Partimizden Haberler

AKSAKAL: “Yerel Seçime Katılan Tek ‘SOL’ Parti DSP’dir.”

DSP Parti Meclisi 2019 yılı Taslak Bütçesini görüşüp onaylamak, 31 Mart Yerel Seçimlerine yönelik aday belirleme yöntemini kararlaştırmak ve Yerel Seçim Bildirgesi taslağını değerlendirmek üzere Genel Merkez’de toplandı.

Toplantı öncesinde gündeme ilişkin değerlendirmelerini paylaşmak üzere DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL bir basın toplantısı düzenledi. AKSAKAL şunları söyledi:

 

Saygıdeğer Basın mensupları,

Sözlerime başlarken, önceki gün yaşanan tren kazasında yaşamını yitiren yurttaşlarımıza ve Afrin’de şehit düşen askerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve metanet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

İktidarı AKP’ye teslim ettiğimiz 2002 yılından buyana bıkmadan usanmadan ve yılmadan anlatmaya çalıştığımız süreç planlandığı şekilde aksamadan (!) devam etmektedir.

17 yıl önce ilan edilen değişim ve dönüşüm stratejisi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte 95 yıllık Cumhuriyet değerlerinin ve parlamenter rejimin etki gücünün ortadan kaldırılarak,  Cumhurbaşkanı’nın tek başına vereceği kararlarla ülkeyi yönetme, son tahlilde ise parlamentoda iki siyasi partinin varlığını esas alan yapıyı hayata geçirme üzerine kurgulanmıştı.

Bugün de kaygıyla izlediğimiz manzara tamamen bu görünümdedir.

Dikkat ederseniz parlamentodaki siyasi partiler, 24 Haziran seçimleri döneminde yürürlüğe konulan sözde ittifak yöntemini bugün 31 Mart seçimlerine yönelik olarak da uygulama zorunluluğunu hissettiler.

Zira, seçim yasalarındaki yüzde 10’luk barajlar nedeniyle tehlikeye giren sahip oldukları iktidar gücünü elden bırakmak istemiyorlar.

Kısacası bu gerekçelerle siyaset kurumu ve toplum egemen siyaset mekanizmasının tahakkümü altında sokulmuştur.

Ortadoğu coğrafyasında bir yeni devlet kurma planı çerçevesinde sürecin aksamadan yürütüldüğünü belirtmiştim. Fırat’ın doğusunda, yani Suriye topraklarında PYD – YPG ve ABD güçleri bir oldubittinin peşindedirler.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Fırat’ın doğusu operasyonuna birkaç güne başlıyoruz” açıklamasıyla Türkiye devletinin bu oldubittiyi reddediyor görünmekle birlikte bizim, Türkiye’nin bölgede bir çatışma ortamının içine çekilerek bölgesel bir kargaşanın yaratılması planına figüran yapılmak istenildiğine dair kaygılarımızı da göz ardı etmeyeceğine inanmak isteriz.

Bu arada, başta AKP olmak üzere, yönetimdeki siyasi aktörlerin gelinen bu noktaya kadar olan katkılarını unutmadan, umuyor ve diliyorum ki böyle bir oyuna teslim olunmaz.

Değerli basın mensupları,

Hepinizin yakından takip ettiği üzere bir taraftan da toplumsal yaşam kendi mecrasında akışına devam etmektedir.

Halkın geçim sıkıntısı, ekonomideki olumsuz tablo, ülke ekonomisindeki durağanlık, hedeflenen büyüme rakamlarının küçülme olarak tezahür etmesi, başta emekçi kesimin yaşam kalitesini alabildiğine kötüleştirmekte, diğer taraftan da gerek tarım, gerek sanayi kesiminde, gerekse esnaf ve tüccar kesiminde derin yaralar açarak hayatı çekilmez hale getirmektedir.

Bunun en çarpıcı göstergesini de devlet-işveren-çalışan temsilcilerinin bir arada yürüttükleri Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarında görüyoruz.

Hükümet tarafınca işverenlerin talebi ve beklentileri doğrultusunda asgari ücretin 1.900.- liralar çerçevesinde tutulması eğilimi karşısında teslimiyetçi ve basiretsiz Sendika yöneticileri ve parlamentodaki muhalefet partilerinin evlere şenlik açıklamalarını da ibretle izliyoruz.

AKP ve destekçilerinin politikalarını zaten biliyor ve olası sonucunu bekliyoruz. Ancak sahip oldukları belediyelerdeki çalışanlar için 01 Ocak 2019 tarihinden itibaren asgari ücreti 2.200.- lira olarak uygulayacaklarını vaad edenlerin yaklaşımını samimiyetten uzak, tamamen kandırmaca ve oy devşirme hesabı olarak görmekteyiz.

Oysa gerçekler çok farklı.

Çarşı-pazar yangın yerine dönmüş, semt pazarlarında insanlar akşam saatlerini bekleyerek esnafın fiyatları indirmesini bekler hale gelmiş ve hatta pazar yerinde bırakılan artık sebze-meyve içerisinden kötünün iyisini ayıklayarak evine yiyecek götürme derdine düşmüştür.

Et alamadığı için dolayı ot’a mecbur kalan ve bugün geçim derdine düşürülmüş insanların pırasa, ıspanak, karnabahar, lahana gibi sebzeleri bile kilosunu en az 5 liradan alabildiği bir ortamı yaşıyoruz.

Ekonomik kriz “Ağa”ların semtine uğramamış olabilir ancak garibanın evine demir atmıştır.

Hal böyleyken sözde “solcu” geçinenlerin 2.200.- lira asgari ücretle geçim sağlanacağını söylemesi en hafif deyimiyle aymazlıktır, gaflettir.

Demokratik Sol Parti olarak 2015 seçimlerinde asgari ücretin 2.000.- lira olmasını önermiş ve taahhüt etmiştik. Bugün geldiğimiz noktada bu rakam 3.050.- liraya karşılık gelmektedir.

Aralık ayı itibariyle açlık sınırı neredeyse 2.000.- liraya dayanmışken iktidarın da muhalefetin de halka reva gördüğü açlığa mahkûm yaşamaktır. Bu kabul edilemez.

Değerli basın mensupları,

Bugünlerde parlamentoda bir tiyatro sahneleniyor.

Adı da “Bütçe Görüşmeleri Tiyatrosu”

Niçin tiyatro? Çünkü sahnede bütçeyi yapan AKP ile “Dibek dövenin hınk deyicisi” durumundaki payandası MHP var.

Tiyatro’nun ceylan derisi izleyici koltuklarında ise, sürdürdükleri bu uygulama ve yöntemlerle demokrasiyi sadece sayılara indirgemiş bir zihniyetin inayeti altına girmiş milletvekilleri var.

Yani seyirciler!

Bugün, 81 milyar lira açık öngören 2019 bütçe görüşmelerinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yüzde 35’lere, Cumhurbaşkanlığı’nın yüzde 334’lere varan bütçe artışının makul izahı parlamentoda konuşulmaz da nerede konuşulur?

