Partimizden Haberler

DSP Parti Meclisi Ve İl Başkanları Hafta Sonunda Toplandı.

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Sayın Önder AKSAKAL başkanlığında 13 Ekim 2018 Cumartesi günü DSP İl Başkanları, 14 Ekim 2018 Pazar günü de Parti Meclisi, DSP Genel Merkezinde toplandı.

31 Mart 2019’da yapılacak olan Mahalli İdareler Genel Seçimi çalışmalarının, aday belirleme kriterlerinin ve Yerel Seçimler Bildirgesinin taslağı üzerinde görüşmelerin gerçekleştiği toplantılar sonucunda şu açıklamanın yapılması benimsendi.

  • Türkiye tam bir tükenmişlik noktasında siyaseten can çekişmektedir.
  • Ekonomik göstergeler ve toplumsal yaşam ortamı had safhada gergin, çarşı – pazar yangın yeri, devlet-millet ilişkilerinde alabildiğine bir güvensizlik ve tedirginlik, halkın devlete dair bağlılık duygularında ciddi bir erozyon hali, tanımı ve anlatımı zor bir sürecin içine sürüklendik.
  • Osmanlının çöküş sürecinin neredeyse birebir aynı şartları hep birlikte ibretle takip ediyoruz.
  • Edilgen, teslimiyetçi, şantaj ve tehditler altında görev yapan bir yönetim ve esasen ne olduğu belirsiz bir devlet yapılanması Türk milletine zorla dayatılmaya çalışılıyor! Bu kabul edilemez!
  • Parlamento yapısı tamamıyla egemen sistemin güdümünde ve kontrolünde çalışmalarını sergiliyor, yapılan kayıkçı kavgalarıyla millet uyutuluyor.
  • Hukuk, adalet, ekonomik ve toplumsal güven ortamı, bu yapı eliyle tamamen ortadan kaldırıldı.
  • Geleceğinden umutsuz bir halk kitlesiyle karşı karşıyayız.
  • DSP’nin yeniden iktidarı artık zorunluluk halini almıştır ve bu iktidar Yerel Yönetimlerden başlayacaktır.
  • Hedefimiz 2023 Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimleridir.
  • İlk kez siyasete girecek olanlar dahil olmak üzere, geçmişte gerek DSP’de gerekse başka diğer partilerde siyaset yapmış olup da ARTIK YENİDEN DSP düşüncesinde olabilecek adaylarla DSP kriterlerinde olmak kaydıyla kucaklaşabilmeyi içimize sindirebilmeliyiz.
  • Geçmişin olumsuzluklarından ders çıkarmayı başarmış ve bundan böyle DSP çatısından ayrılmadan halka ve hakka olan inancıyla görev yapmayı taahhüt eden ve en önemlisi bundan emin olabileceğimiz tüm yurttaşlarımızı DSP’ye davet ediyoruz.

DSP’nin kurucusu ve Demokratik Sol programın kuramcısı Bülent ECEVİT’in söylediği gibi Türkiye sana mecbur DSP, biz sana mecburuz DSP! 

[tie_slideshow]

[tie_slide] [/tie_slide]

[tie_slide] [/tie_slide]

[tie_slide] [/tie_slide]

[tie_slide]  [/tie_slide]

[tie_slide]  [/tie_slide]

[tie_slide]  [/tie_slide]

[/tie_slideshow]

 

AKSAKAL: “DSP, Halkın Sığınacağı En Güvenli Limandır.”

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, yaklaşan Mahalli İdareler Genel Seçimine ilişkin çalışma stratejilerini, yöntemlerini ve aday kriterlerini değerlendirmek üzere toplanan Başkanlık Kurulu öncesinde bir basın toplantısı düzenledi.

31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler Genel Seçimlerine DSP olarak katılacaklarını ifade eden AKSAKAL  “Belediye Başkanlığı, Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi Üyeliği görevlerini üstlenerek halkımıza, Cumhuriyetin kuruluş ruhuna sahip olarak ve Demokratik Sol ilkeler çerçevesinde hizmet etmeyi benimseyen tüm yurttaşlarımızı ak güvercinli mavi bayrağımızın altında toplanmaya davet ediyorum.” dedi.

DSP Genel Başkanı AKSAKAL’ın basın açıklaması şöyle:

Saygıdeğer basın mensupları,

Ülkemizin bugün içinde bulunduğu şartları ve görünümünü kısaca değerlendirecek olursak Türkiye, 16 yıl öncesinin fersah fersah gerisinde, ekonomik olarak tükenmişliğin, dış ilişkilerde itibarsızlığın, toplumsal olarak da yokluk, yoksulluk ve yolsuzluğun pençesinde can çekişir durumdadır.

Türk milleti yeni bir rejimle yüzyüze bırakılmıştır.

Bu rejimin kayıtlardaki ismi her ne kadar “Cumhuriyet” ise de fiiliyatta doğrudan faşizmdir.

Demokratik kural ve teammüllerin tamamen ortadan kaldırıldığı, hak ve eşitlik ilkelerinin yok edildiği, yürürlükteki yasaların herhangi bir hükmünün kalmadığı, sadece tek bir iradenin hüküm sürdüğü sistemlerin adıdır faşizm.

Küresel egemen sistemin kontrolü ve yörüngesinde bulunan devlet yönetimi ve parlamento yapısı, bu haliyle ülkenin ve milletin sorunlarına çözüm üretmekten uzaktır.

Üç gün sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi 27. Dönem, 2. Yasama yılı çalışmalarına  başlayacak.

İktidar olmayı aklının ucundan bile geçirmeyen bir muhalefetin çoğunlukta olduğu bu parlamento yapısından 100 yıllık Cumhuriyetin geleceğine olumlu herhangi bir katkı sağlanamayacağı artık görülmüştür.

Daha parlamento açılmadan, devleti dolandıranların, milleti soyanların, devletin adını kullanarak cinayet işleyenlerin, haraç toplayanların, silahlı organize suç örgütü kuranların affedilmesine kafa yoran; çağdaş dünyanın bugünkü yapısına ayak uydurmak yerine devlet adıyla cinayet işlemeyi, yani İdam Cezasını yasallaştırmaya kafa yoran bir parlamento yapısı Türkiye’yi 22. yüzyıla taşıyamaz!

Bu parlamento yapısı iktidarıyla-muhalefetiyle bizleri olsa olsa ikiyüz yıl öncesinin karanlığına götürür.

Demokratik Sol Parti olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş esaslarına ve programına yeniden sıkı sıkıya sarılmak zorunda olduğumuza inanıyoruz.

1923 ruhu adını verdiğimiz bu anlayışın temeli, emperyalist sömürü sistemine karşı yürüttüğü amansız mücadeledir.

Bu mücadelenin devamında, başta Ortadoğu ve Arabistan yarımadasındaki müslüman halklar olmak üzere dünyadaki bir çok devlet bağımsızlığına kavuşmuş, “kutsallığını göklerden aldığı” iddiasındaki hanedan despotluğu yıkılmıştır.

1923 ruhu, “kutsal cihad” maskesi altında, başkalarının canı ve malı üzerinden güç ve avanta devşirme talancılığını reddetmiş, ancak vatan ve namus tehlikede ise savaşı bir zorunluluk olarak kabul etmiştir.

Kadını ikinci sınıf ve günah unsuru gören zihniyeti dışlamış, toplumsal hayatta kadınlarla erkeklerin yan yana, omuz omuza yaşamasını esas almıştır.

İnanıp-inanmamak ve inancın gereği ibadetleri yerine getirmek konularında daima birey özgürlüğünü savunmuştur.

En temelde baktığımızda ise Meclis’teki partilerin ortaklaştığı husus, 1923 kurucu değerleri ile hesaplarının olmasıdır.

