Genel Başkanımız Önder Aksakal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, NATO Zirvesi, terörle mücadele süreci ve ÖSYM'nin YKS'deki soru hatalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aksakal, Terör örgütünün son açıklamalarını eleştiren Aksakal, TBMM'de terör örgütünün talepleri doğrultusunda herhangi bir yasal düzenleme yapılmaması çağrısında bulunarak, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'a "Çerçeve Yasa" veya "Kök Yasa" adı altında düzenleme getirilmemesi yönünde çağrı yaptı. YKS'de tespit edilen soru hatalarına da tepki gösteren Aksakal, ÖSYM Başkanı ile soru hazırlama kurulunun görevden alınmasını istedi.
Genel Başkanımız Önder Aksakal, yapığı açıklamasında; "Türkiye önemli bir sürecin eşiğinde ve aynı önem değerinde olayların bir arada yer aldığı dönemi yaşıyor.
Bakınız;
NATO üyesi ülkelerin Devlet Başkanları, Başbakanları bu büyük zirvede bir arada olmak üzere Türkiye’de toplanıyor.
Biz Demokratik Sol Parti olarak her ne kadar NATO adı altında bir paktın günümüzde artık kuruluş gerekçelerini kaybetmiş olmasına ve sadece ABD’nin çıkar ve hedeflerine hizmet eder noktaya evrildiğini düşünüyor isek de hukuki realite karşısında devletimizin güçlü görünmesi konusunda da her zaman olduğu gibi milli duruşumuzu ortaya koyarız.
Bu zirve sürecinde Türkiye’nin milli politikaları konusunda tavizkâr bir yaklaşım içerisinde olmayacağına inanıyoruz.
Ancak başta ABD olmak üzere küresel emperyalizmin bölgemiz üzerindeki hedef ve niyetleri henüz canlılığını koruyor ve özellikle Ortadoğu’da İsrail ile birlikte kurguladıkları yeni yapılanmanın (buna ister Büyük Ortadoğu Projesi deyin ister Büyük İsrail Projesi deyin fark etmez) bunların hayata geçirilmesi için her türlü stratejiyi, her türlü ayak oyununu, her türlü komployu yapacak karakterde ve kararlılıkta olduklarını görmek zorundayız, gözden uzak tutmamalıyız.
Bölgemizde ve ülkemizde 40 yıldır başımıza musallat ettikleri terör örgütü PKK ile ilişkilerini de asla ve kat’a kesmiş değillerdir.
Siz bakmayın o Amerika’nın PKK’yı terör örgütü listesine aldığına.
Onlar bu örgüte değişik isimler vererek kendilerince meşrulaştırma gayreti içine girdiler ama kadim Türk devletinin bu numaralara karnı toktur.
Türkiye’nin bölgedeki hakimiyeti ve ağırlığını özellikle Suriye’de yaşanan yönetim ve rejim değişikliği sırasında görenler yeni bir oyunun peşindedirler.
Bunun adı sözde PKK ve türevi terör yapılanmalarının yönetici kadrolarını, militanlarını hiçbir bedel ödenmeden toplumsal yaşama entegre etme projesidir.
Türkiye bunun samimi şekilde gerçekleşebilmesi için her türlü riski göze alarak büyük bir fedakârlık örneği sergilemiş Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu oluşturarak toplumun bütün kesimlerini dinlemiş ve nihai bir raporu oy birliğiyle yayınlamıştır.
Değerli basın mensupları,
Terörist her zaman teröristtir! Bunu asla unutmayalım
Bunların derdi ülkede birlik ve beraberlik değil tetikçiliğini yaptıkları küresel emperyalist devletlerin emir eri olmaya devem etmektir.
Bunlar güya silahları yakmıştı değil mi?
Sözde bir kurultay toplayıp PKK’yı fesh ettiklerini söylemişlerdi.
Bakın bugün bu toplantıyı yapma zorunluluğunu hissetmemin ana sebebi bu konu üzerinedir.
Türkiye’de ve meclis çatısı altında da çok değişik girişimlerle karşı karşıyayız. Çok tehlikeli bir süreçteyiz, bunu kullanan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bu yüce meclisi buna alet etmeye çalışan bir kesim var, bir çaba var bunun mutlak surette önemsenmesi gerekiyor.
Bugün bunun için buradayız.
Şimdi bunlar PKK’yı fes ettiklerini söylediler güya.
Tabii bu nasıl fesihtir bilemeyiz.. “yaşasın Apo, yaşasın PKK” sloganlarıyla yapılan bir kurultayda bir örgüt nasıl feshedilir bunu sizlerin ve milletimizin takdirine bırakıyoruz.