“Kayıt dışı ekonomiyle mücadele eylem planı hazırlıyoruz” diyen sayın Cumhurbaşkanına “17 yıldır anca mı aklınıza geldi?” diye sormak bile neredeyse artık anlamsız hale geldi.

Zira Türkiye gibi bir ülkenin bütçesinde 18 milyar lira gibi bir Kaynağı Belirsiz Gelir kaleminin yer almasına bu tiyatrodaki artistler sessiz kalabiliyorlarsa ve bunu içlerine sindirebiliyorlarsa, bütçesini yüzde 35 artırdıkları Diyanet İşleri kurumunun bunlara kul hakkı ve manevi değerler üzerine yeterli eğitimi vermediği ortaya çıkar. Zaten bu kurumun asıl uğraşısının toplumun din işlerini düzenleme olmadığını, bütün mesaisini Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarına ayırdığını da biliyoruz.

Değerli basın mensupları, 

Parlamentoda okunan 2019 bütçesi devleti yöneten (!) AKP’li Cumhurbaşkanı’nın ve onun Hükümetinin Konkordato İlânı’dır.

Ekonominin içine düşürüldüğü batağın gözlerden uzak tutulması, toplumun dikkatinden kaçırılması adına her gün farklı gündemler yaratılıyor. Ama artık insanlar gerçeği görüyorlar.

Bu gidiş iyi bir gidiş değildir. Olası toplumsal tepkilerin, arzulanmayan boyutlara evrilmesine ortam yaratılmamalıdır.

Demokrasinin egemen olduğu ülkelerde toplum böyle uygulamalar karşısında en etkin mücadeleyi ortaya koyduğunda o ülkelerin siyasetçileri yapılan yanlıştan dönme ve özür dileme erdemini gösterebilirken, bizim ülkemizde maalesef hâlâ arındıramadığımız 12 Eylül artığı zihniyet temsilcilerinin halkı ölümle ve katliamla tehdit edebilecek kadar pervazsız olabildiklerine tanıklık ediyoruz.

İnsanca yaşamın tesis edilmediği, hak arama özgürlüğünün tehdit ve şantajlarla baskılandığı toplumlar önünde sonunda medeniyet kulvarından dışlanmaya mahkumdur.

Bu seçimlerde yaşanacak olan bir çarpıklık da “ittifak” adı altında yapılan toplumu ikiye ayırma girişimidir. Bilindiği gibi meclisteki partiler “Cumhur İttifakı” ve “Millet İttifakı” adı altında ikili bir sistem dayatmış durumdadırlar.

İktidar ve muhalefet partilerinin 31 Mart Yerel Seçimlerinde bazı seçim çevrelerinde kendi adaylarını çıkarmak yerine başka partilerin adaylarını destekleme politikası öncelikle kendi seçmenlerine haksızlık sonra da demokrasiye ihanettir.

Türkiye iki partili sisteme mahkûm edilemez! Bu girişim demokratik sistemi derinden yaralar. Türkiye’de on Büyükşehir’de yaşayan ve kendisini sol’da tanımlayan seçmenlere “ya sağa ya da sağa oy vereceksin” zorlaması yapılmaktadır.

Ama herkes bilsin ki bugün Türkiye’nin seçimlere katılan tek sol partisi Demokratik Sol Parti bu seçim sürecinde ayakları yere basan gerçekçi strateji ve politikalarıyla toplumun çıkış yolu arayışında güvenli bir liman olma misyonuyla yeni bir yol bulacak ya da yeni bir yol açacaktır.

Parlamentodaki partilerin sözde ittifakları da, 31 Mart akşamı sandıklara gömülmelerinin vesilesi olacaktır.

AKSAKAL İzmir’de Konuştu: “Halkın Karşısına Başı Dik Çıkabilecek Tek Parti DSP’dir!

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, İzmir İl Örgütünce düzenlenen Demokratik Sol Parti’nin 33. kuruluş yılı kutlaması ve Onursal Genel Başkan Bülent ECEVİT’i anma toplantısında konuştu.

“Halkın karşısına başı dik çıkabilecek tek parti Demokratik Sol Parti’dir!” diyen AKSAKAL konuşmasında şunları söyledi:

Değerli Basın mensupları,

Cefakar yol arkadaşlarım, saygıdeğer Demokratik Solcular,

Hepinizi en içten saygılarımla selamlıyorum.

Demokratik Sol Parti 33 yıldan bu yana halkımıza en doğru programla, en gerçekçi çözüm önerilerini sunmakta, dürüstlük, yurtseverlik ve üretimden yana ekonomi politikalarıyla Türk siyasetindeki varlığını sürdürmeye devam etmektedir.

Partimizin 33. Yaşı Türk milletine ve tüm Demokratik Sol Partililere kutlu olsun!

Demokratik Sol düşüncenin kuramcısı Onursal Genel Başkanımız Bülent ECEVİT aramızdan ayrılalı 12 yıl geçti. O’nun bize öğrettiği değerleri yaşatmaya, gösterdiği yolda yürümeye devam ediyoruz, ilk günkü inançla ve kararlılıkla da devam edeceğiz.

ECEVİT, demokratik-laik yaşamı ortadan kaldırmaya çalışan faşist darbecilere karşı ortaya koyduğu mücadele azmini ve kararlılığını, ülkemizi içeriden ve dışarıdan bölmek isteyenlere, Atatürk’ün devrimlerini ve Cumhuriyet’in ilkelerini aşındırmaya çalışanlara, inançları sömürenlere karşı da gösterebilmiş bir devlet adamıydı.

Bu vesileyle kendisini bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum.

Değerli arkadaşlarım.

2002 yılında uğradığımız ağır saldırının yaralarını el birliğiyle sarmaya gayret ediyoruz. DSP’nin varlığından rahatsız olan egemen sistem, her dönem yeni engellemeleri hayata geçiriyor, toplumun DSP ile bağlarının zayıflaması adına algı yaratmaktan geri kalmıyor.

Bu topraklar üzerinde yaşayan insanların, kadim vatanlarına sahip çıkma, onların huzurlu ve mutlu bir yaşantı sürdürmeleri üzerine kurgulanmış DSP politikaları, bu topraklara göz dikmiş uluslar arası emperyal sistemin ve onun ülkemizdeki paydaşlarının uykularını kaçırıyor.

Bunu açıkça görebiliyoruz.

Dünya’nın en önemli coğrafyasında 10 bin yıllık geçmişe sahip medeniyetlerin devamı olan bu milleti, 1071 yılına hapsederek, arap kültürünün din merkezli esaretine mahkûm etmek istemelerinin gerçek nedeni esasen, Anadolu topraklarını ele geçirme arzularından kaynaklanmaktadır.

Ama öyle yağma yok!