Cumhuriyet dönemini yüz yıllık parantez gören iktidar, kurucu iradeyi ve politikalarını ulus devlet sopası olarak nitelendirenleri Cumhurbaşkanı adayı gösteren ana muhalefet, Irak ve Suriye’deki şehirlere plaka takan (!) çakma muhalefet, Amerikan emperyalizminin bölgemizdeki planları yüzünden Irak’ta, Suriye’de ölen, tecavüze uğrayan yüzbinleri göz ardı edip, bu kan deryası ve utanç üzerine Rojava’nın kuruluşuna halay çekenler, maalesef Meclis’te dün olduğu gibi bugün de bir aradadırlar.            

Referandum dönemi çalışmalarımız sırasında Anayasamız değiştirilmeye çalışılırken her yerde anlattık; “Bu gidiş ülkeyi demokrasiden, hukuktan, adaletten ve kısacası çağdaş dünyadan uzaklaştırır” dedik.

Bakınız; daha dün UEFA Başkanı, EURO 2024’ün Türkiye’ye neden verilmediğini anlattı. Bazı risklerin varlığını, insan hakları aksiyon planının eksikliğini, otellerin kapasitesinin yetersizliğini ve bir çok şehir için endişelerini gerekçe olarak sıraladı.

Bu açıklamalar Türk milleti için onur kırıcıdır, nitekim bugün geldiğimiz nokta tam da budur.

Bugünkü Türkiye’nin tek sorumlusu 16 yıldır işbaşında bulunan AKP’nin yanı sıra parlamentoda bulunan siyasi yapıların tamamıdır.

O zaman Türk milletinin şapkasını önüne koyup düşünmesinin zamanı artık gelmiştir.

Demokratik Sol Parti tüm engellemelere karşın 31 Mart 2019’da yapılacak Yerel yönetim seçimlerine katılacak, buradan alacağı güçle, inancıyla, imanıyla ve halkın iradesiyle 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimlerinde mutlaka ülke yönetimini üstlenecektir.

DSP halkın sığınacağı en güvenli limandır.

Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına giderken 1923 ruhunu yeniden devlette ve millette hakim kılmalıyız.

Demokrasiye inanıyorsak, demokratik rejimle yönetilen bir ülkede yaşamak, geleceğimizi kurgulamak istiyorsak “Sandığa gitmemek” gibi bir seçenek düşünülemez.

Yurttaşlık bilinciyle, yurtseverlik duygusuyla ve halk için siyaset yapma kararlılığında olanlarla geleceğimizi birlikte omuz omuza yeniden kurgulamak için DSP’de buluşmalıyız, kendi kaderimizi tayin etmeliyiz.

Değerli basın mensupları,

DSP Başkanlık Kurulu, yaklaşan Mahalli İdareler Genel Seçimine ilişkin çalışma stratejilerimizi, yöntemlerimizi ve aday kriterlerimizi değerlendirmek üzere bugün toplanıyor.

2002’den bu yana DSP büyük haksızlıklara maruz bırakıldı, gerçekten çok hırpalandı ve örselendi.

DSP’nin halk için iktidar anlayışından yola çıkarak yürüttüğü çalışmalarını kendi ikballerine engel görenlerin, o günkü hükümetin ve parlamento yapısının  bozulması için her türlü plânı devreye sokanların bu saldırılarının hâlâ  devam ettiğini belirtmek isterim.

Oysa bu ülke hepimizin. Doğusundan batısına, Kuzeyinden güneyine 80 milyonluk bir aileyiz.

Günümüzde parlamentodaki partilerin topluma umut olmaktan uzak durması, yeni bir arayışı önemli ölçüde zorunlu kılmaktadır.

Bu anlamda geçmişinde en ufak bir şaibe bulunmayan, kurucusu Bülent ECEVİT’in şahsında en temiz kalabilmeyi başarmış Demokratik Sol Parti 2019 yılı Mart ayında yapılacak Yerel Yönetimler Seçimlerine hazırdır.

Bir çok yerde sandıklardan başarıyla çıkacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Belediye Başkanlığı, Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi Üyeliği görevlerini üstlenerek halkımıza, Cumhuriyetin kuruluş ruhuna sahip olarak ve Demokratik Sol ilkeler çerçevesinde hizmet etmeyi benimseyen tüm yurttaşlarımızı ak güvercinli mavi bayrağımızın altında toplanmaya davet ediyorum.

Prof. Dr. TÜRK: “Atatürk’ün İradesine Saygısızlıktır!”

DSP Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. TÜRK: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İş Bankası hisseleri’ konusunda Atatürk’ün ‘suiistimal’ edildiğini öne sürmesi, haksız ve yanıltıcı bir iddiadır”  dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 16 Eylül 2018 günü Azerbaycan dönüşünde uçakta gazetecilerin bir sorusu üzerine CHP’nin “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü suiistimal ederek, … İş Bankası hisselerinin yüzde 28’inin sahibi” olmasını, oradan para almamakla birlikte, Yönetim Kurulunda dört üyesi bulunmasını eleştirmesi, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu tür bir varlığı herhangi bir siyasî partinin etiketi altına giremez. Girse girse Hazine’ye girer.” şeklinde konuşması üzerine; DSP Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, aşağıdaki yazılı açıklamayı yaptı:

“CHP’nin Türkiye İş Bankası A. Ş. pay senetlerinin bir bölümüne sahip olması, Atatürk’ün ölümünden iki ay beş gün önce ‘Dolmabahçe, 5/9/1938 Pazartesi’ düzenleme yer ve tarihiyle, kendi el yazısıyla düzenlediği vasiyetnamenin gereğidir. Atatürk, vasiyetnamesinde sıraladığı 6 koşulla malik olduğu ‘bütün para ve pay senetleriyle Çankaya’daki taşınır ve taşınmaz’ mallarını CHP’ye ‘terk ve vasiyet’ etmiştir. Bu koşullardan –yakınlarına yaşadıkları sürece her ay belirli miktarlarda para verilmesi, İnönü’nün çocuklarına yüksek öğrenimlerini tamamlamaları için yardım yapılması gibi özel nitelikte olanlar dışında–  günümüzde de geçerliğini koruyan ikisi şöyledir:

‘1.  Para ve pay senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır (faiz ve kâr payı ödenecektir) .

  1. Her yıl nemadan kalan miktar yarı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.’

Atatürk, bu koşullarla malvarlığını kurucusu olduğu ve o dönemde tek parti konumunda bulunan  CHP’ye bırakmıştır.  Vasiyetnamede sözünü ettiği pay senetleri,  26 Ağustos 1924 günü Mahmut Celâl Bey’e (Bayar’a) 1 milyon TL esas sermaye ile kurdurduğu Türkiye İş Bankası A. Ş.’nin pay senetleridir. Kuruluşta esas sermayenin dörtte biri olan 250.000 TL Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından karşılanmış ve başlangıç sermayesi olarak fiilen ödemiştir. Bu para, Kurtuluş Savaşını desteklemek üzere Hindistan Müslümanlarının gönderdiği paranın kalan yarısı idi.

30 Haziran 2018 tarihi itibariyle  Türkiye İş  Bankası A. Ş. pay senetlerinin üç büyük grup arasındaki dağılımı şöyledir:  İş Bankası Munzam Sandık Vakfı % 40.12,  CHP % 28.09, halka açılma ile binlerce pay sahibi % 31.79. Atatürk’ün vasiyeti gereğince elindeki pay senetlerinin kâr payları her yıl yarı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına ödendiği için CHP, mülkiyet hakkından doğan diğer yetkileri kullanmakta ve Türkiye İş Bankası A. Ş. sermayesinin üçte birine yakın bir bölümü ile Yönetim Kurulunda temsil edilmektedir. Vasiyetname gereklerini yerine getirmek bakımından CHP, vasiyeti yerine getirme görevlisi  konumundadır.

Bu nedenlerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İş Bankası hisseleri’ konusunda  Atatürk’ün ‘suiistimal’ edildiğini öne sürmesi, haksız ve yanıltıcı bir iddiadır. Atatürk’ün ölümünden 80 yıl sonra bu hisselerin Hazine’ye geçmesi gerektiğini savunmak, O’nun iradesine saygısızlık anlamına geldiği  kadar  miras hukukuna da aykırıdır.