Bütün bu süreç boyunca terörist başının serbest bir yaşama kavuşturulmasını, tüm teröristlerin sorgusuz sualsiz sosyal yaşama katılmalarını istediler ve istemeye de devam ediyorlar.
Biz her fırsatta dile getirdik ve dile getirmeye de devam edeceğiz.
Bunlar silah falan bırakmış değiller ve asla bırakmayacaklar.
Kendileri de zaten bunu açıkça beyan ediyorlar. Siyaset arenasında sözlerine itibar edilen fakat maalesef bunu anlamakta zorluk çeken ya da bunun zamanla çözüleceğine inananların varlığı bizleri derinden kaygılandırmaktadır.
Komisyon Raporu çok açık ve sarih, çok net.
Bunları sizlerle paylaşmaktan biz usandık, yorulduk, kusurumuza bakmayın ama olay önemli.
“Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” mottosuyla çıktığımız yolda terör örgütünün üst yapısı KCK elebaşları ne diyor bakın;
Değerli Arkadaşlar, şimdi bunlar güya PKK’yı feshedilir, değil mi?
Biz de dedik ki bu PKK yeterli değil. SDG, YPG, PG, KCK, Avrupa’daki diasporası bütün hepsinin tasfiyesi gerekir. Bu raporun içeriği ve yönetimi bu.
Bakın adamlar basın toplantılarını yapıyorlar ve Türkiye’ye ayar çekiyorlar akılları sıra ne demiş?
Dün yazılı açıklama yapmışlar;
Bu açıklamada diyor ki bu teröristler "Önderlikle görüşüp tartışmadan, hareketimizin görüşü alınmadan 'Şöyle bir yasa çıkacak, içeriğinde şu şu olacak' demek bir oyun, dayatma, hatta bir komplo olarak değerlendirilir diyor, bakar mısınız? Yani terör örgütü kendisini Türkiye Cumhuriyeti Devletiyle ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu iradesiyle eşit düzeyde tutma küstahlığına ermiş duruyor.
Burada nitekim diyor, Numan Kurtulmuş Meclis Başkanımız için söylüyor bunu 'Şöyle bir yasa çıkacak, gelen gelir, gelmeyen olursa onlara karşı da gereken yapılır' biçiminde bir açıklamada bulundu diyor.
Dikkat edin, Sayın Numan Kurtulmuş’a da ayar çekiyorlar.
Bu örgütle ilgili bir karar bütünlüklü alınır ve bütünlüklü uygulanır.
Değerli Arkadaşlar daha neler var.
Özgürlük hareketimiz ancak bütünlüklü yasaları ve adımları dikkate alır. Yani sizin çıkaracağınız yasalar falan bizi ilgilendirmez diyor. Yoksa bir kısım gelir, bir kısım gelmez gibi bir durum olmaz. (Yani neymiş? Biraz önce belirttiğim gibi topyekûn bir genel af bekliyorlar, hiçbir bedel ödemek istemiyorlar) onlar söylüyor bu Sorun sadece savaşçıların silah bırakması değildir. Tabii ki bu hareketin savaşçısına ve yönetimine karşı tutum da tek olur. Yani suç işlememiş ya da silahını teslim etmiş onların tabiriyle savaşçısına ne uyguluyorsan Kandil’deki ele başına da Avrupa’daki diasporanın ele başına da aynı muameleyi uygulamak zorundasın diyor devlete. Farklı bir yaklaşım içine girmek bu süreci sabote etmek olur." diyor!
Bakar mısınız küstahlığa?!
Bana göre asıl sabotaj bu açıklamayla beraber gerçekleşmiştir. Bu süreç artık ağır yara almıştır. Bunu daha fazla süründürmenin de hiç kimseye, devlete de bir faydası yoktur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yüce Meclisi yapacağı kanunu önce terör örgütüne gönderecek, onlar da İmralı’daki bebek katiliyle bunu istişare edecekler. Onların “olur” vermeleri sonrasında genel kurulda görüşerek yasalaştırabilecek. Buradaki milletvekilleri de saf ya hepsi el kaldıracakmış, kabul edecekmiş.
Tek kelimeyle PES artık! diyoruz.
Terör örgütünün Meclisteki uzantıları da her fırsatta bunu gündemde tutmaya devam ediyor. Onlar bu tekerlemelerine devam edebilirler.
Buradan yüce Meclisin vatanını, milletini, devletini seven, on binlerce şehidimizin acısını yüreğinin derinliklerinde hisseden saygın Milletvekillerine de seslenmek istiyorum.
Sizler böyle bir sonuca razı mısınız?
