Genel Başkanımız Sayın Önder Aksakal, Ankara İl Kongresine Katıldı.

Genel Başkanımız Sayın Önder Aksakal, Ankara İl Kongresine Katıldı.

Genel Başkanımız Sayın Önder Aksakal Ankara İl Örgütü’nün 13. Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin ekonomik sorunları, sosyal adalet, üretime dayalı ekonomi ve Cumhuriyet’in temel değerlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aksakal, DSP’nin yeniden iktidar hedefi doğrultusunda örgütlenme çalışmalarının önemine dikkat çekti. Ankara İl Örgütü’nün 13. Olağan Kongresi’nde Özge Özgül Bölük, İl Başkanlığına seçildi. 

08.11.2026

Programda yaptığı konuşmada Aksakal, "Ankara İl Örgütümüzün 13. Olağan Kongresinde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum, hepinizi en içten saygılarımla ve muhabbetle selamlıyorum.

Hoş geldiniz sefalar getirdiniz!

Bugün, Cumhuriyetimizin kalbi Ankara’da, Demokratik Sol düşüncenin geleceğine ilişkin kararlılığımızı bir kez daha ortaya koymak için bir aradayız.

Bu kongrenin ülkemize, partimize, Ankara örgütümüze ve demokrasi mücadelemize hayırlı olmasını diliyorum.

Öncelikle, bugüne kadar partimizin bayrağını taşıyan, hiçbir kişisel çıkar gözetmeden emek veren, zaman zaman zorluklarla karşılaşmasına rağmen Demokratik Sol Parti’ye, “Güvercin Yuvasına” sahip çıkan bütün yol arkadaşlarıma sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Üç gün önce bu yuvayı kuran ve bizlere emanet bırakan Onursal Genel Başkanımızın, Başbakanımızın kabri başında manevi huzurundaydık.

Orada da söz verdiğimiz gibi bu kutlu davayı yeniden iktidar gücüne eriştirmek için var gücümüzle çalışacağız, onun bize öğrettiği demokratik sol kültürü bizden sonra bayrağı teslim edeceğimiz genç kardeşlerimizin de içselleştirmesi için tüm gayretimizi ortaya koyacağız.

Halk için, devletin ve milletin birliği-dirliği için, vatanımızın bizlere emanet edildiği şekliyle bölünmeden, parçalanmadan tarihler boyunca yaşatılması için emek sarfedeceğiz.

Bunları hayata geçirmek için mutlaka iktidarda olmak gerekmiyor. Çünkü siyaset sadece iktidarda bulunmak değildir. Siyaset, zor zamanlarda da inandığı değerlerin arkasında durabilmektir.

Bizim mücadelemiz de tam olarak budur. Biz bunu geçtiğimiz 25 senede çok net bir şekilde ispatlamış ve toplumun takdirini kazanmış bir partiyiz.

Değerli arkadaşlarım,

Demokratik Sol Parti, sıradan bir siyasi parti değildir.

Demokratik Sol Parti, Bülent Ecevit’in öncülüğünde, halkın içinden doğmuş, emeği, alın terini, sosyal adaleti ve ulusal bağımsızlığı siyasetinin merkezine yerleştirmiş köklü bir siyasi harekettir.

Bizim siyasi tarihimizde Karaoğlan vardır. O esasen, bugün de Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bir siyaset anlayışının adıdır.

Ecevit, siyaseti hiçbir zaman makam ve mevki mücadelesi olarak görmedi. 

Siyaseti, halkın refahını yükseltmenin, ezilenin hakkını korumanın ve Türkiye’nin bağımsızlığını güçlendirmenin aracı olarak gördü.

1974’te Kıbrıs Barış Harekâtında gösterdiği kararlılık, köy-kent projesiyle ortaya koyduğu kalkınma anlayışı, halkçı ekonomik politikaları ve uluslararası ilişkilerdeki bağımsız duruşu, bugün de bizim için önemli bir siyasi mirastır.

Biz bu mirası sadece hatırlamak için değil, yeniden hayata geçirmek için siyaset yapıyoruz, çalışıyoruz.

Çünkü Türkiye’nin bugün ihtiyaç duyduğu şey, kavga eden değil çözüm üreten, ayrıştıran değil birleştiren, tüketen değil üreten bir siyaset anlayışıdır.

İşte Demokratik Sol Parti’nin farkı buradadır.

Bugün Türkiye’de siyasette yaşanan ağır travmanın gerçek sebebi bu hasletlerin kalıcı hale getirilememesi, siyaset kurumunun ve iktidar gücünün bireysel çıkarlar ve ikballer için kullanılmasının önüne geçilememesidir. Bu en büyük eksikliktir. 

