Genel Başkanımız Aksakal’dan; Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sonsuza Dek Yaşayacaktır!

Genel Başkanımız Aksakal’dan; Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sonsuza Dek Yaşayacaktır!

Genel Başkanımız Önder Aksakal, TBMM Genel Kurulu'nda Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada, Kıbrıs harekâtın Türk milletinin en haklı ve onurlu mücadelelerinden biri olduğunu belirtti. Kıbrıs'ta iki devletli çözüm dışında hiçbir formülün masada olmayacağını ifade eden Aksakal, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünün kırmızı çizgi olduğunu vurguladı. Mavi Vatan'daki haklardan taviz verilmeyeceğini vurgulayan Aksakal, KKTC'nin uluslararası alanda tanınması için diplomatik girişimlerin artırılması çağrısında bulundu. Konuşmasının sonunda Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Dr. Fazıl Küçük, Rauf Denktaş, şehitler ve gazileri rahmet ve minnetle andı.

17.07.2026

Genel Başkanımız Sayın Önder Aksakal konuşmasında; "Kıbrıs Barış Harekâtının 52.nci yıldönümü münasebetiyle Demokratik Sol Parti olarak duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak üzere huzurlarınızdayım, yüce heyetinizi ve tüm iletişim mecralarından bizleri izleyen aziz yurttaşlarımızı en içten saygılarımla selamlıyorum. 

Evet; dört gün sonra Türk milletinin tarihindeki en şanlı, en haklı ve en onurlu sayfalarından birinin; Kıbrıs Barış Harekâtının 52.nci yıldönümünü kutlayacağız.

Ne garip tesadüftür ki dün 10.ncu yılını andığımız FETÖ darbe kalkışmasının aynı tarihinde bundan 52 yıl önce yine bir 15 Temmuz’da Kıbrıs Adasında da hain bir darbe gerçekleştirildi. 

15 Temmuz 1974’te, adadaki soydaşlarımızın canına, namusuna ve varlığına kasteden karanlık EOKA terör örgütü, Kıbrıs’taki soydaşlarımızı tümden yok etmeyi hedefine koymuş, Kıbrıs’ı bir Yunan adası yapmaya kalkışmıştı.

Bugün olduğu gibi her türlü darbeye en kararlı şekilde karşı duran Demokratik Sol anlayışıyla bu siyasetin kuramcısı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit hiç tereddüt etmeden kahraman Türk askerini adaya göndermiş ve Kıbrıs Türkünün yalnız olmadığını tüm dünyaya ilan etmiştir.

Sayın Başkan, değerli Milletvekilleri,

Kıbrıs Barış Harekâtı, emperyalizmin Akdeniz’deki planlarına indirilmiş en büyük tokatlardan biridir. 

Demokratik Sol Parti olarak bizim için bu harekât, sadece askeri bir başarı değil, ulusal onurun, bağımsızlığın ve mazlumun yanında durma kararlılığının simgesidir.

Bülent Ecevit’in o dönem tüm dünyaya ilan ettiği “Biz aslında savaş için değil, barış için ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada'ya gidiyoruz.” şeklindeki tarihi sözler, bizim bugün de rehberimizdir.

Nitekim öyle de olmuştur. 1974’ten bu yana adada tek bir damla kan akmamış, her iki topluma huzur ve güven ortamı getirdiği gibi aynı zamanda Yunanistan’daki cunta yönetiminin de devrilmesine, Yunanistan’a da demokrasi gelmesine katkı koymuştur. 

Harekâtın getirdiği bu barış ortamı üzerinde yükselen Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk milletinin adadaki bağımsızlık mührüdür ve bu mühür asla sökülemeyecektir.

Ancak bugün görüyoruz ki, yarım asır önce sahada aldıkları yenilgiyi hazmedemeyenler, masada ve diplomasi koridorlarında Kıbrıs Türkünün kazanımlarını gasp etmeye çalışmaktadırlar.