Atatürk’ün açtığı yolda, Ecevit’ten aldığımız ışıkla bize gösterilen doğru hedefe mutlaka ulaşacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Düne kadar bu devletin kurucu iradesini temsil eden büyük önder ATATÜRK’ün adını dahi anmayanların son günlerde sürekli “Atatürk” söyleminde bulunması, sizleri yanıltmasın.

Zira onların misyonları, kendilerini iktidara taşıyan egemen yapının stratejilerini hayata geçirmek, onların talimatları ve telkinleriyle görev yapmaktır.

Aksi halde;

Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’e her türlü hakareti yapabilen, bağımsızlık mücadelemize yönelik “keşke Yunanlılar galip gelseydi” diyebilen, “10 Kasım’da kenefe gidin” diyecek kadar alçaklaşan birinin ayağına giden sözde Diyanet İşleri Başkanına sahip çıkarlar mıydı?

“Türk’üm, doğruyum..” diyerek başlayan ve “Ne mutlu Türk’üm” diyerek bitirilen “İyi yurttaş olma ve Cumhuriyete bağlılık” andımızı ortadan kaldırmak için yargıyla didişirler miydi?

Biliyorsunuz; 11 Kasım 1918’de yani 100 yıl önce birinci paylaşım savaşı.. yani birinci dünya savaşı sona ermiş, 620 yıl üç kıtada hüküm süren Osmanlı’nın son sığınağı Anadolu toprakları İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar tarafından paylaşılmış ve işgal edilmiş, dört yıl süren milli mücadele sonunda bunların Ege denizine dökmesi sonrasında emperyal niyetlerine sadece ara verenlerin düzenlediği Birinci Dünya Savaşı’nın bitişinin 100. Yılını kutlamaya Fransa’ya giderler miydi?

Elbette hayır. Ancak malzeme bu.

Tüm mesailerini emperyalist sömürgecilerin planlarına karşılık, insanların inanç değerlerini kullanarak kendi sömürü düzenlerini kurmuş, kafalarının arkasındaki “Cumhuriyetle hesaplaşma” heveslerini başkalarının emelleriyle birleştirmiş ve 17 yıldır ülkenin başına musallat edilmiş bir zihniyetin yarattığı tahribatı onarmanın çok da kolay olmayacağını gayet iyi biliyorum. Ama bir şeyi daha iyi biliyorum;

Bu tahribatı sadece ve sadece Demokratik Sol bir iradenin iktidarı ortadan kaldırabilir. Bunun için de çok çalışmalıyız.

Değerli arkadaşlar,

Demokratik Sol Parti’nin toplumdan uzak tutulmaya çalışılması gayretleri devam ediyor. Bunu sizler de yakından izliyorsunuz.

Örgütlerimizin yeniden eski gücüne.. sadece sayısal ya da parasal gücüne değil inanç gücüne yeniden erişmeye başladığını söyleyebilirim.

Bu başarı sizlerin eseridir.

Her türlü karartmaya, her türlü yok saymaya, içeriden ve dışarıdan yapılan ve hatta zaman zaman ahlaksız boyutlara vardırılabilen saldırılara karşı göğsünüzü siper ettiniz, partililerimize ve partimize sahip çıktınız, maddi-manevi bedeller ödeyerek bugünlere getirdiniz.

İşte bundan dolayı 33. Yılımızı sizlerle birlikte kutlamaktan gurur duyuyorum.

Şimdi önümüzde bir yerel seçim süreci var. Hepimiz buna odaklanıyoruz ve her seçim bölgesinde mutlaka kendi adaylarımızı göstereceğiz.

Halkın karşısına başı dik çıkabilecek tek parti Demokratik Sol Parti’dir!

Parlamentodaki sözde muhalefet partilerinin içler acısı durumunu hepimiz ibretle izliyoruz. AKP karşısındaki çaresizliklerini, basiretsizliklerini görüyorsunuz. Bir tanesi tamamen AKP’nin yörüngesine oturmuş onunla uyum içerisinde dönmeye devam ediyor.

Peki ya ana muhalefet konumundakiler?

Onlar da “çakma MHP”nin inayetine sığınmış, kendi ilke ve değerlerinden uzaklaşmış bir şekilde pazarlıklar peşinde mesai harcıyor.

Önceki dönemlerde Belediye Başkanlığı ya da Meclis Üyeliği yapmış olup da bu kez aday gösterilmeyeceğini anlayan sözde “solcu”, sözde “Atatürkçü” kerameti kendinden menkul bazıları da AKP’den aday adaylığına soyunmuşlar.

İlkesizlik, tutarsızlık, omurgasızlık diz boyu. Bunlarla mı yola gideceğiz?

Türkiye bunlara müstahak değildir değerli arkadaşlarım!

Biz Demokratik Sol Parti olarak öz değerlerimizle yoğrulmuş, Demokratik Sol düşüncenin iktidarı için emek sarf etmiş arkadaşlarımızla halkın önüne bir seçenek sunacağız.

Buradan, İzmir’den DSP’nin 33. Kuruluş yılı etkinliğinden bir kez daha açık çağrımızı yapıyorum. Türkiye’nin aydınlığa çıkışı ancak Demokratik Sol politikalarla mümkün olacaktır. Bunu görmenin zamanı geldi ve hatta geçiyor.

Bu arzu, bu istek bizde var ve ilk seçimlerde Yerel Yönetimlerle yeniden halkın hizmetinde olacağımıza gönülden inanıyorum.

Belediye Başkanlığı, Meclis Üyelikleri gibi kademelere şimdiden çokça adaylık başvuruları yapılmaya başlandı. Hepsini değerlendireceğiz. Demokratik Sol Parti’nin yeniden iktidarına giden yolu elbirliğiyle açacağız.

Yerel Yönetimlerde Demokratik Sol anlayış temelinde TÜRKİYE YENİ KENT MODELİ’ni hayata geçireceğiz.

Halk için, Halkla beraber “İnsancıl, Halkçı, Bilimsel” kentler yaratacağız.

TÜRKİYE’NİN CUMHURİYET KENTLERİ, GELECEĞİN MEDENİYET UFKUNDA BİR GÜNEŞ GİBİ PARLAYACAKTIR!

Artık; kirli, çarpık, sağlıksız ve yağmalanan kentler dönemi bitecek, sevgi odaklı, ışıklı, halkçı, hümanist kentler dönemi başlayacak.

Cumhuriyet Kentleri Modeliyle;

  • Cumhuriyet’in bütün ilkelerine her yerde ve her koşulda sahip çıkmayı,
  • İnsanlık kültürünü geliştirmeyi,
  • Halkın bizzat yönettiği kurumları oluşturmayı,
  • Köylerden başlamak üzere ekonomik kalkınmayı,
  • Doğal varlıklarımızı ve zenginliklerimize sahip çıkmayı,
  • Kendi enerjisini üreten sistemler kurmayı,
  • Güneşin gücünden toplumsal yaşamın her alanında yararlanmayı,
  • Kültürümüzü ve sanatımızı yaygınlaştırmayı,
  • Kendi gıdasını üreten sistemler geliştirmeyi,
  • Sağlıklı yaşam ortamları yaratmayı,
  • Küresel iklim değişikliği ile mücadele etmeyi,
  • Özgür kentler yaratmayı HEDEFLİYORUZ!

