Genel Başkanımız Önder Aksakal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifini” değerlendirdi. Teklifin genel çerçevesiyle olumlu olduğunu belirten Aksakal, metinde yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve şeffaflık açısından demokratik noksanlıkların bulunduğunu vurguladı. “47 yıldır süren terör sarmalından çıkmak tarihi bir eşiktir” diyen Aksakal, silahların tamamen susması, anaların gözyaşlarının dinmesi ve terörün sona ermesi amacıyla yasa teklifine “Evet” diyeceklerini açıkladı. Aksakal, “Bizim verdiğimiz onay, yasanın kusurlarına değil, devletimizin terörü bitirme iradesine verilmiş bir destektir” ifadelerini kullandı.
Genel Başkanımız Sayın Önder Aksakal konuşmasında; "Aylardır beklenen “Çerçeve Yasa” teklifi nihayet eşine demokrasi tarihimizde az rastlanır çoğunlukta imza ile yani 360 Milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığına sunuldu.
Tabii bu teklifin neticede kaç Sayın Milletvekilinin imzasıyla sunulduğundan ziyade, amacı kapsamında neyi hedeflediği ve nasıl bir sonuca ulaşılacağı daha önemlidir.
Demokratik Sol Parti tarafı olarak bu teklife Meclis Başkanlığına sunulduğu gün ulaştık, yani 05 Ağustos 2026 Çarşamba günü tam olarak içeriğine vakıf olduk
Yasanın Meclise sunulduğu tarih de ilginç bir rastlantıdır.
Zira tam bir yıl önce “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” mottosuyla parlamentodaki 11 Parti’nin katılımıyla kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ilk toplantısının yapıldığı tarihin yıldönümünde gündeme geldi.
Sizler de yakından takip ettiğiniz gibi Demokratik Sol Parti olarak biz bu Komisyon çalışmalarına tüm iyi niyetimiz ve gayretimizle katıldık, katkı verdik, partimizin görüşü olarak ortaya koyduğumuz başlıklar çerçevesine büyük oranda uyumlu, hakikaten altına gönül rahatlığıyla imza atabileceğimiz bir rapor metni yazıldı ve sonrasında sonuçlarını beklemeye koyulduk.
Canalıcı noktası itibariyle tüm Komisyon üyeleri tarafından imzalanan raporun 6.ncı maddesi altındaki 1.nci başlıkta örgütün silah bırakması “kritik eşik” olarak tanımlanmıştı.
Buna göre; terör örgütü PKK ve türevleri YPG, PYD, PJAK, SDG, KCK, Avrupa Diasporası tümüyle tasfiye edilip sahip oldukları silah ve mühimmatların son kurşununa kadar güvenlik güçlerine teslim edilmesi ve bunun Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenlik birimlerince tespit ve teyidinin yapılması sonrasında bir yasal çalışma yapılması benimsenmiş, bugün itibariyle istenilen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” olarak yasanın çıkarılması öncelenmiştir.
Bizler Onursal Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in Başbakanlığında Demokratik Sol Parti'nin 1999 yılında 66 Milletvekiliyle tek başına kurduğu 56. Cumhuriyet hükümeti olarak PKK terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ı Kenya'da yakalayıp, bağımsız Türk yargısına teslim eden bir misyonun bugünkü temsilcileriyiz.
Biz Demokratik Sol Parti olarak 1999 yılında PKK ile birlikte domuz bağı cinayetleriyle anılan Hizbullah dahil her türlü terörü bitiren bir Partiyiz.
O gün güvenlik güçlerimizin başarılı operasyonu ile PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ı Kenya'dan getiren Türkiye Cumhuriyeti devleti ve güvenlik güçlerimizin kararlı gücüdür.
Geldiğimiz noktada açıkça görülmektedir ki kadim Türk devletinin kararlı duruşu ve tavizsiz politikaları sonucunda bugün terör örgütü PKK silahlı saldırılarla bir yere varamayacağını ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenlik güçleriyle baş edemeyeceğini anlamış, nihayetinde pes ederek kendini lağvettiğini bütün dünyaya duyurmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti de yıllardır süren terörle mücadelesinin ve özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin kalıcı bir şekilde sağlanması için TBMM'deki komisyon çalışmalarının sonucu olarak, ortak akılla hazırlanan bir çerçeve yasa teklifi hazırlayarak her partiden Milletvekillerinin imzası ile yüce Meclise sunulmuştur.
Şimdi yönümüzü toplumsal barışa, kaynaşmaya, demokrasimizi daha da yüceltmeye, geliştirmeye ve ekonomide yaşanan sıkıntıları en kısa sürede aşarak dünya konjonktüründe şahlanışa geçme zamanıdır.
Değerli basın mensupları,
Sadece ülkemiz değil, içinde bulunduğumuz coğrafya küresel emperyalizmin ağır tehdidi altındadır.