Uluslararası güçler ve Rum yönetimi, "federasyon" adı altında Kıbrıs Türkünü azınlık statüsüne düşürmek, Türkiye’nin garantörlük hakkını elinden almak ve adadaki Türk varlığını zamanla eritmek istemektedirler.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’deki meşru hakları, kıta sahanlıklarımız ve deniz yetki alanlarımız tek taraflı haritalarla, hukuksuz anlaşmalarla kuşatılmaya çalışılmaktadır.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son yıllarda hız verdiği silahlanma faaliyetleri ve adayı yabancı askeri güçlerin üssü haline getirme çabaları, Doğu Akdeniz’in huzurunu açıkça tehdit etmektedir.

Bu girişimlerde bulunanlar ve destek veren ülkeler bilmelidirler ki Türkiye Cumhuriyeti hali hazırda Kıbrıs Adası’nın üç garantör devletinden biridir.

Yine bilinmelidir ki, Kıbrıs Türkünün egemenliğini yok sayan, onu ambargolarla dünyadan tecrit etmeye çalışan her türlü girişim bizim gözümüzde yok hükmündedir!

Biz, gücünü Ecevit’in kararlılığından alan Demokratik Sol Parti olarak, buradan hem içerideki işbirlikçilere hem de dışarıdaki emperyalist odaklara sesleniyoruz:

Birincisi; Kıbrıs’ta artık iki devletli çözüm dışında hiçbir formül masada olamaz! 

Yıllarca sürdürülen ve Rum tarafının uzlaşmaz tavrı yüzünden çöken müzakere süreçleri göstermiştir ki çözüm ancak ve ancak Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin eşit egemenliği ve eşit uluslararası statüsüyle bağımsız bir devlet olarak tanınmasıyla mümkündür.

İkincisi; Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü bizim kırmızı çizgimizdir!

Türk askerinin adadaki varlığı, Kıbrıs’ta barışın ve istikrarın tek güvencesidir. Askerimizin adadan çekilmesini, garantörlük haklarımızın sulandırılmasını teklif dahi etmek gaflettir, hıyanettir.

Üçüncüsü; Mavi Vatan’daki haklarımızdan tek bir geri adım atmayacağız! 

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin deniz yetki alanlarındaki hakları, Türkiye’nin haklarından ayrı düşünülemez. 

Doğu Akdeniz’de bizi kendi kıyılarımıza hapsetmek isteyenler, karşılarında yine 1974’ün sarsılmaz iradesini bulacaklardır.

Sayın Başkan, değerli Milletvekilleri

DSP olarak, Kıbrıs davasını sadece bir dış politika sorunu gibi görmüyoruz. Kıbrıs bizim için milli bir varoluş, vatan savunması ve tarihsel bir sorumluluktur.

Bugün yapılması gereken en acil iş, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanınması için tüm diplomatik imkanları seferber etmektir. 

Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere, dost ve kardeş ülkelerle ilişkiler güçlendirilmeli, Kıbrıs Türklerinin maruz kaldığı haksız ambargolar mutlaka kırılmalıdır.

Kıbrıs Türk halkı yalnız değildir, hiçbir zaman da yalnız kalmayacaktır.

Arkasında 86 milyon halkıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve DSP’nin sarsılmaz iradesi vardır.

Bu duygu ve düşüncelerle, Kıbrıs Barış Harekâtının 52.nci yıldönümünü ve Kıbrıs Türkünün Barış ve Özgürlük Bayramı’nı en kalbi duygularımla gururla kutluyorum.

Bu kutlu günün yıldönümünde; harekâtın kararını büyük bir devlet adamlığı ve cesaretle alan Onursal Genel Başkanımız “Kıbrıs Fatihi” Bülent Ecevit’i, dönemin Başbakan Yardımcısı “Mücahit” Necmettin Erbakan’ı, Kıbrıs Türkünün varoluş mücadelesinin lideri Dr. Fazıl Küçük ve KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı “Toros” Rauf Denktaş’ı, canlarını bu topraklar için feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmetle; kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır!

Ne mutlu Türk’üm diyene!"