Dünya’da ve bölgemizde çok önemli jeopolitik gelişmeler ardı ardına yaşanmakta, emperyalist işgal planları, soykırımlar planladıkları şekliyle devam etmekte, kuzeyimizde Ukrayna / Rusya savaşı Karadenize yayılma ihtimaliyle birlikte alabildiğine riskli niteliğini sürdürmektedir.

Arap yarımadasında başlayan Suud - Husi çatışması, tüm bölgeyi içine alacak ve hatta İran - Türkiye - Yunanistan’ı çevreleyecek bir dünya savaşı potansiyeli de taşımaktadır.

Çok dikkatli olmak durumundayız.

Onun için Demokratik Sol Parti olarak daha güçlü şekilde seçimlere dair hazırlıklarımızı hızlandırmalıyız, teşkilat yapımızı güçlendirmeli biraz önce sınırlı ölçüde vurgu yaptığım olumsuzluklardan muzdarip olan Kocaeli’li hemşehrilerimizi 12 ilçesinin tamamında Akgüvercin’in kanatları altına toplamalıyız.

Türkiye ancak ve ancak Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize gösterdiği tam bağımsız Türkiye hedefine, Bülent Ecevit’in kuramsallaştırdığı Demokratik Sol politikalarla ve programla erişebilir.

Bu açıkça görülmektedir.

Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge ancak ve ancak bu terörü bitirmiş olan bir siyasi anlayışla, gerçek anlamda vatansever, milliyetçi, halkçı, demokrat politikaların hayata geçirilmesiyle sağlanabilir.

Yani tek çıkış yolu vardır, o da önümüzdeki seçimlerde DSP’nin öncelikle yüce Meclis'te güçlü bir kadroyla yer alabilmesidir. 

Bunu sağlayacak olan da Ecevit’in evlatları, Demokratik Sol Partinin inançlı kadroları, yılmaz savaşçıları sizlersiniz!

Demokratik Sol Partiyi yeniden Türkiye’nin birinci partisi yapmaya hazır mısınız?

Ecevit’in özenle ve önemle üzerine vurgu yaptığı “Sömürülerin en kötüsü inanç sömürüsüdür” düsturuna bağlı olarak inançlara saygılı lâikliği hâkim kılmaya, insanlarımızın din simsarlarının pençesinden kurtarılıp inançlarını özgürce yaşamalarını sağlamaya var mısınız?

Devlet işleyişinde ve belediyelerimizde yaşanan hırsızlıkların, yolsuzlukların hesabının sorulmasına var mısınız?

O zaman ilk işimiz yarından tezi yok, sokak sokak, ev ev, dükkan dükkan, tarla tarla çalışmaya başlamalısınız.

Özellikle metropol dışında yer alan İlçelerimizde daha güçlü örgütler kurmak için çaba göstermelisiniz.

Ekonomi politikasını Kalkınma köyden ve köylüden başlar diye ortaya koymuş Demokratik Sol Partinin mensupları olarak ilk durağınız köylerimiz olmalıdır.

Üreticilerimizin yanında ve yakınında olmak zorundayız.

Bu yasama yılında mevcut Büyükşehir yasasının eski haline getirilmesi için elimizden gelen tüm çabayı ortaya koyacağız, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Esasen iktidar partisine mensup Tarım Bakanından Valisine, Belediye Başkanından Sivil Toplum Yöneticilerine kadar herkes aynı fikirdedir, bunu bizzat görüyor ve biliyoruz.

Bu meşum yasayı mutlaka değiştireceğiz, köylüyü köyüne, çiftçiyi toprağına yeniden kavuşturacağız.

Onun için Güvercin yuvasının kalabalıklaşmasına yönelik çalışmalarınızı yoğunlaştıracaksınız. Sizlerden bunu bekliyorum.

En önemli başlangıç, yakın aile çevremizi bu yürüyüş kortejine katmaktan geçecektir. Aklınıza gele her akrabanızı, arkadaşınızı, yakınınızı, iş arkadaşınızı partimize kaydetmek için çaba göstermenizi istiyorum.

Kocaeli İl Kongremizin hayırlı olmasını diliyorum. 

Bugüne kadar görev yapan tüm kardeşlerime en içten şükranlarımı sunuyorum. 

Bugün seçilerek görev üstlenecek yol arkadaşlarıma da üstün başarılar diliyorum.

Bugün bizi izleyen, milletle buluşmamıza vesile olan basın emekçilerimize, kongremizin güvenli şekilde gerçekleşmesinde emek sarfeden güvenlik güçlerimizin değerli mensupları Polislerimize ve Emniyet teşkilatımıza, bu salonun hazırlanması sırasında emek sarfeden kıymetli kardeşlerimize sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Yolumuz, bahtımız açık olsun. 

Hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle kucaklıyorum. Sağolun, var olun, Allaha emanet olun.