107 yıl önce yurdun dört bir yanını fiili olarak işgal etmiş olan emperyalist devletlere karşı yedi düvele meydan okumuş asil Türk milleti elbette bu işgalci soykırımcı Siyonist – evanjelistlerin yeni oyunlarını da bozacak, onların hain planlarını ters yüz edecek tarihsel tecrübeye ve sarsılmaz iradeye de sahiptir.
O gün nasıl ki bu topraklar üzerinde yaşayan, bu toprakları kendine vatan edinmiş her etnik kökenden ve her inançtan yurttaşıyla gerektiğinde kazmayla – kürekle canımızı ortaya koyabilmişsek, bugün sahip olduğumuz çok daha üstün savunma sanayi imkânlarımızla da aynı kararlılığı kol kola, omuz omuza gösterebiliriz.
Gün o gündür!
Biz Demokratik Sol Parti olarak, bir devlet politikası olarak sürdürülen bu süreçte, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurum ve kuruluşlarına tereddütsüz güvenimiz tamdır.
Bu anlamda TBMM'ne sunulan yasa teklifini partimizin yetkili kurullarında en ince ayrıntısına kadar inceledik, değerlendirdik, genel olarak olumlu bulduk.
Ben de Partimizin Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili olarak yasa teklifini bugün imzalayacağım.
Yasa teklifi TBMM'de görüşülürken, geneli ve maddeleri üzerindeki yapıcı, devletimizin, halkımızın, terörle mücadelede yitirdiğimiz aziz şehitlerimizin, saygıdeğer kahraman gazilerimizin yararına olan görüşlerimizi açıklayacağız.
Demokratik Sol Parti her zaman, içeride huzur, dışarıda onur için siyaset yapmıştır ve bu anlayışıyla siyaset yapmaya devam etmektedir.
Bu davranışımız, siyasette doğrultu tutarlılığımızın bir gereği güvenilirliğin ve dürüstlüğün göstergesidir.
Türkiye Cumhuriyeti, 47 yıldır enerjisini, kaynaklarını ve en önemlisi evlatlarını yutan terör sarmalından çıkmak için tarihi bir eşiktedir.
Devletimizin, asayişi tesis etmek ve silahlı şiddeti kalıcı olarak sonlandırmak amacıyla Meclis'e sunduğu “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, ülkemizin kaderini tayin edecek ağırlıkta bir adımdır.
Demokratik Sol Parti olarak, bu yasa teklifini hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve toplumsal katılım ilkeleri açısından büyük bir titizlikle inceledik.
Metin içerisinde; yargı bağımsızlığını zedeleyebilecek bürokratik kurulların yetkilerini, kuvvetler ayrılığını esneten mekanizmalar ve sürecin şeffaflığını gölgeleyebilecek aşırı yetki donatımları gibi bir takım demokratik noksanlıkların varlığını da tespit ettik.
Ancak devlet yönetmek ve milletin geleceği adına siyaset yapmak, kriz anlarında ulusun âli menfaatleri uğruna en zor kararları alabilme cesaretidir.
Milletimizin bedeninde 47 yıldır süren ve her gün canımızı yakan bu ağır kanama durdurulmadan; üzerine inşa edilecek hiçbir demokrasinin, hiçbir hukuki tartışmanın ve hiçbir siyasi rekabetin anlamı yoktur.
Acil olan, öncelikli olan ve hayati olan; silahların tamamen susması, anaların gözyaşının dinmesi ve Türkiye'nin bu ağır travmadan çıkarılmasıdır.
Bugün siyaset sahnesinde; bir yanda hiçbir çözüm sunmadan salt retçi bir milliyetçilikle statükoya sarılanları, diğer yanda ise kapalı kapılar ardında pragmatik siyasi pazarlıklarla sürece eklemlenenleri ibretle izliyoruz.
Demokratik Sol Parti; siyasi rantın, pazarlıkların veya kısır çekişmelerin değil, “Devlet Adamlığı”nın ve kadim Türk milletin partisidir.
Bu bilinçle;
Kanun teklifinin barındırdığı demokratik eksiklikleri ve hukuk devleti idealinden sapma risklerini tarihe ve Yüce Türk Milleti'nin vicdanına bir "şerh" olarak düşüyoruz.
Fakat, bir tek evladımızın dahi burnunun kanamaması, ülkenin prangalarından kurtulması, terörün ebediyen topraklarımızdan ve bölgemizden silinmesi için bu yasa teklifine "EVET" diyeceğiz.
Bizim verdiğimiz onay; yasanın kusurlarına değil, devletimizin terörü bitirme iradesine verilmiş bir destektir.
Bizim onayımız olası bir siyasi ajandaya değil, Türkiye'nin barışa olan yakıcı ihtiyacınadır.
Bugün “Devletimizin bekası ve milletimizin huzuru” diyerek silahların susması için sorumluluk alıyoruz.
Ancak yarın sabahtan itibaren yegâne görevimiz; bugün şerh düştüğümüz o antidemokratik boşlukları doldurmak, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve "Terörsüz Türkiye’yi ayrıcalıksız, eşit yurttaşlık temelinde “Tam Demokratik Türkiye” ile taçlandırmaya çalışmak olacaktır.