Evinize gittiğinizde çocuklarınızın yüzüne bakabilecek misini?
Buradan açık ve net olarak söylüyorum.
Teröristlerin teslim olmaları için her türlü yasal düzenleme mevcut hukuk sistemimizde mevcuttur, dolayısıyla ilave bir yasaya da gerek yoktur.
Buradan Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’a açık çağrıda bulunuyorum.
Adı ne olursa olsun, “Çerçeve Yasa” “Kök Yasa” adı altında bu vatan hainlerinin talepleri doğrultusunda bir yasal düzenlemeyi yüce Meclisin gündemine getirirseniz tarih önünde asil Türk milleti bunu asla unutmayacaktır!
Bu teröristler olayı öyle bir ileri aşamaya taşımışlar ki değerli arkadaşlar ne diyor “Rehber APO diyor bu süreci de ancak özgür çalışır koşullarda yürütebilir diyor. Özgür çalışır koşullar ne demek? Bunu diyor İmralı’dan çıkaracaksınız. Kendisine bir çalışma ortamı sağlayacaksınız, bir sekretarya sağlayacaksınız, haberleşme özgürlüğü sağlayacaksınız.” E farkını verelim Mecliste de bir oda versinler burada gelsin hep beraber çalışsınlar, artık bu noktaya gelmiş durumdalar.
Rehber APO’nun özgürlüğünü özgür yaşar ve çalışır koşulları içermeyen bir politika ve pratikleşmeyi halkımız ve hareketimiz başından beri kabul etmeyeceğini ortaya koymuştur. Bunlarda söylüyorlar bu iş bitmiştir artık bunu daha fazla süründürmenin alemi de yoktur.
Değerli basın mensupları,
Geçmişte FETÖ terör örgütünün hegemonyası altında sınav sorularının çalınmasıyla akıllarda yer eden Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi adı altında yani ÖSYM adı altında bir kurum var bu kurum bugün bir başka skandala daha imza atmıştır.
Yükseköğretim Kurumları Sınavına katılan çocuklarımızın önlerine bıraktıkları sorularından birinin tamamen yanlış, birinin de cevap şıkkı yanlış olduğu ortaya çıktıktan sonra giriştikleri “düzeltme çabaları” tam bir trajikomedi örneğidir.
Buradan sormak isterim; koca koca profesörlerin başında olduğu bir kurum yanlış soru sorabilir mi?
Yada sorduğu soruda yanlış cevap seçeneği sunabilir mi?
Bu kurumda, yani ÖSYM’de “Sınav Komisyonu” adında bir kurul da var. Burada görev yapanlar da konularında sözüm ona uzman akademisyenler. Profesörler, Doçentler, Dr. Öğretim Üyeleri vs.
Bunlar bütün sene boyunca ne yapmış olabilirler sizce?
Öyle ya sınavlar bitti bir sonraki senenin sınavlarına hazırlık yapılacak, bir sene boyunca soru hazırlıyor bu adamlar güya netice itibariyle 500 – 600 soru hazırlıyorsunuz, başka bir işiniz de yok!
Bütün sene maaşınıza ilaveten huzur hakkı da alıyorsunuz ve sonuçta sorduğunuz soruların biri yanlış, birinde de sunduğunuz cevaplar yanlış çıkıyor.
Allah sizi bildiği gibi yapsın, başka söylenecek söz de bulamıyorum.
Değerli basın mensupları,
Bakınız; böyle bir durum karşısında onurlu bir yönetici ise yapılacak ilk iş ÖSYM Başkanı’nın görevden affını istemesidir!
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy eğer buna cesaret edemiyorsa Sayın Cumhurbaşkanı bu zatı derhal görevden almalıdır ve beraberinde de bu soruları hazırlayan kuruldaki üyeleri de derhal değiştirmeli, hatta bu soru hazırlayanların “Akademik Yeterlilik Sınavına” tabi tutulması talimatını vermelidir.
Bu konu ciddi bir konudur ve şakası da yoktur!
Biliyoruz ki bunlar her dakika dini değerleri istismar ederek pozisyonlarını korumaya çalışan yetersiz ve yeteneksiz kişilerdir.
Bunları korumak ve kollamak her şeyden önce Sayın Cumhurbaşkanımızın yönetimsel bir zafiyetin tarafı olmaya itecek, dünyanın önemli devletlerinin Başkanlarının, Başbakanlarının, Meclis Başkanlarının misafirimiz olduğu bu günlerde böyle bir konunun yaşanmış olması bölgesel düzeydeki gücünü tartışmaya açacak, sorgulatacak potansiyele sahiptir."