 Gerçek anlamda Anadolu devriminin ikinci aşaması olacak bu model, dünya kentlerine de ışık tutacak, ülkemizde demokrasiyi güçlendirecek, insan hak ve özgürlüklerini içselleştirecek, özgün bir Türkiye Yerleşim Planlama Modeli olacaktır.

1985’den 1999’a kadar üç kez devleti yönetmiş Demokratik Sol Parti’nin Genel Başkanı olarak, bugüne kadar  iktidar olma arzumuzu güçlü tuttuk ve bu hedefimizi gerçekleştirmek için demokratik, laik cumhuriyetin sonsuza kadar yaşatılması inancında olan, Atatürk ilkelerini benliğine kazımış, ülke ve toplum çıkarlarını kendi çıkarlarının önünde tutabilmeyi başaracak tüm yurtseverleri DSP çatısı altına çağırıyorum.

Bu ülke hepimizin, başka Türkiye yok! Hepinizi en içten sevgilerimle selamlıyorum.

Türk siyasetindeki 33. Yılımız kutlu olsun!

AKSAKAL’dan AKINCI’ya Kutlama Mesajı.

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, KKTC’nin kuruluşunun 35. yılı sebebiyle Cumhurbaşkanı Mustafa AKINCI’ya bir kutlama mesajı gönderdi. AKSAKAL’ın mesajı şöyle:

Sayın Mustafa AKINCI – KKTC Cumhurbaşkanı

İngiliz sömürgeciliğinin yıllar süren hegemonyası altında Rum tetikçilerinin mezalimine ve soykırım girişimlerine karşı Dr. Fazıl KÜÇÜK öncülüğünde başlayan direnişin, Rauf DENKTAŞ liderliğinde kahraman mücahitlerle birlikte yürütülen özgürlük mücadelesi 1974 yılında gerçekleştirilen “Barış Harekatı” ile ete-kemiğe bürünmüş, 15 Kasım 1983 yılında bağımsızlık ilânı ile zirveye taşınmıştır.

Demokratik Sol Parti için Kıbrıs Davası en önemli konuların başında gelmekte ve özel bir öneme sahiptir. DSP var oldukça, Kıbrıslı Türklerin tarihler boyu vatanı olmuş bu topraklar Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte sonsuza kadar yaşatılacaktır.

Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesine yaşamını vakfeden Dr. Fazıl KÜÇÜK ve Rauf DENKTAŞ’ı saygıyla anarken, sadece Türklere değil Rumlara da barışın gelmesini sağlayan Türkiye hükümetinin Başbakanı Bülent ECEVİT’i minnet ve şükranla yâd ediyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 35. yılını yürekten kutluyorum.

TÜRK: “Diyanet İşleri Başkanı Derhal Görevden Alınmalıdır!”

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın 10 Kasım 2018 günü Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etmesi konusunda DSP Parti Meclisi Üyesi, eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, aşağıdaki yazılı açıklamayı yaptı:

“Şapka devrimine aykırı olarak fesle dolaşmayı bir marifet sayan Kadir Mısıroğlu, Kurtuluş Savaşının muzaffer Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve lâiklik karşıtı görüşleriyle tanınan, Atatürk ve annesi Zübeyde Hanım  hakkında en adi yalan ve iftiraları yayan, ‘Keşke Yunan galip gelseydi de, hilâfet yıkılmasaydı, şeriat kaldırılmasaydı, lâiklik gelmeseydi’ şeklinde hezeyanları olan bir kişidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığının ilk yılında kuruluşuna öncülük ettiği bir kamu kurumudur. 3 Mart 1924 tarih ve 429 sayılı Kanun’la Şeriye Vekâleti (Şeriat Bakanlığı) kaldırılarak  yerine Diyanet İşleri Reisliği kurulmuş, görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Anayasa’mızın 136. maddesine göre; ‘Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanunundaki görevleri yerine getirir.’

Bugün yürürlükteki Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3. maddesine göre; “Başkanlığın en üst amiri olan Diyanet İşleri Başkanı, Başkanlığı temsil eder. Başkan din hizmetlerinin etkin ve verimli sunulması için gerekli tedbirleri alır.”

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın bir gün önceki Cuma hutbesinde rahmetle anmayı ihmal ettiği Atatürk’ün ölümünün 80. yılında vefakâr Türk Milletince saygı, sevgi ve özlemle anıldığı 10 Kasım 2018 günü Atatürk ve lâiklik hakkındaki sakat görüşleri bilinen bir kişiyi ziyaret etmesi, eğer Anayasa’ya aykırı olarak bu görüşleri paylaşmak anlamına gelmiyorsa; –en hafif ifade ile– tam bir düşüncesizlik örneği ve ağır bir hizmet kusurudur. O’nun Diyanet İşleri Başkanlığını yürütecek liyakatte olmadığını gösteren son  hareketi, görevden çekilmesini gerektirecek niteliktedir. Bunu yapmadığı takdirde derhâl görevden alınması gerekir.”

 

DSP Lideri AKSAKAL 10 Kasım Mesajı Yayınladı.

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, 10 Kasım ATATÜRK’ün ölümünün 80.nci yılı sebebiyle bir mesaj yayınladı.

AKSAKAL’ın mesajı şöyle:

“Dünya’da ilk kurtuluş savaşını vererek yedi düveli Anadolu topraklarından sürüp çıkaran, ardından laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olarak Türkiye Cumhuriyetini kurarak 620 yıl “kulluk” düzeyinde bırakılmış bir milleti özgürlüğüne kavuşturan ve sadece bizim değil tüm dünya milletlerinin hayranlığını kazanmış ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ölümünün 80.nci yılında saygı, minnet, bağlılık ve şükran duygularımla bir kez daha yâd ediyorum.

Demokratik Sol Parti ve DSP’liler var oldukça ATATÜRK’ün ilke ve devrimleri yol göstericimiz olacak, kurduğu Cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır.

Ne mutlu Türk’üm diyene!”

Demokratik Sol Parti 33. Yaşını Kutladı.

Demokratik Sol Parti, kuruluşunun 33. yılını kutlama ve kurucusu BÜLENT ECEVİT’i ölümünün 12. yılı sebebiyle anma toplantısı düzenledi.

Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde gerçekleşen toplantıya yurdun değişik yerlerinden gelen partililer ve Ankaralı vatandaşlar katıldı.