Mevcut iktidar ve ana muhalefet partilerinin yerelde ve genelde bu gücü hoyratça ve pervazsızca kullandıklarını televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medya mecralarında yer alan paylaşımlardan rahatlıkla görüyor ve ibretle takip ediyoruz.

Türk siyasetinin bu pisliklerden mutlaka arınması gerekir, bunu gerçekleştirebilecek bir tek parti vardır; o da Demokratik Sol Partidir!

DSP, ne sağın ne de solun dar kalıplarına sıkışmış bir anlayışın temsilci değildir, temiz ve dürüst siyasetin tek adresidir.

Biz, Atatürk’ün çağdaşlaşma hedeflerini, halkçılık ilkesini, laik Cumhuriyet anlayışını, sosyal adaleti ve demokratik özgürlükleri esas alan bir siyasi geleneğin temsilcisiyiz.

Bizim yolumuz, Atatürk’ün yoludur, demokratik solun yoludur.

Değerli dava arkadaşlarım,

Bugün Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunların başında hepimizin yakından bildiği ve bizzat yaşadığı ekonomik sıkıntılar gelmektedir.

Bölgesel düzeyde ve uluslararası siyasette yaşanan sorunlar her hal ve şartta bizi de yakından ilgilendirse de önceliğimiz insanımızın refahı, huzuru ve geleceğe güvenle bakabilmesidir.

Dört yanımız savaşlarla, işgallerle, soykırımlara varan insanlık dışı olaylarla doldu.

Küresel emperyalizm ulus devletlere savaş açtı, Türkiye olarak bu yangından kendimizi koruyabilmenin gayretindeyiz.

Yaklaşık 50 bin insanımızın canına mal olmuş 50 yıldır süren bir terör belasından arınacağız. Bu toprakları kendilerine vatan sayan herkesle omuz omuza vermeye hazırız.

Ama bu duygular tek başına yeterli değil. Bakınız; emeklimiz geçinemiyor. Asgari ücretlimiz ayın sonunu getiremiyor. Esnafımız dükkânını açık tutabilmek, sattığı malı zarar etmeden yerine yenisini koyabilmek için mücadele ediyor. 

Çiftçimiz ürettiğinin karşılığını alamıyor. Gençlerimiz eğitimlerini tamamladıktan sonra iş bulabilmek için büyük bir mücadele veriyor.

Fabrikalar, kapsamlı boyutta ihracat yapan sanayi şirketleri tek tek konkordato ilan ediyor, iflas ediyor ya da en hafif şekliyle kapısına kilit vuruyor, binlerce insan işsiz kalıyor.

Bu söylediklerimiz birer hamaset değil, ülkenin maalesef gerçekleri. Bunu iktidarda bulunanlar dahi artık inkar edemiyorlar.

Biz Demokratik Sol Parti olarak diyoruz ki:

Ekonominin başarısı, yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülemez. 

Ekonominin başarısı, o ülkede yaşayan insanların refahıyla ölçülür.

Bir ülkede üretimin arttığı resmi rakamlarla artmış gösterilirken yoksulluk artıyorsa, milli gelir yükselmiş olarak ilan edilirken vatandaşın satın alma gücü düşüyorsa, ortada bir sıkıntı var demektir ve kalkınmadan söz edemeyiz.

Biz 41 yıl önce programımızı halka sunduğumuzda ekonomik modelimizi üretime dayalı, emeği koruyan, gelir dağılımında adaleti sağlayan ve sosyal devletin sorumluluklarını yerine getiren bir model olarak belirledik.

Tarımda kendi kendine yeten, sanayide teknoloji üreten, gençlerine iş sağlayan, esnafını koruyan, emeklisini insanca yaşatan bir Türkiye kesinlikle mümkündür.

Türkiye aslında zengin bir ülkedir. Önemli olan bu zenginliğini “adam gibi” dürüstçe ve çalışarak katma değere dönüştürsün.

Biz bunu 3,5 yıllık 57 Cumhuriyet Hükümeti döneminde Ecevit’in Başbakanlığında gösterdik, açıkça itiraf edemeseler de herkes bunu biliyor ve iç dünyalarında gıptayla değerlendiriyor. 

Bunun için filmi başa sarmalıyız, ithalata bağımlı değil, üretime dayalı bir ekonomi politikaları yeniden geliştirmek zorundayız.

Demokratik Sol Parti olarak güçlü bir şekilde TBMM’nde yer aldığımızda çiftçiyi üretimden koparmayacak, sanayiciyi yüksek maliyetler altında ezdirmeyecek, esnafı finansman sorunlarıyla baş başa bırakmayacak yasal düzenlemelerin mutlaka hayata geçmesi için çalışacağız.

Ve en önemlisi, çalışanların ürettiği değerden hak ettikleri payı almasını sağlayacağız.