 

AKSAKAL Bayramlaşmada Konuştu: “Kanunsuzluk Ve Keyfiyet Topluma Kanıksatılıyor!”

DSP Genel Merkezinde Kurban Bayramı için bayramlaşmalar yapıldı.

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL saat 14:00’de partililerle ve vatandaşlarla bayramlaştı. AKSAKAL bayramlaşmada yaptığı konuşmada tüm yurttaşların ve islam inancını yaşayan dünyadaki müslümanların bayramını tebrik etti. AKSAKAL, “Sistemsizlik, kanunsuzluk ve keyfi yönetim anlayışı topluma kanıksatılmaya zorlanıyor. Bu gidiş kabul edilemez.” dedi. DSP Lideri konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dünya yeni ve büyük bir paylaşım savaşının içinde çırpınmaya devam ediyor.

Silah ve ilaç tekelleri de tatminsiz duygularının esaretinde insanlığın ve doğal yaşamın yok olmasına aldırmaksızın yeni stratejileri hayata geçirmektedir.

Ülkemizde, 16 Nisan Referandumu sonrası egemen sistemin koordinasyonunda gerçekleşen 24 Haziran seçimleriyle sistem değişikliği öncelikle devlet işleyişini sonrasında toplumsal yaşamın nirengi noktalarını alt üst etti.

Sistemsizlik, kanunsuzluk ve keyfi yönetim anlayışı topluma kanıksatılmaya zorlanıyor. Bu gidiş kabul edilemez.

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan yüz yıl sonra yeniden başa dönemez. Devlet mekanizmasının derin mecralarını elinde tutan kadroların gizli rekabeti Ergenekon/Fetö savaşı şeklinde şu yüzüne çıkmıştır.

Esasen aynı merkezin emir komutasında misyon yüklenenlerin, kadim Türk devletinin yok edilmesine kadar gidebilecek bir sürecin kasıtlı aktörü olmayacaklarına inanmak istiyoruz.

Demokratik Sol Partiyi ülke siyasetinden uzak tutma gayretinde olduğunu bildiğimiz bu yapıların bir gün gelecek yasalar önünde bunların hesabını da halka vereceklerini unutmamaları gerekir.

Ülke ekonomik ve siyasi açıdan hiç olmadığı düzeyde sıkıntılı günlerden geçmekte, üretim ekonomisi yerine rant ekonomisi tercihi ile her geçen gün daha da kötüye doğru yol almaktadır.

Mart/2019’da bir sandık daha halkın önüne konulacak. İnanıyorum ki milletimiz, iktidar partisiyle parlamentodaki beceriksiz muhalefeti de bir kenara bırakacaktır. Demokratik Sol Parti’nin halk için hakça çalışmalarına bir kez daha fırsat vereceğine inancım tamdır.

Bu inançla ve gayretlerimizle, önümüzdeki ilk genel seçimlerin güçlü temellerini atmış olacağız.”

Siyasi partiler arası ziyaretlerde misafirleri Genel Merkez’de Genel Sekreter Abbas DENİZ, PM Üyesi ve KAdın Kolları Genel Başkanı Ayda Nur GÜL SARICAOĞLU, PM Üyesi Yakup KALMUK ve Kocaeli İl Başkanı Halim DEDEOĞLU’dan oluşan heye ağırladı.

AK Parti, CHP, MHP, BBP ziyaretlerini Genel Başkan Yardımcısı Dilara TAMBOVA, PM Üyesi Nursel KIZILIRMAK ve PM Üyesi Ahmet ÇAKMAK, İYİ Parti, HDP, SP, DP, VP ziyaretlerini Genel Başkan Yardımcısı İbrahim YUMUŞAK, PM Üyesi ve Örgüt Kurulu Başkan Yardımcısı Tuğçe TEKÇE, PM Üyesi Metin OKTAY’dan oluşan heyetler gerçekleştirdi.

DSP Genel Merkezinde sabah 09:00’da başlayan ziyaretlerde AK PARTİ heyetinde Ankara Milletvekili Nevzat CEYLAN, Genel Merkez Kadın Kolları MKYK Üyesi Şerife POLAT, Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK Üyesi Osman AĞZIKARA, CHP heyetinde Genel Başkan Yardımcısı  ve Ankara Milletvekili Bülent KUŞOĞLU, Ankara Milletvekili Ali Haydar HAKVERDİ, Kadın Kolları Genel Başkanı Fatma KÖSE, MHP heyetinde Genel Başkan Yardımcısı Deniz DEPBOYLU, Genel Sekreter Yardımcısı Fatih ÇETİNKAYA, MYK Üyesi Muhammed KOÇAK, İYİ PARTİ heyetinde Genel Başkan Yardımcısı Hasan SEYMEN, Genel Başkan Yardımcısı Ayşe Sibel YANIKÖMEROĞLU, GİK Üyesi Bircan AKYILDIZ, Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Barış ÇALIŞKAN, HDP heyetinde Adana Milletvekili Kemal PEKÖZ, MYK Üyesi Emine KAYA, PM Üyesi Elif TORUN, SP heyetinde İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İSLAM, Genel Başkan Yardımcısı Birol AYDIN, Ankara İl Başkanı Fatih BEYAZIT, DP heyetinde Genel Başkan Yardımcısı Ertan KÜÇÜKAY, YHD Başkanı Selami GENEL, GİK Üyesi Gürhan ERYOL,  BBP heyetinde Genel Başkan Yardımcısı Ahmet YELİZ, MYK Üyesi Mahmut BURKANKULU, MYK Üyesi Erol KOÇOĞLU, Alperen Ocakları Başkan Yardımcısı Emre KARAKAŞ, VP heyetinde Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ercan ENÇ, Öncü Kadın Temsilcisi Halise AKMAN, Öncü Gençlik Temsilcisi Aras Boran YILDIZ yer aldılar.

[tie_slideshow]

[tie_slide] AK Parti |  [/tie_slide]

[tie_slide] CHP |  [/tie_slide]

[tie_slide]MHP |  [/tie_slide]

[tie_slide] İYİ |  [/tie_slide]

[tie_slide] HDP |  [/tie_slide]

[tie_slide] SP|  [/tie_slide]

[tie_slide] DP | [/tie_slide]

[tie_slide] BBP | [/tie_slide]

[tie_slide] VP|  [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 3 |  [/tie_slide]

[/tie_slideshow]

 

DSP Parti Meclisi Ankara’da Toplandı: “HALKIN UMUDU DSP!”

DSP Parti Meclisi, Genel Başkan Önder AKSAKAL başkanlığında Ankara’da Genel Merkez binasında toplandı.

Genel olarak ülke gündeminin değerlendirildiği, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerini sonrasında oluşan siyasi gelişmelerin ele alındığı toplantıda, yaklaşan Yerel Yönetim Seçimlerine ilişkin parti stratejileri üzerine de fikir alışverişi yapıldı.