Etkinlikte bir konuşma yapan DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, ülkenin içinde bulunduğu genel durumu ve 31 Mart 2019 tarihinde gerçekleşecek olan Yerel Yönetim seçimlerinde Demokratik Sol Parti’nin ilke ve hedeflerini 10 başlık halinde açıkladı. Aralık ayında DSP Parti Meclisince son şekli verildikten sonra da Yerel Seçim Bildirgesini kamuoyuyla paylaşacaklarını belirten AKSAKAL, Demokratik Sol düşünceni kuramcısı ve DSP’nin kurucusu Bülent ECEVİT’i rahmet ve minnetle andıktan sonra O’nun bir sözünü paylaştı. “Türkiye sana mecbur DSP, biz sana mecburuz DSP” diyen AKSAKAL şunları söyledi:

Saygıdeğer konuklarımız,

Basınımızın değerli temsilcileri,

Demokratik Sol Partinin yılmaz savaşçıları,

Partimizin Türk siyasetindeki 33. yılında sizlerle kol kola, omuz omuz olmaktan büyük bir mutluluk, tarifi imkansız bir gurur duyuyorum.

Değerli konuklarımıza da bugün bizleri yalnız bırakmadıkları, duygularımızı bizlerle paylaşmak üzere aramızda oldukları için en içten şükranlarımı sunuyorum.

Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz!

Kasım ayı bizler için bu duyguları bir arada yaşamak zorunda kaldığımız bir ay.

5 Kasım’da ECEVİT’i, 10 Kasım’da ATATÜRK’ü kaybettik.. 14 Kasım’da Demokratik Sol Parti kuruldu, 15 Kasım’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilân edildi.

Her birinin gününde bir araya gelebilmenin ve bunlar için mekân temin edebilmenin özellikle DSP olarak zorluklarını takdir edeceğinize inanıyorum.

Bugün bize bu salonu tahsis eden Çankaya Belediye Başkanı sayın Alper Taşdelen’e ve toplantımızda yardımlarını esirgemeyen değerli personellerine, emekçi kardeşlerimize de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.

Değerli arkadaşlar,

Bugün hem hüznü, hem sevinci bir arada yaşıyoruz.

Partimizin kurucusu ve Demokratik Sol düşüncenin kuramcısı büyük devlet adamı Bülent ECEVİT’i aramızdan ayrılışının 12. yıl dönümünde özlem ve minnetle anarken, aynı zamanda da O’nun kurduğu Demokratik Sol Partinin Türk siyasetindeki 33. yılını kutluyoruz.

Bülent ECEVİT, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yer alan en önemli devlet adamlarının içinde ve önde geleniydi.

Demokratik Sol felsefenin kuramcısı olarak elinden geldiğince bu ülkenin çıkarlarına hizmet noktasında emek verdi, çalıştı, mücadele etti ve 12 yıl önce aramızdan ayrıldı.

Bugün bu vesileyle kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Biraz önce izlediğimiz barkovizyon’da genel çerçevesiyle anlatılan süreç, üzülerek belirtmeliyim ki, Türk milletinin kaderi olmamalıdır ve olmayacaktır.

Yakın tarihimizde şunu çok açık bir şekilde gördük ki, ekonomik ve teknolojik gücü elinde bulunduran sistem dünya için yeni bir harita çizme kararlılığındadır.

Dünyanın ortadoğu bölgesini hedefine koymuş olan bu sistem, yer altı ve yer üstü zenginliklerin sınırsız kaynaklarını kendi kontrolü altında tutmak, dolayısıyla  emperyal çıkarlarının güvence altında olmasını arzu etmektedir.

Bu durum onlar açısından değerlendirildiğinde doğru strateji olarak kabul edilebilir. Ancak; 95 yıllık Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milleti kendi topraklarını da kapsayan böyle bir projeye asla ve asla izin vermemelidir.. vermeyecektir.

17 yıl önce Demokratik Sol Parti’nin başında bulunduğu hükümet döneminde Başbakan ECEVİT böyle bir teklifi elinin tersiyle itmiş, vatanımızın ve komşularımızın toprak bütünlüğünün tartışmaya açılmasına müsaade etmemişti.

Onun için de başına gelmedik olay bırakmamışlardı, hayatına bile kastetmişlerdi.

Bugün DSP’yi yok göstermeye çalışanların, siyaset sahnesinde olmasını istemeyenlerin korkusu işte budur. Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet varolacağına inanmış yurtseverleri sindirmek, umutsuzluğa sürüklemek, kurguladıkları sömürü düzeninin bozulmasına neden olacak yapıları engellemektir.

Ama bilsinler ki; KORKUNUN ECELE FAYDASI YOKTUR!

Cumhuriyetin ilkelerine, Atatürk devrimlerine ve Ecevit’in Demokratik Sol öğretisine sıkı sıkıya bağlı, inançlı, kararlı, yurtsever Demokratik Solcular bu gidişe mutlaka “DUR!” diyecektir.

DSP’li olmak ve DSP’li kalabilmek ayrı bir karakter özelliğidir.

2002 yılında yapılan seçimlerde partimizin parlamentoya yeniden girmemesi için çaba sarfeden kesimler oldu. Neden??

DSP iktidardayken hırsızlıklara mı bulaşmıştı? Yolsuzluklara mı karışmıştı?

Yurttaşlar arasında kayırmacılık, haksızlık, adaletsizlik mi yapmıştı?

Yoksa vatanın ve milletin çıkarlarını kendi siyasi ikbali için başkalarına peşkeş mi çekmişti? Ne yapmıştı da yüzde 1,24 oya mahkum edilmişti?

Hayır!

Demokratik Sol Partililer kendilerini değil, halkını ve vatanını çok sevmişlerdi. Bu duygu ve inanç bugünde en güçlü şekilde her birimizin yüreğinde yaşıyor ve yaşamaya devam edecek. Buna gönülden inanıyorum!

Ancak bir husus daha var ki, bütün bunlara rağmen geçmişte bu partinin kurucuları arasında yer almış, il/ilçe başkanı, yönetim kurulu üyesi, milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi olanların hangi haklı gerekçelerle karşı tribünlerde oturduklarının izahında hepimizin zorlandığını da ayrıca belirtmeliyim.

Değerli arkadaşlarım, saygıdeğer konuklar..

Cumhurbaşkanı ve hükümetiyle, parlamentodaki siyasi yapıların el birliğiyle egemen sistemin senaryosunda birer aktör olduklarını biliyoruz.

DSP olarak, kurucumuz ECEVİT’ten aldığımız öğreti ile çalışıyoruz, çalışacağız, ülkemiz ve halkımızın çıkarlarını önde tutarak Türkiye Cumhuriyeti devletinin sonsuza kadar yaşamasını sağlayacağız.

Kendilerince Cumhuriyet’in yüzüncü yılında bir hesaplaşma ve rövanş duygusu taşıyanların bu heveslerinin kursaklarında kalacağını buradan ilan ediyorum.

Her türlü imkansızlığa rağmen, örgütlerimizi dimdik ayakta tutan, gecesini gündüzüne katan, varını yoğunu bu davaya vakfeden, taşıdığı akgüvercinli mavi bayrağı bir an olsun yere düşürmeyen sizler, Demokratik Solcular var oldukça rengini şehitlerimizin kanından alan ayyıldızlı şanlı Türk Bayrağı da asla ve asla yere düşmeyecektir!