Çünkü bizim anlayışımızda kalkınmanın temelinde insan vardır.

Değerli arkadaşlar,

Ankara, tam bağımsızlık için verilen Millî Mücadele’nin karargâhıdır. Cumhuriyetimizin kuruluş iradesinin sembolüdür. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş, bağımsız ve güçlü Türkiye idealinin başkentidir.

13 Ekim 1923’te Başkent ilan edilen Ankara aynı zamanda Cumhuriyet’in aklı, vicdanı ve siyasi iradesidir.

Ankara’nın tarihine, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine ve asil Türk milletinin geleceğine odaklanmak zorundayız.

Cumhuriyetin altı başlık altında tanımlanmış temel değerlerini yok etmeye, Anayasamızın ilk dört maddesi ile 42.nci ve 66.ncı maddelerinin değiştirilmesine ya da anlamsızlaştırılmasına yönelik hiçbir girişime izin vermeyiz, asla vermeyeceğiz.

Elbette Ankara’nın da çözüm bekleyen başka önemli sorunları da var. Yurdun her bölgesinde ve tabii özellikle büyük şehirlerde yaşandığı gibi ulaşım, trafik, konut ve kira fiyatları, su kaynaklarının yönetimi, çevre kirliliği, plansız kentleşme ve kentsel dönüşüm bunların başlıcalarıdır.

Başkentte yaşayan bir vatandaşımızın sabah işe giderken günün önemli bir dilimini trafikte geçirmesi, üniversite öğrencisinin barınma sorunu yaşaması, emeklinin artan kira ve yaşam giderleri karşısında zorlanması kabul edilebilir değildir.

Evet, koskoca Başkentte geçmişe kıyasla tabii ki görece de olsa gelişmeler yaşanmıyor mu, elbette yaşanıyor. 

Ancak Başkentin gelişimini yalnızca metropol ilçeler üzerinden değerlendirmek de gerçekçi bir yaklaşım olmaz.

Polatlı’dan Haymana’ya, Şereflikoçhisar’dan Nallıhan’a, Beypazarı’ndan Çubuk’a kadar Ankara’nın 25 ilçesinin de bu gelişmelerden oransal düzeyde pay almış olması esastır.

Bunun gerçekleştiğini söylemek de maalesef mümkün değildir.

Ankara’nın kırsalında üretim yapan çiftçimizin desteklenmesi, tarım arazilerinin korunması, su kaynaklarının doğru kullanılması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi, köylerde (ki buralar artık “mahalle” olarak tanımlanıyor) yaşayan yurttaşlarımızın da tıpkı Çankaya’da, Yenimahalle’de yaşayan yurttaşlar kadar alt yapı hizmetlerinden yararlanması gerekmektedir.

Sosyal belediyecilik böyle olur. Sosyal Belediyecilik insanı yoksulluğa mahkûm etmeyen, ona üretme, çalışma ve insanca yaşama imkânı sağlayan bir anlayıştır.

Onun için ısrarla Büyükşehir Yasasının değiştirilmesini, eski haline getirilmesini istiyoruz. 

Köylerin asıl sahiplerine, köylülere geri verilmesini istiyoruz.

Bakınız, Ege’de, Akdeniz’de sıcak bölgelerimizde yaşanan orman yangınlarının büyük çoğunluğu sahipsizlikten kaynaklanmaktadır.

Ormanlarımızı orman köylüsünün elinden aldılar, keçi beslemeyi yasakladılar, ormanlarımız bakımsız kaldı ve her yıl binlerce hektar canımız yanıyor.

Biz Demokratik Sol Parti olarak Ankara’nın yönetiminde de bu anlayışın hâkim olmasını istiyoruz.

Ankara, Cumhuriyet’in başkenti olmanın sorumluluğunu taşıyan, bütün vatandaşlarına eşit hizmet götüren, çağdaş, yeşil, güvenli ve yaşanabilir bir kent olmalıdır.

Bu iradeyi korumak ve gelecek kuşaklara taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Kongremizin tekrar hayırlı olmasını diliyorum, bu toplantımızı en güzel şekliyle organize eden başta İl Başkanımız Sayın Özge Özgül Bölük arkadaşımıza ve Yönetim Kurulundaki arkadaşlarımıza, İlçe Başkanlarımıza huzurunuzda teşekkür ediyorum.

Bu salonda bizlere yardımcı olan tüm otel çalışanlarına da emekleri için şükranlarımı sunuyorum.

Yeni çalışma döneminde üye sayılarımızın hızlıca artırılması için yapacakları çalışmalar başta olmak üzere Demokratik Sol Partinin yeniden iktidarı yolunda kendilerine üstün başarılar diliyorum.

Yaşasın Demokratik Sol Parti, yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! 

Ne mutlu Türk’üm diyene!"