DSP Parti Meclisi yapılan tespitlerin kamuoyuyla paylaşılmasını da kararlaştırdı. Buna göre:

24 Haziran 2018 seçimlerinin ülkemiz açısından değerlendirilmesi sonuçları, aşağıda yer alan tespitlerin yapılmasını gerekli kılmaktadır:

  • Türkiye yeni bir yönetim sistemine geçmiştir. Bu yeni sistem başlangıcı itibarıyla sancılı olmuştur ve yürütülmesi de sancılı şekilde devam edecektir.
  • Hukuk askıda, basın özgürlüğü iktidar gücünün tekelinde, adalet ise muktedirin iki dudağının arasındadır.
  • Dış politikada kişiliksiz bir sistem hakim kılınmıştır. Son olarak ABD’nin, bir rahibi gerekçe göstererek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenliğine doğrudan müdahale girişimine karşı duruş konusunda cılız kalınmış, ülkemiz, köktendinci yapıların kendi aralarındaki çatışmasına alet edilmiştir.
  • Trilyon dolar seviyesine yaklaşan borç sarmalından kurtulabilme ümidi kaybolmuş, Cumhurbaşkanı’nın, bakanlıkların icraatlarına ilişkin açıkladığı 100 günlük hedefleri içerisinde üretim ekonomisi yer almamıştır!
  • Hedeflenen icraatların neredeyse tamamı, harcama kalemlerinden, ranta dönük projelerden ve sözde yakındıkları beton yığınlarından oluşmaktadır.
  • Açıkça anlaşılan tek bir husus vardır; uçuruma doğru giden ekonominin kurtuluşuna dair vatandaşın yastık altındaki birikimlerine göz dikilmiştir.
  • Oluşan yeni parlamentoda muhalefet alternatifleri açısından bakıldığında çok ciddi bir boşlukla karşı karşıyayız. İktidar karşıtı olduğunu iddia eden partiler kendi iç çekişmeleri ile uğraşmaktan, iktidar yapısının uygulamalarına karşı yeterli ve etkili çalışma sergilemekten uzak görüntü vermektedirler.
  • Ülkemiz tam anlamıyla kronikleşmiş bir kutuplaşmayla karşı karşıyadır. Toplumumuzun önemli bir kesimi ötekileşmiş ve mutsuzluk duygusu içindedir.
  • Türkiye’nin ve insanlarımızın yeni bir umuda ihtiyacı vardır.
  • Zamanın ruhuna uygun, demokratik özgürlükleri, bireysel ve toplumsal refahı esas alan merkez sol bir siyaset ihtiyacı yine karşılanamamıştır ve çok ciddi bir ihtiyaç olarak ortada durmaktadır. Bu ihtiyacı giderebilecek tek alternatif ve halkın umudu Demokratik Sol Parti’dir.
  • Türkiye’yi orta gelir tuzağından kurtaracak, öncelikle hukuku üstün kılacak, demokrasiyi koşulsuz her alanda geliştirerek uygulayacak, yeniliği, üretimi, katma değeri, araştırmayı destekleyecek, ihracatımıza rekabet gücü kazandıracak, hayata geçireceği sosyal politikalarla mutlu, müreffeh ve özgür bir toplum yaratacak, demokratik sol bir siyaset ve ekonomi programını hayata geçirmek durumundayız.
  • Bugünden tezi yok 2019 Mart ayında yapılacak yerel seçimler için demokratik sol seçeneği halkımızın değerlendirmesine sunacağız.
  • Seçimleri kazanacağımız tüm belediyelerde uygulayacağımız demokratik sol belediyecilik, birlikte üreten, uygulayan ve hakça paylaşan şehirleri oluşturacaktır.

Prof. Dr. Ayhan FİLAZİ, DSP Genel Başkan Başdanışmanlığına Getirildi.

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi sayın Prof. Dr. Ayhan FİLAZİ, DSP Genel Başkan Başdanışmanlığına getirildi.

1967 Antakya doğumlu olan Prof. Dr. Ayhan FİLAZİ, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden 1989 yılında mezun olduktan sonra aynı yıl yine aynı Fakülte’nin Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalında  Araştırma Görevlisi olarak akademik yaşamına başlamıştır. Ulusal ve Uluslararası bir çok dergide tebliğ ve makaleleri yayınlanan FİLAZİ’nin Gıda Güvenliği ve Hayvancılık konularında bir çok eseri bulunmaktadır.

2002 – 2007 yılları arasında üç dönem Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinin yanı sıra Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcılığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı (Eski adı) Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurul Üyeliği görevlerini de sürdürmektedir.

Türkiye’de tarım ve hayvancılıkta gelişim stratejileri konusunda, Demokratik Sol Parti programında genel çerçevesi belirlenmiş olan kalkınma modelinin günümüz şartlarında yeniden değerlendirilmesi ve parti programının geliştirilmesi çalışmalarına katkıları amacıyla Genel Başkan Başdanışmanlığına getirilen Prof. Dr. Ayhan FİLAZİ İngilizce bilmektedir.

Prof. Dr. Ayhan FİLAZİ evli ve iki çocuk babasıdır.

DSP Genel Başkanı ÖNDER AKSAKAL’ın, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin 2. Yıldönümü Mesajı.

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL 15 Temmuz Darbe Girişiminin 2. Yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı. AKSAKAL’ın mesajı şöyle:

Türkiye Cumhuriyeti, devleti ve milleti ile bölünmez bir bütündür! sözü bizim şiarımızdır.

Uluslararası emperyalizmin saldırılarına karşı yüz yıldır süren mücadele, ilk günkü inanç ve kararlılıkla devam etmektedir. Hiçbir siyasî kombinasyon bu direnci kırma gücüne sahip değildir ve olamayacaktır!

Demokratik Sol Parti 12 Eylül faşist darbesine rağmen kurulmuş, ATATÜRK ilkeleri ve ECEVİT öğretileriyle Türk milletine her zaman doğru çizgide ve millî inançla yol göstermeye devam etmektedir.

Egemen sistemin taşeronluğunu ve tetikçiliğini üstlenmiş bazı görevliler bilmelidir ki, DSP Türk Milletinin gönlünde 33 yıldır vardır ve sonsuza kadar var olacaktır.

15 Temmuz faşist darbe girişimi, işte bu duyguların paydaşı olan Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki gerçek yurtseverlerin öncülüğünde, Cumhuriyet sevdalısı inançlı yurttaşların güç birliğiyle bertaraf edilmiş ve püskürtülmüştür.

Bu uğurda yaşamını yitiren tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. Gazilerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Yedi düvele meydan okumuş aziz Türk milletini ayrıştırmaya ve parçalamaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.”

Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK, 24 Haziran 2018 Seçimlerini ve Sonuçlarını Değerlendirdi.

Adalet eski Bakanı ve DSP Parti Meclisi Üyesi Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK, 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı ve TBMM seçimlerinin bir değerlendirmesini yaptı.

“Türkiye yeni Anayasa’nın tümüyle yürürlüğe konmasıyla zor bir döneme, çıkışında ışık görünmeyen bir tünele giriyor. Buradan ne zaman, nasıl çıkılır? Kestirmek kolay değil.” diyen TÜRK, seçimlerin geniş bir değerlendirmesini yaptıktan sonra; “Fakat Anayasa’mızda Türkiye Cumhuriyeti’nin değişmez nitelikleri olarak belirtilen “insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik, sosyal bir hukuk devleti”  ilkelerine sahip çıkmak, onları savunmak ve güçlendirmek, her koşulda görevimizdir.” dedi. Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK’ün değerlendirmeleri şöyle: 

  1. Giriş

24 Haziran 2018 seçimleri, 16 Nisan 2017 halkoylamasından sonra Türkiye’de rejim değişikliği niteliğinde bir dönüşüme yeni bir ivme kazandıracaktır. Bu seçimlerde ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri birlikte yapıldı. Cumhurbaşkanlığı seçimi, ilk kez 600 üyeli yeni Meclis için yapılan milletvekili genel seçimi ile aynı günde gerçekleşti.  Bu, 16 Nisan 2017 halk-oylamasıyla kabul edilen 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (aşağıda kısaca Anayasa Değişikliği Kanunu, 6771 sayılı Kanun) gereğince artık eş zamanlı olarak “beş yılda bir aynı günde” yapılan TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk uygulaması.  Milletvekilleri, daha önce 21 Ekim 2007 halkoylamasıyla kabul edilen 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’la “dört” yıla indirilen seçim dönemi yerine 6771 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik uyarınca yeniden ilk kez “beş yıl”; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, ikinci kez “beş yıl” için seçildi (m. 4 ile değişik AY m. 77/I).

24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimi, TBMM İçtüzüğü gereğince 27. yasama döneminin başlangıcını oluşturuyor (m. 1/I). Bu, 23 Nisan 1920 günü TBMM’nin kuruluşundan bu yana Türk Milletinin vekillerini seçmek için 27. kez sandık başına gitmesi demek.