Değerli kardeşlerim, yoldaşlarım.

31 Mart 2019’da önümüze bir sandık daha geliyor.

Bu sandık, 24 Haziran sandığından daha önemsiz değildir. Zira yerel yönetim seçimlerinde elde edilecek başarının yaratacağı sarsıntı 17 yıldır süren ve parlamentoyu rehin almış siyasi yapıların duvarlarında önemli çatlaklar oluşturacak ve belki de bazılarının yıkılmasını sağlayacaktır.

Artık toplumda bu anlamda ciddi bir arayış mevcuttur. Bunu görüyoruz.

Parlamentodaki mevcut muhalefet partilerinin iktidar olma konusundaki isteksizliğini ve hatta bazılarının zaman zaman AKP’yle birlikte hareket edebilme mesajlarını hayretler içinde gözlemliyoruz.

Televizyonlarda karşılıklı çatışıyor görünmeleri sizleri yanıltmasın. Biz biliyoruz ki hepsi tek merkezden idare ediliyorlar, o sistemin projelerinin gerçekleşmesi için görev yapıyorlar.

Türkiye tam bir tükenmişlik noktasında siyaseten can çekişmektedir.

Ekonomik göstergeler çok kötü, toplumsal yaşam ortamı had safhada gergin, çarşı–pazar yangın yeri, devlet-millet ilişkilerinde alabildiğine bir güvensizlik ve tedirginlik, halkın devlete dair bağlılık duygularında ciddi bir erozyon hali, tanımı ve anlatımı zor bir sürecin içine sürüklendik.

Osmanlı’nın çöküş döneminin neredeyse birebir aynısı şartları hep birlikte kaygıyla takip ediyoruz.

Edilgen, teslimiyetçi, şantaj ve tehditler altında görev yapan bir yönetim ve esasen ne olduğu belirsiz bir devlet yapılanması Türk milletine zorla dayatılmaya çalışılıyor!

Bu kabul edilemez!

Hukuk, adalet, ekonomik ve toplumsal güven ortamı, bu yapı eliyle tamamen ortadan kaldırılmıştır. Kimliğimiz sorgulanır hale gelmiştir, Türk vatanında “Türküm” demek yadırganır hale gelmiştir.

Geleceğinden umutsuz bir halk kitlesiyle karşı karşıyayız.

DSP’nin yeniden iktidarı artık zorunluluk halini almıştır ve bu iktidar Yerel Yönetimlerden başlayacaktır.

Hedefimiz 2023 Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimleridir.

İlk kez siyasete girecek olanlar dahil olmak üzere, geçmişte gerek DSP’de gerekse başka diğer partilerde siyaset yapmış olup da ARTIK YENİDEN DSP düşüncesinde olabilecek adaylarla DSP kriterlerinde olmak kaydıyla kucaklaşabilmeyi içimize sindirebilmeliyiz.

Geçmişin olumsuzluklarından ders çıkarmayı başarmış ve bundan böyle DSP çatısından ayrılmadan halka ve hakka olan inancıyla görev yapmayı taahhüt eden ve en önemlisi bundan emin olabileceğimiz tüm yurttaşlarımızı DSP’ye davet ediyorum.

Bu açık ve tarihi bir çağrıdır.

DSP’nin kurucusu ve Demokratik Sol programın kuramcısı Bülent ECEVİT’in söylediği gibi Türkiye sana mecbur DSP, biz sana mecburuz DSP!

Devlet düzeninde öncelikle adalet kavramının tesisi ve güçlü kılınması esastır. Ama bugün yaşadığımız manzara bu değildir.

Hukuk devleti yapısının tüm değerlerini, geleneklerini, eğilimlerini yok eden, ayaklar altına alan sistem, istediği anda kanunsuzlukları hayata geçirebiliyor, bunu çok normalmiş gibi sunabiliyor, kontrolü altındaki basın-yayın kuruluşları marifetiyle halkın da kanıksamasını sağlıyor.

Yeri gelmişken bir çift söz de basın-yayın kuruluşlarının sahiplerine ve yöneticilerine söylemek isterim.

Bu sistem yeri ve zamanı geldiğinde sizleri de bir kenara atacaktır.

Dünyevi ikballeriniz uğruna doğruları ortaya koymaktan imtina ederseniz, hakkaniyetten uzak anlayışların pekişmesine payandalık yaparsanız, halka gerçekten tarafsız şekilde haberleri ulaştırma misyonundan uzak kalırsanız, bir gün gelir bu sistem sizi kapı önüne koyduğunda yanınızda olacak kimseyi bulamazsınız.

İktidarın nimetleri tatlı olabilir ama sonsuz ve sınırsız değildir. Sizden faydalandığı yere kadardır. Yapılan haksızlık ve hukuksuzluğu olduğu gibi ortaya koymak tarafsızlığın bir gereğidir. Özgür olabilmek için bağımsız olabilmek esastır.

Değerli arkadaşlarım, saygıdeğer konuklar..

Demokratik Sol Parti olarak 33 yıldır Türk siyasetinde haktan ve halktan aldığımız güçle var olmaya devam ediyoruz.

Kurulduğumuz günden bugüne, hep çalıştık.. hep ürettik.

Üzerimizden bir buldozer geçti. Bizi tamamen yok etmeye çalıştılar.

Bırakın karşıt görüşlerde olan siyasi yapıların engellemelerini, kendilerini Cumhuriyet rejiminin güvencesi, Atatürkçülüğün tek sahibi, adaletin ve hukukun üstünlüğünün, demokrasinin teminatı sayıp da “artık günümüzde DSP gibi bir partiye ne gerek var” diyen parti liderlerini ibretle izliyoruz.

İşte tam da bunun için DSP’ye gerek var. Geçek anlamda hakça bir düzen için.. Cumhuriyet değerlerinin geliştirilip güçlenmesi için.. Atatürk ilke ve devrimlerinin yaşatılması için, demokrasinin kalıcı ve sürekli bir yaşam biçimi haline getirilerek içselleştirilebilmesi için DSP’ye gerek var.

Halkın geleceğe dair umudu solduğu anda, DSP’nin akgüvercini toplumu mutlaka kanatları altında toplayacaktır.

Çalışıyoruz, üretiyoruz dedik. Evet;

Her türlü zor şartlara rağmen sizler, Demokratik Sol Partinin yılmaz savaşçıları, neferleri, cefakar yoldaşlarım.. DSP’nin ışığını hep açık tutuyorsunuz, bayrağını dalgalandırıyorsunuz.

Partimizin varlığını bulunduğunuz her noktada hissettiriyorsunuz, bölgenizdeki gelişmeleri ve değişiklikleri bizlerle paylaşıyorsunuz.

Sizi yok sayanlar, “DSP mi kaldı?” diyenler, her seçim dönemi yine sizin ipinize sarılmaya çalışıyor. Çünkü siz VARSINIZ! Siz onlar için birer korkulu rüyasınız.