  1. Cumhurbaşkanı Seçimi

24 Haziran 2018, aynı zamanda 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet’in kurulu-şundan ve Gazi Mustafa Kemal Paşa (Atatürk)’ün TBMM’nce ilk Cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana kişi olarak 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halk tarafından ikinci kez seçildiği gün. İlk kez 10 Ağustos 2014 günü Cumhurbaşkanı seçilen, 28 Ağustos 2014 günü TBMM önünde ant içerek göreve başlayan Erdoğan, beş yıllık görev süresi tamamlanmadan Meclis’in aldığı erken seçim kararı nedeniyle 24 Haziran 2018 günü birlikte yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden seçildi. Bu, O’nun ikinci beş yıllık Cumhurbaşkanlığı dönemi.

10 Ağustos 2014 tarihinde yürürlükte olan Anayasa hükümlerine göre; Cumhurbaşkanlığına TBMM üyeleri içinden veya dışından 20 milletvekilinin yazılı önerisi ile aday gösterilebiliyor ya da en son yapılan milletvekili genel seçiminde oylar toplamı birlikte hesaplandığında “yüzde onu geçen siyasî partiler ortak aday” gösterebiliyordu (5678 sayılı Kanun m. 4 ile değişik AY m. 101/III).   Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 Ağustos 2014 günü Genel Başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti, AKP) milletvekillerince gösterilen aday olarak ilk kez seçilişinde rakipleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından  “ortak aday” gösterilen Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerince aday  gösterilen Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş idi.  Cumhurbaşkanının ilk kez halk tarafından seçildiği 10 Ağustos 2014 seçiminde  Erdoğan, geçerli oyların % 51.79’unu alarak 12. Cumhurbaşkanı seçilmişti. Diğer adaylar İhsanoğlu % 38.44, Demirtaş 9.76 oranında oy almışlardı(1).

24 Haziran 2018 tarihinde yürürlükte olan Anayasa hükümlerine göre; Cumhurbaşkanlığına siyasî parti grupları, en son yapılan genel seçimde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış siyasî partiler ile en az yüzbin seçmen aday gösterebilmektedir (6771 sayılı Kanun m. 7 ile değişik AY m. 101/III).   Siyasî partilerin Meclis’te grup kurabilmesi için zaten “en az yirmi üye” gerektiği için (AY m. 95/II); bu konudaki yeni hüküm, bir ifade değişikliği; siyasî partilerin tek başına veya birlikte aday gösterebilmeleri için en son genel seçimdeki oy oranının “en az yüzde beş” olarak belirlenmesi ise, bir oran değişikliği niteliğindedir. Cumhurbaşkanı seçiminde  adaylık konusunda ilk kez getirilen ve uygulanan  yenilik, “en az yüzbin seçmen” tarafından aday gösterilmedir.

6 adayın katıldığı 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı seçimi için Recep Tayyip Erdoğan AKP, Muharrem İnce CHP, Selahattin Demirtaş HDP Meclis Grubunca aday gösterilirken; İyi Parti (İP) Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Vatan Partisi (VP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, her biri “en az yüzbin seçmen” imzasıyla aday gösterildiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçerli oyların % 52.59’unu alarak kendisinin ikinci dönemi için yeniden seçildi. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçimindeki % 51.79 oranına  göre Erdoğan’ın oyu % 0.80, yaklaşık % 1 oranında artmıştır.  Diğer adaylar İnce % 30.64, Demirtaş % 8.40, Akşener % 7.29, Karamollaoğlu % 0.89, Perinçek % 0.20 oranında oy almışlardır(2)

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İnce’nin oy oranı % 30.64, −aşağıda görüleceği üzere− CHP’nin 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimindeki % 22.65 oy oranının % 7.99 üstündedir. Bu, İnce’ye  milletvekili genel seçiminde yalnız CHP seçmeninden değil,  başka partilere oy vermiş seçmenlerden de oy geldiğini gösterir.

HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş’ın % 8.40 oy oranı, −aşağıda görüleceği üzere− Partisinin milletvekili genel seçimindeki  % 11.70 oy oranının altında kalmakla birlikte; 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçiminde aldığı % 9.76 oranında oyun % 0.74 üstündedir. Demirtaş’ın 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı seçimindeki % 8.40 oy oranının, HDP’nin milletvekili genel seçimindeki % 11.70 oy oranının  % 3.30 altında olmasının nedeni, HDP’nin % 10 genel baraj altında kalmaması için bu Parti’ye özellikle CHP seçmenlerinin bir bölümü tarafından verilen destek oylarıdır. Bu düşünce ile milletvekili genel seçiminde HDP’yi destekleyen CHP seçmeni, Cumhurbaşkanı seçiminde kendi Parti’sinin adayı İnce’ye oy vermiştir.

Benzeri bir durum, İP Genel Başkanı Akşener bakımından söz konusudur. Akşener’in Cumhurbaşkanı seçimindeki  % 7.29 oy oranı, Partisinin milletvekili genel seçimindeki % 9.96 oy oranının % 2.67 altındadır. Millet İttifakı içinde İP’ye oy veren bir kısım CHP seçmeni,  Cumhurbaşkanı seçiminde kendi Parti’sinin adayı İnce için oy kullanmıştır.

  1. Milletvekili Genel Seçimi

1982 Anayasası döneminde ilk kez 600 milletvekilinden oluşan yeni TBMM’nin oluşumu şöyle: 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimine katılan 8 siyasî partinin bir bölümü kendi aralarında “seçim ittifakı” yaparak; bir bölümü ise, kendi başlarına seçmen karşısına çıktılar. Önceki milletvekili genel seçimlerinde bazı partilerce muvazaalı bir şekilde uygulanan seçim ittifaklarının partiler arası bir seçim işbirliği modeli olarak düzenlenmesi,  24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminin en önemli hukukî özelliğidir. Seçimden kısa bir süre önce 13.3.2018 tarih ve 7102 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la düzenlenen ve 6771 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (H) fıkrası ile Anayasa’nın 67. maddesinin son fıkrası dışına çıkarılmış bir değişiklik olarak “bir yıl” beklemeksizin uygulanması sağlanmış bulunan ittifak olanağından bir yanda AKP ve MHP “Cumhur İttifakı” olarak, öbür yanda CHP, İP ve SP “Millet İttifakı” olarak yararlandı.  Fakat 7102 sayılı Kanun’la 10.6.1983 tarih ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’na eklenen hükümlere göre ittifak yapan partiler, ortak aday listeleriyle değil;  kendi aday listeleriyle seçime katıldılar (m. 15 ile 2839 sayılı Kanun’a eklenen m. 12/A). Millet İttifakı içinde yer alan Demokrat Parti (DP), parti kimliğiyle seçime katılmadı. Seçime parti kimlikleriyle katılan diğer 3 parti (HDP, Hür Dava Partisi (Hü-Da Par) ve VP), ittifak olanağından yararlanmadı.

Aslında % 10 genel barajın kaldırılması yerine ona alternatif olarak düzenlenen ittifak, içindeki partilerin bu barajı birlikte aşabilmeleri, dışındaki partilerin ise tek başlarına aşmak zorunda kalmaları nedeniyle eşitlik ilkesine aykırıdır (krş. AY m. 10/I, V). Yapılması gereken, % 10 genel barajın % 3, en çok % 5 gibi makul bir orana indirilmesi; ittifak yapan partiler bakımından % 1 gibi bir ekleme ile % 4, en çok  % 6 olarak belirlenmesi idi.

Cumhur İttifakı, % 53.66 oranında oyla toplam 344 milletvekili; Millet İttifakı, % 33.95 oranında oyla toplam 189 milletvekili; ittifak yapmayan HDP % 11.70 oranında oyla 67 milletvekili çıkardı.

Görüldüğü gibi, ayrı Cumhurbaşkanı adayı göstermeyen MHP’nin içinde olduğu Cumhur İttifakının toplam oyu % 53.66, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın % 52.59 oy oranının üstündedir. Aradaki % 1.07 fark, Erdoğan’a Cumhur İttifakı içinden verilmeyen oy oranını göstermektedir. Bir kısım MHP’li seçmen, Cumhurbaşkanı seçiminde başka bir adaya, İnce veya Akşener’e oy vermiş olabilir.

AKP, 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde % 42.56 oranında oyla 295 milletvekili çıkardı(3). Oysa AKP, 1 Kasım 2015 milletvekili genel seçiminde % 49.50 oyla 550 üyeli Meclis’te 317 sandalye kazanmıştı(4). Bu, 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde AKP’nin % 6.60 oranında oy ve 22 sandalye kaybettiği anlamına gelir. 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçiminde ise AKP, % 40.87 oranında oyla 258 milletvekili çıkarmıştı(5). Dolayısıyla AKP, üç yıl önce yapılan iki milletvekili genel seçiminden 7 Haziran 2015 tarihindeki ilkine göre % 1.67 oranında oy ve 37 milletvekili fazlasıyla ileride olmakla birlikte; 1 Kasım 2015’teki ikincisine göre   % 6.60 oranında oy ve 22 milletvekili eksiğiyle geridedir. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın  % 52.59 oranındaki oyla Cumhurbaşkanı seçilmesindeki başarı, aynı gün yapılan milletvekili genel seçiminde gösterilememiştir. Bu, Erdoğan’ın kişisel karizmasının partisine verilen seçmen desteğinin üstünde olması demektir.

Cumhur İttifakı’nın ikinci partisi MHP, 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde % 11.10 oranındaki oyla 49 milletvekili çıkardı. 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçiminde % 16.29 oranında oyla 550 üyeli Meclis’te 80 milletvekili, 1 Kasım 2015  % 11.90 oyla 40 milletvekili kazanan MHP, oransal olarak üç yıl önceki bu iki seçimden ilkine göre % 5.19 oranında, ikincisine göre % 0.80 oranında geride; sayısal olarak ilkine göre 31 milletvekili geride, ikincisine göre 9 milletvekili öndedir. Bu, geçen yıl eski MHP’li milletvekillerince kurulan İP’ye MHP tabanından önemli bir kayma olmadığını, MHP’nin İP karşısında seçmen kütlesini koruduğunu göstermek-tedir.  MHP, Meclis’te sayısal olarak 4. parti konumunu da korumuştur.

Millet İttifakı’nda başı çeken CHP, 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde % 22.65 oranında oyla 146 milletvekili çıkardı. Oysa CHP, üç yıl önce 550 üyeli Meclis için 7 Haziran 2015 günü yapılan milletvekili genel seçiminde  % 24.95 oranında oyla 132 milletvekili, 1 Kasım 2015 günü yapılan milletvekili genel seçiminde  % 25.32 oyla 134 milletvekili kazanmıştı. Oransal olarak üç yıl önce yapılan iki milletvekili genel seçiminden 7 Haziran 2015 tarihindeki ilkine göre %  2.30, 1 Kasım 2015’teki ikincisine göre % 2.67 oranında geride olmakla birlikte; sayısal olarak 600 üyeli yeni Meclis’te üç yıl önce 550 üyeli Meclis için 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 günleri yapılan milletvekili genel seçimlerine göre sırasıyla  14 ve 12 sandalye ileridedir.

CHP oylarındaki oransal azalma, HDP’nin % genel baraj altında kalmaması ve bundan AKP’nin yararlanmaması için bazı seçim çevrelerinde CHP seçmenlerinin HDP’ye oy vermeye yönlendirilmesinden kaynaklanmaktadır.

Millet İttifakı’nın ikinci partisi İP, bu İttifak’tan en çok yararlanan partidir.  Toplam oy oranı % 33.95 ile 189 milletvekili çıkaran Millet İttifakı içinde % 9.96 oy oranıyla 43 milletvekili İP listelerinden seçilmiştir. Millet İttifakı’nın toplam oyu içinde % 10 genel barajı aşan İP’nin kritik oy oranı, İttifak içinde yer almamış olsaydı   % 0.04 oy farkıyla  Meclis dışında  kalabileceğini; 3 Kasım 2002 milletvekili genel seçiminde % 9.54 oranındaki oyu ile Meclis dışında  kalan DYP’nin durumuna düşebileceğini göstermektedir(6). Farklı koşullarda farklı sonuçlarla her iki olay, % 10 genel barajın ne kadar haksız ve adaletsiz olduğunu göstermektedir. Millet İttifakı’nın sağladığı avantajla İP, 43 milletvekili ile sayısal olarak Meclis’in 5. partisi olmuştur.

İP Genel Başkanı Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı seçimindeki % 7.20 oy oranı, Millet İttifakı içindeki Parti’sinin   % 9.96 oy oranının % 2.76 altındadır. Bu durum, İttifak içinde İP’ye oy veren CHP seçmeninin Cumhurbaşkanı seçiminde kendi adayları İnce için oy kullandıklarını göstermektedir.

24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde  % 11.70 oranında oyla 67 milletvekili çıkaran, böylece Meclis’in AKP ve CHP’den sonra üçüncü partisi konu-muna gelen HDP, 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçiminde % 13.12 oranında oyla 80 milletvekili, 1 Kasım 2015 milletvekili genel seçiminde % 10.76 oyla 59 millet-vekili çıkarmıştı. Oransal olarak üç yıl önceki iki milletvekili genel seçiminden ilkine göre % 1.42 oranında daha az, ikincisinde göre  % 0.94 oranında daha fazla oy alan HDP; sayısal olarak ilkinden 13 milletvekili az,  ikincisinden 8 milletvekili fazla kazanmıştır. Böylece HDP, oransal ve sayısal olarak 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimine göre zayıflamış olsa da; 1 Kasım 2015 milletvekili genel seçimine göre güçlenmiş ve Meclis’te sayısal olarak AKP ve CHP’den sonra 3. parti konumuna gelmiştir. HDP’nin başarısında bir kısım CHP seçmeninin yönlendirilmiş desteğinin payı vardır.

HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın aldığı oyun % 8.40 oranıyla Parti’nin % 11.70 oranındaki oyunun % 3.30 altında kalması da bu görüşü destekler. HDP’nin Demirtaş’tan fazla aldığı oyun ağırlıklı olarak bu Parti’yi baraj altında kalmaktan korumak isteyen CHP seçmenlerince verildiği anlaşılmaktadır.

Yeni Meclis’te seçime parti kimliğiyle giren 5 parti arasında AKP 295, CHP 146, HDP 67, MHP 49 ve İP 43 milletvekili ile yer alacaktır. Parti kimliğiyle seçime katılan Hü-Da Par, SP ve VP, milletvekili çıkaramamıştır. Ancak, AKP listesinden 1 Büyük Birlik Partisi (BBP), CHP listelerinden 2 SP, İP listesinden 1 DP’li milletvekili seçilmiştir. Bu milletvekilleri asıl parti kimlikleriyle görev yapmak için seçildikleri partiden ayrıldıkları zaman Meclis’te temsil edilen parti sayısı 8’e çıkacaktır.

  1. Seçimler Hangi Koşullarda Yapıldı?

24 Haziran 2018 seçimleri, ülke genelinde devam eden olağanüstü hâlin getirdiği sınırlamalar içinde, gerek Cumhurbaşkanı adayları (Erdoğan ve diğer adaylar), gerek milletvekili genel seçiminde yarışan siyasî partiler (AKP ve diğer partiler) arasında eşit olmayan koşullarda yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar partisi AKP, seçim kampanyalarını konumları itibariyle yararlandıkları Devletin tüm olanaklarını kendi propagandaları için kullanarak yürüttüler.