Onlar korkulu rüyalarını görmeye devam edebilirler. Ama biz çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz.

Halka ve ülkeye yararlı olmak için mutlak surette parlamentoda olmak zorunda değiliz. Ama orada olduğumuzda daha etkin ve gerçekçi katkılarımızı sağlayabiliriz, daha kısa zamanda daha çok işler yapabiliriz.

Bu arzu, bu istek bizde var ve ilk seçimlerde Yerel Yönetimlerle yeniden halkın hizmetinde olacağımıza gönülden inanıyorum.

Belediye Başkanlığı, Meclis Üyelikleri gibi kademelere şimdiden çokça adaylık başvuruları yapılmaya başlandı. Hepsini değerlendireceğiz. Demokratik Sol Parti’nin yeniden iktidarına giden yolu elbirliğiyle açacağız.

Yerel Yönetimlerde Demokratik Sol anlayış temelinde TÜRKİYE YENİ KENT MODELİ’ni hayata geçireceğiz.

Halk için, Halkla beraber;

“İnsancıl, Halkçı, Bilimsel” kentler yaratacağız.

TÜRKİYE’NİN CUMHURİYET KENTLERİ, GELECEĞİN MEDENİYET UFKUNDA BİR GÜNEŞ GİBİ PARLAYACAKTIR!

Artık; kirli, çarpık, sağlıksız ve yağmalanan kentler dönemi bitecek, sevgi odaklı, ışıklı, halkçı, hümanist kentler dönemi başlayacak.

Cumhuriyet Kentleri Modeliyle;

  • Cumhuriyet’in bütün ilkelerine her yerde ve her koşulda sahip çıkmayı,
  • İnsanlık kültürünü geliştirmeyi,
  • Halkın bizzat yönettiği kurumları oluşturmayı,
  • Köylerden başlamak üzere ekonomik kalkınmayı,
  • Doğal varlıklarımızı ve zenginliklerimize sahip çıkmayı,
  • Kendi enerjisini üreten sistemler kurmayı,
  • Güneşin gücünden toplumsal yaşamın her alanında yararlanmayı,
  • Kültürümüzü ve sanatımızı yaygınlaştırmayı,
  • Kendi gıdasını üreten sistemler geliştirmeyi,
  • Sağlıklı yaşam ortamları yaratmayı,
  • Küresel iklim değişikliği ile mücadele etmeyi,
  • Özgür ve özerk kentler yaratmayı HEDEFLİYORUZ!

 Gerçek anlamda Anadolu devriminin ikinci aşaması olacak bu model, dünya kentlerine de ışık tutacak, ülkemizde demokrasiyi güçlendirecek, insan hak ve özgürlüklerini içselleştirecek, özgün bir Türkiye Yerleşim Planlama Modeli olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, saygıdeğer konuklar..

Demokratik Sol Parti Programı temelinde 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak Yerel Yönetim Seçimleri için hazırlamakta olduğumuz CUMHURİYET KENTLERİ modelimizin ana temalarını başlıklarıyla ve kısa içeriğiyle paylaşacağım.

Seçim sahtına girdiğimizde de partimizin Seçim Bildirgesi olarak detaylarını, sizlerle birlikte ve değerli basınımız aracılığıyla kamuoyuna açıklayacağız.

CUMHURİYET KENTLERİ İlke ve Hedefleri olarak;

  • SEVGİKENT (Barışın ve insanlığın kenti.)
  • HALKKENT ( Halkın yönetimde fiili etkinliği, toplumsal örgütlenme ve halk sektörünün geliştirilmesi.)
  • BİLİMKENT ( Bilimsel projeler temelinde Üniversitelerle birlikte Ar-Ge ağırlıklı gelişme ve kalkınma çalışmaları.)
  • DOĞALKENT (Ekolojik dengenin gözetildiği, doğal beslenme ve yaşam ortamının sağlanması, ekoturizmin yaygınlaştırılması.)
  • KÜLTÜRKENT (Kültür ve sanat evleri kurulması, kent kimliklerinin oluşturulması, kültür turizminin yaygınlaştırılması.)
  • HUKUKKENT (Her kentte hukuksal alt yapının güçlendirilmesi, topluma hukuk devleti ilkelerinin benimsetilerek hakça bir yaşam ortamının güvence altına alınması.)
  • ÜRETENKENT (Bölgesel özellikleri önde tutularak herkesin iş ve ekmek sahibi olması, ülke ekonomisine katma değer yaratmasının sağlanması.)
  • GÜNEŞKENT (Kentlerde doğal, temiz, insan yaşamına uygun enerji türlerini üretmek, doğal enerji sistemleri kurmak, güneşten yaşamın ve üretimin her alanında yararlanmak.)
  • KIRKENT (Tarımsal üretimin bitirildiği yerler başta olmak üzere kırsal alanların yeniden ihyası, insana kavuşturulması, köye dönüşün çekim merkezini yaratmak.)
  • TEKNOKENT (Özgün ve yerli teknolojilerin geliştirilmesi, üretilmesi, yaygınlaştırılması, dünya ile rekabet gücüne kavuşturulması ve ülke ekonomisine katkısının sağlanması.)

Ana başlıklarını 10 İLKE, 10 HEDEF olarak belirlediğimiz bu çalışmalarımız geçmişte yerel yönetimlerde görev almış, konularında uzman akademisyenlerimiz eliyle sürdürülmekte, geliştirilmekte ve DSP Parti Meclisi’nin Aralık ayında yapacağı kamp çalışmasında son şekli verilerek paylaşılmaya hazır hale gelecektir.

Bizim bu çalışmalarımız ve açıkladığımız başlıklar, siyaset tembeli intihalci bir kısım başka parti kurmaylarınca kullanılmak istenebilir. DSP olarak biz yine de üretmeye devam edeceğiz. Halkın yararına halk için gerçekleştirdiğimiz çalışmaların hayata geçirilebilmesi için öncelikle iktidar hedefinin güçlü olması gerekir.

Demokratik Sol Parti olarak kentleri yerelde yönetmeye, o kentin ve yörenin kalkınmasına, insanca yaşam ortamlarının yaratılmasına kendimizi odakladık.

Hedefimizde hiçbir zaman kentin rantını ele geçirmek olmamıştır!

Demokratik Sol Parti olarak, parlamento gücünü oluşturduğumuzda ilk önce yapacağımız iş Bütünşehir Yasası’nı değiştirmek, köylerimizi, tarımsal üretim alanlarımızı, meralarımızı asli sahiplerine yani köylülere geri vermek olacaktır.

Elbette bunu gerçekleştirmek için öncelikle Cumhurbaşkanlığı’nı ve beraberinde parlamentoda etkin bir DSP kadrosunu yaratmamız gerekecektir.

Cumhuriyetimizin 100. Yılını da kutlayacağımız 2023’te yapılacak seçimlerde DSP bu hedefe mutlaka ulaşacaktır.