Anayasa’nın 133. maddesinin III. fıkrasına göre “Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu” Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT)’nin “özerkliği ve tarafsızlığı esas” olduğu, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun uyarınca “Yayın hizmetleri; … Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorunda” olduğu hâlde (m. 8/1 ı); seçimlerin başlangı-cından oy verme gününden önceki son güne kadar seçim çalışmaları ile ilgili olarak TRT ve diğer medya hizmet sağlayıcıları tarafından sunulan programlar ve yapılan canlı yayınlarda ne Erdoğan ve diğer adaylar, ne AKP ve diğer partiler arasında eşitlik gözetilmedi. Gerek Cumhurbaşkanı ve diğer adaylara, gerek AKP ve diğer partilere ayrılan haber süreleri büyük farklılık göstermiştir. Kaldı ki Erdoğan,  görev başındaki Cumhurbaşkanı olarak; AKP de,  iktidar partisi olarak Hükümet çalışmaları ile ilgili haberler bakımından zaten avantajlı konumdaydı.

Doğrudan doğruya “Radyo ve televizyonla propaganda” ile ilgili olarak Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’da  “Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda yayınlarının, tam bir tarafsızlık içinde yapılması, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından” sağlanacağı (m. 52/VI); keza Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda “Propaganda döneminde, Türkiye Radyo ve Televizyonlarında yapılacak propaganda yayınlarının tam bir tarafsızlık içinde yapılması, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından” sağlanacağı (m. 13/2) öngörüldüğü hâlde; tarafsızlık tam olarak gerçekleşmemiş; Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş,  radyo ve televizyonla propaganda olanağından yararlandırılmamıştır.

  1. Seçimlerin Sonuçları

İkinci kez Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, 9 Temmuz 2018 Pazartesi günü saat 16.00’da Anayasa’nın 103.,TBMM İçtüzüğü’nün 122. maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde ant içerek beş yıllık ikinci dönem görevine başlayacak. Aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan Erdoğan, Anayasa’nın henüz partili Cumhurbaşkanı statüsüne uyarlanmamış 103. maddesinde yazılı metne göre, üzerine aldığı görevi “tarafsızlıkla yerine getirmek için” bütün gücüyle çalışacağına “Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda” namusu ve şerefi üzerine ikinci kez ant içecek.

27 Mayıs 1960 İhtilâli’nden sonra oluşturulan Kurucu Meclis tarafından hazırlanan Anayasa’nın 9 Temmuz 1961 günü Türkiye’de yapılan ilk halkoylamasıyla kabulünün 57. yıldönümü de olan 9 Temmuz 2018 günü, rejim değişikliği niteliğindeki dönüşümün başladığı tarih olacak. Çünkü bu konudaki Anayasa değişikliklerini getiren, 16 Nisan 2017 günü yapılan halkoylamasıyla % 51.41 oranında “Evet” oyu ile kabul edilen 6771 sayılı Kanun’un(7) 18. maddesinin  (a) fıkrasına göre; Anayasa’nın bu Kanun’la değiştirilen ve şimdiye değin yürürlüğe girmemiş hükümleri, “birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte” yürürlüğe girecek.

Böylece Türkiye’nin 1876’dan bu yana 142 yıldan beri yaptığı 5 Anayasa ve her birindeki değişikliklerle arada kesintilerle de olsa uygulamaya çalıştığı parlâmenter sistem, yerini dünyada benzeri bulunmayan bir Türk tipi ya da alaturka başkanlık sistemine bırakacak. Adı “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” olsa da, halk yönetimi demek olan Cumhuriyet’le isim benzerliği dışında bir ilgisi bulunmayan bu sistem, I. Meşrutiyet’in ilânından sonra artık görevi Kanun-i Esasî’nin 7. maddesinde “ahkâm-ı şer’iye ve kanuniyenin icrası” (şeriat ve kanun hükümlerinin yürütülmesi) olarak tanımlanan Padişahın(8) dahi sahip olmadığı yetkilere sahip bir tek adam yönetimi getiriyor.

Nitekim Anayasa’nın yeni 104. maddesinin XVII. fıkrasına göre “yürütme ilgili konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” çıkarabilecek olan Cumhurbaşkanının ilk iş olarak bakanlıkların kuruluşu ile ilgili düzenlemeler yapması bekleniyor(9). Şimdiye kadar kanunla yapılan bu düzenlemeler artık Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılacak.

Bu, yasama yetkisinin bir bölümünün Cumhurbaşkanına geçmesi demek. Gerçek başkanlık sisteminde başkana tanınmayan bu yetki ile erkler ayrılığı ağır bir biçimde ihlâl edilmiş olacak.

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışında yasama yetkisi Meclis’te kalıyor. Hatta bütçe ve kesin hesap teklifleri dışında Cumhurbaşkanının kanun teklif etme yetkisi bile yok. Ancak, 6771 sayılı Kanun, Cumhurbaşkanının Meclis’e geri gönderdiği kanunların kabulü için üye tamsayısının salt çoğunluğunu (301 oyu) arıyor (m. 16/C). Bu, Cumhurbaşkanına veto yetkisi tanınması demek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ant içerek göreve başlamasıyla yürürlüğe girecek yeni Anayasa hükümlerine göre; kendisinin atadığı ve gerekli gördüğü zaman görevlerine son vereceği bir veya daha çok yardımcısı, yine kendisinin atadığı ve gerekli gördüğü zaman görevlerine son vereceği, Meclis’in güvenoyu gerekmeyen bakanları olacak (6771 sayılı Kanun’la değişik AY m. 106/IV). Ama Başbakan ve Bakanlar Kurulu olmayacak.

600 üyeli Meclis’te milletvekillerinin sözlü soru sorma,  tek kişilik yürütme organı olarak Cumhurbaşkanı, yardımcıları veya bakanları hakkında gensoru önergesi verme yetkisi yok. Zaten Meclis’in yürümeyi denetleme yetkisi kaldırılmış durumda. Bu konudaki hüküm, Anayasa’nın 87. maddesinden çıkarıldı (6771 sayılı Kanun’la değişik AY m. 87) .

Cumhurbaşkanı hakkında bir suç işlediği, yardımcıları ve bakanları hakkında görevleriyle ilgili bir suç işledikleri iddiasıyla önerge verilebilmesi için TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğu (301 imza), soruşturma açılması için gizli oyla beşte üç çoğunluk (360 oy), Yüce Divana sevk için üçte iki çoğunluk (400 oy) gerekli. Bunlar, işlemesi ve işletilmesi son derece zor hükümlerdir (6771 sayılı Kanun’la değişik AY m. 105, 106/V-VII).

  1. Sonuç

Türkiye’de demokratik rejim, yeni 9 Temmuz 2018 günü yeni Anayasa’nın tümüyle yürürlüğe konmasıyla zor bir döneme, çıkışında ışık görünmeyen bir tünele giriyor. Buradan ne zaman, nasıl çıkılır? Kestirmek kolay değil.

Yeniden parlâmenter sisteme dönüşü sağlayacak, denge ve denetim mekanizmalarını etkili biçimde işletebilecek  bir Anayasa değişikliği yapmak, 24 Haziran 2004 milletvekili genel seçimiyle oraya çıkan parlâmento aritmetiği içinde  kolay değil. 600 üyeli yeni Meclis’te üye tamsayısının üçte biri  (200 imza) ile teklif, beşte üçü ile üçte ikisi  (360 – 400) arasında bir çoğunluğun gizli oyu ile kabul hâlinde zorunlu halkoylaması, üçte iki (400) ve daha fazla bir çoğunluğun gizli oyu ile kabul hâlinde Cumhurbaşkanınca halkoyuna sunulma söz konusu. Meclis’te ve toplumda bu yönde geniş bir mutabakat sağlamak gerek.

Önümüzdeki yıllar, Türkiye’de yeniden demokrasi mücadelesinin verildiği bir dönem olacak. Anayasa’ya aykırı Anayasa değişikliklerinin 16 Nisan 2017 günü tartışmalı bir halkoylamasıyla kabulünde görülen toplumsal bölünmenin 24 Haziran 2018 seçimleriyle de devam ettiği bir dönemdeyiz.

Fakat Anayasa’mızda Türkiye Cumhuriyeti’nin değişmez nitelikleri olarak belirtilen “insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik, sosyal bir hukuk devleti”  ilkelerine sahip çıkmak, onları savunmak ve güçlendirmek, her koşulda görevimizdir.

___________________

* 24 Haziran 2018 seçimlerinin değerlendirilmesi konusunda Toplumsal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TESAV) tarafından 6 Temmuz 2018 günü düzenlenen toplantıda DSP Parti Meclisi Üyesi  Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün yaptığı konuşmanın dipnotları eklenmiş  metni.

(1) Yüksek Seçim Kurulu’nun 10 Ağustos 2014 günü yapılan  Cumhurbaşkanı seçimi kesin sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 28.8.2014, S. 29102 Mük., s. 5.

(2) Yüksek Seçim Kurulu’nun 24 Haziran 2018 günü yapılan  Cumhurbaşkanı seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 4.7.2018, S. 30468 Mük., s. 6.

(3) Yüksek Seçim Kurulu’nun 24 Haziran 2018 günü yapılan  27. dönem milletvekili genel seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 4.7.2018, S. 30468 Mük., s. 13.

(4) Yüksek Seçim Kurulu’nun 1 Kasım 2015 günü yapılan  26. dönem milletvekili genel seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 12.11.2015, S. 29530 Mük., s. 5; ayrıca bk. Erol Tuncer/Bülent Tuncer, Seçim 2015, 1 Kasım 2015 Milletvekili Genel Seçimleri Sayısal ve Siyasal Değerlendirme, Ankara 2016 (TESAV Yayınları No. 44), s. 62.

(5) Yüksek Seçim Kurulu’nun 7 Haziran 2015 günü yapılan  25. dönem milletvekili genel seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 18.6.2015, S. 29390 Mük., s. 5; ayrıca bk. Erol Tuncer/Hanife Yurtseven/Bülent Tuncer, Seçim 2015, 7 Haziran 1015 Milletvekili Genel Seçimleri Sayısal ve Siyasal Değerlendirme, Ankara 2015 (TESAV Yayınları No. 43), s. 68.

(6) Yüksek Seçim Kurulu’nun 3 Kasım 2002 günü yapılan 22. dönem milletvekili genel seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 10.11.2002, S. 24932, s. 44; ayrıca bk. Erol Tuncer/Coşkun Kasapbaş/Bülent Tuncer, Seçim 2002, 3 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimleri Sayısal ve Siyasal Değerlendirme, Ankara 2003 (TESAV Yayınları No. 20), s. 62.

(7) Yüksek Seçim Kurulu’nun 16 Nisan 2017 günü yapılan halkoylamasının kesin sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 27.4.2017, S. 30050 Mük., s. 11.

(8) Kanun-i Esasî’nin metni için bk. Server Tanilli, Türk Anayasaları ve İlgili Mevzuat, İstanbul 1980 (İÜ-HF Yayınları No. 2757/621), s. 3-25; Suna Kili/A. Şeref Gözübüyük, Sened-i İttifaktan Günümüze Türk Anayasa Metinleri, İstanbul 2000 (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları), s. 43-55;  Tarhan Erdem (Haz.), Anayasalar ve Belgeler 1876-2012, İstanbul 2012 (Doğan Kitap), s. 29-43.

(9) 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilâtı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Altıncı Kısmında bütün bakanlıklar, bu Teşkilât içinde yer alan birimler olarak 18 bölüm içinde bir arada düzenlenmiştir (m. 38-524).  10 Temmuz 2018 tarih ve 30474 sayılı T. C. Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, “yayımı tarihinde” yürürlüğe girmiştir (m. 538). Kararname hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecektir (m. 539).

DSP Başkanlık Kurulu Seçim Sonrası Değerlendirme Yaptı.

DSP Başkanlık Kurulu Genel Başkan Önder AKSAKAL başkanlığında DSP Genel Merkezinde toplanarak 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerin sonuçlarını ve Cumhurbaşkanı Yemin Töreni sonrasında oluşan Türkiye’nin yeni siyasi durumunu değerlendirmiş ve aşağıdaki hususların kamuoyuyla paylaşılmasını benimsemiştir.

  • 9 Temmuz 2018 tarihinde TBMM’nde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı Yemin Töreni ile Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı olarak Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN resmen görevine başlamış ve ülkemiz “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı altında yeni bir yönetim dönemine girmiştir.
  • Bu yeni dönemle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti bütçesinin hazırlanmasından, kabinenin oluşturulmasına, bakanlıkların yapılandırılmasına, üst yönetim kadrosu ile sivil ve askeri bürokrasinin yanı sıra yüksek yargı mensupların da atanmasına kadar tüm yetkiler Anayasamızda yapılan değişikliklerle Cumhurbaşkanı’nın uhdesine verilmiştir. Diğer bir ifadeyle, devlet yönetimiyle ve yürütme erkiyle ilgili tüm yetki ve sorumluluklar Cumhurbaşkanı’ndadır.
  • Demokratik Sol Parti olarak beklentimiz, Sayın Cumhurbaşkanı’nın da vurguladığı şekilde, kendisine oy versin ya da vermesin 81 milyonluk Türkiye’mizin tüm vatandaşlarının Cumhurbaşkanı olmasıdır.
  • Ayrıca, bu yeni dönemde öncelikle Olağanüstü Hal uygulamasının kaldırılmasıyla başlanarak demokrasinin geliştirildiği, bireysel hak ve özgürlüklerin en üst düzeye taşınıp korunduğu, üretim ekonomisinin güçlendirilerek toplumsal refahın arttırıldığı, her hususta adaletin sağlandığı bir dönem olması da üzerinde ısrarla takipçisi olacağımız bir husustur.
  • Ayrıca 8 Temmuz 2018 Pazar günü Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde meydana gelen “cinayet gibi” elim tren faciasının tüm yönleriyle araştırılması ve sorumlularının biran önce tespit edilerek adalete teslim edilmesi yönünde Sayın Cumhurbaşkanı’nın ivedilikle konuya eğilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
  • Bu faciada hayatını kaybeden ve muhtelif şekillerde yaralanan vatandaşlarımızın ailelerinin yaşadığı trajedinin, “doğal iklim koşullarına” bağlanmaya çalışılması asla kabul edilemez.
  • Yeni yönetim döneminin ülkemize ve milletimize hayırlı olması temennisiyle yaşanan tren faciasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet ve acılı ailelerine başsağlığı diliyoruz. Yaralı vatandaşlarımızın da en kısa zamanda eski sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyoruz.

Dr. Aziz Murat HATİPAĞAOĞLU, DSP Genel Başkan Başdanışmanlığına Getirildi.

DSP Genel Başkan Başdanışmanlığına 1971 Samsun doğumlu Yrd. Doç. Dr. Aziz Murat HATİPAĞAOĞLU getirildi.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan HATİPAĞAOĞLU, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletlerinde Illinois Üniversitesi (University of Illinois at Urbana-Champaign) Urbana-Champaign Kampüsü, Graduate College Ekonomi Bölümünde Yüksek Lisansını yapmış ve “Türkiye’nin Dış Ticaretinde Yapısal Dönüşüm” konusunda Ekonomi Doktorasını tamamlamıştır.

Değişik kamu kurumlarında Daire Başkanı, Şube Müdürü, Dış Ticaret Uzmanı, Dış Ticaret Uzman Yardımcısı, Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdürlüğü gibi görevlerin yanı sıra akademik olarak bazı üniversitelerde öğretim üyeliği görevlerinde de bulunmuştur.

Bir çok kitap, makale ve çalışmalarının yanında İngilizce ve Almanca bilen Dr. Aziz Murat HATİPAĞAOĞLU evli ve bir çocuk babasıdır.