Fakat bunun fiili uygulamasını, yönetiminde söz sahibi olacağımız tüm belediyelerde derhal gerçekleştireceğimizi şimdiden beyan ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, uzun yolları aşarak buraya geldiniz.

Partimizin kurucusu ve Demokratik Sol düşüncenin kuramcısı BÜLENT ECEVİT’in aramızdan ayrılışının 12. Yılında onu bir kez daha yâd etmek, DSP’nin 33. Yaşını hep birlikte kutlamak için omuz omuza oldunuz.

Yarın 10 Kasım..

Cumhuriyeti kurarak, sonsuza kadar yaşatma görevini bizlere veren ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü de aramızdan ayrılışının 80. Yılında anacağız.

Anıtkabir yine insan seliyle dolup taşacak. Türk milleti olarak ona bağlılığımızı bildireceğiz, yolundan yürümeye devam edeceğimizi tüm dünyaya, dosta düşmana haykıracağız.

Bu manzara bir kısım çevrelerde rahatsızlık yaratabilir.. olsun. Biz onları rahatsız etmeye devam edeceğiz.

Yerel Yönetim seçimlerinde hepinizin birer nefer gibi çalışacağınıza, Demokratik Sol’un yeniden iktidarı yolunda gece gündüz demeden var gücünüzle başarıyı yakalayacağınıza olan inancımla hepinize en içten şükranlarımı kucak dolusu sevgilerimi sunuyorum.

Partimizin 33. Yaşı kutlu olsun.

Ne mutlu Türküm diyene. Ne mutlu Demokratik Sol Partili kalabilene. Rahat uyu ECEVİT. Rahat uyu ATATÜRK.

Demokratik Solcular var oldukça laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun!

[tie_slideshow]

[tie_slide]  [/tie_slide]

[tie_slide]  [/tie_slide]

[tie_slide] [/tie_slide]

[tie_slide]  [/tie_slide]

[tie_slide]  [/tie_slide]

[tie_slide]  [/tie_slide]

[tie_slide]  [/tie_slide]

[/tie_slideshow]

Onursal Genel Başkanımız BÜLENT ECEVİT Kabri Başında Anıldı.

Demokratik Sol düşüncenin kuramcısı ve Demokratik Sol Parti’nin kurucusu Bülent ECEVİT, ölümünün 12. yılında kabri başında anıldı.

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL, parti yöneticileri ve partililerden oluşan kalabalık bir heyetle Ankara Devlet Mezarlığında ECEVİT’in kabrine çelenk koyarak saygı duruşunda bulundular.

AKSAKAL burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bugün burada Demokratik Sol düşüncenin kuramcısı ve partimizin kurucusu Bülent ECEVİT’in aramızdan ayrılışının 12. yılında O’nu bir kez daha yâd etmeye, onun yolunda yürümeye devam ettiğimizi bildirmeye geldik. ECEVİT dürüst kişiliğiyle, yurtsever, halkçı ve çağdaş medeniyetlere erişme hedefini  yakalama azminde bir siyasetçiydi. Siyasette nezaketi, kibarlığı ve aynı zamanda ilkeli, tavizsiz, dik duruşu birlikte yaşatabilen bir kişiydi. ECEVİT, egemen sistemin kurgularıyla iktidardan uzaklaştırıldığı dönemde bugünleri görebilmiş yüksek öngörülü bir devlet adamıydı. 2002 yılında eğer bu parlamento dağıtılırsa ülkede bölücülerle din simsarlarının egemenliği hakim olur demişti ve nitekim 16 yıldır Türkiye bu iki olgunun ortaya çıkardığı sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmıştır.” dedi.

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Saygıdeğer Genel Başkanım, senin açtığın yolda inançla ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden düzlüğe çıkarılabilmesi ancak DSP iktidarıyla mümkündür. 31 Mart 2019’da yapılacak Yerel Yönetim Seçimlerinden başlamak üzere devlet yönetimini mutlaka ele alacağız. Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında senin yolunda yürümeye devam edeceğiz.” dedi.

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL’ın konuşmasından sonra anma kabri başına gelen partili ve ECEVİT’i seven yurttaşlar dualar okuyup mezarına karanfiller bıraktılar.

[tie_slideshow]

[tie_slide]  |Your Content [/tie_slide]

[tie_slide]   | Your Content [/tie_slide]

[tie_slide]   | Your Content [/tie_slide]

[tie_slide]  (daha&helliip;)

DSP Lideri AKSAKAL’ın “Cumhuriyet Bayramı” Mesajı

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 95. nci yıldönümü sebebiyle bir mesaj yayınladı. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!” sözünü hatırlatan DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL şunları söyledi:

“Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde bir asır önce başlatılan Tam Bağımsız Türkiye mücadelesi, bu topraklarda yaşayan ahalinin önce kulluktan özgür birey, sonra da dünya milletleri içinde onurlu toplum olmasının yolunu açtı.

Bu kutsal dava değişik dönemlerde kesintiye uğramışsa da süren çağdaş medeniyetleri yakalama azmi, Türk milletinin her bir ferdinin genlerine kadar işlemiş ve her geçen gün daha da büyüyerek güçlenmektedir.

Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında emanet olarak aldığımız Cumhuriyetimizi, aynı inanç ve kararlılıkla koruyacağız ve yaşatacağız.

Dünya’da emperyalizme karşı verilmiş en büyük mücadelenin sonunda, şehitlerimizin kanıyla çizilmiş sınırlarında kurulan Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

Cumuhuriyetimizin 95. Yılı Türk milletine kutlu olsun!”

Doç. Dr. Çetin GÖKSU “Çevre, Şehir ve Bölge” Planlama Başdanışmanlığına Getirildi.

DSP Genel Başkanı Sayın Önder AKSAKAL, Çevre, Şehir ve Bölgesel Planlamalar konularında yetkin bir bilim adamı olan ODTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çetin GÖKSU Başdanışmanlık görevine getirildi.

Özellikle Güneş, Kültür ve Ekolojik Planlama konularında bilgi ve deneyim sahibi olan sayın GÖKSU, Demokratik Sol Parti Yerel Yönetimler Seçim Bildirgesi çalışma grubunda yer alacak.

Doç. Dr. GÖKSU’nun uzmanlık alanları olarak “Güneşkentler, Güneş Toplu Konutlar, Güneş Kampusler, Güneş Köyler, Güneş Seraları, Güneş Evler, Ekoturizm, Kültür Kent ve Kültür Köyleri planlama, organizasyon ve tasarım uzmanlığı ilk anda öne çıkmaktadır.

DSP ve ARİNNA KÜLTÜR KENTİ PROJESİ kapsamında daha önceden de katkıları olan GÖKSU, 1943  Antakya doğumludur. Artvin’de Çoruh İlkokulu ve Artvin Lisesi’nde okuduktan sonra, Yıldız Teknik Üniversitesinden Mimar Diploması, Paris Sorbon Üniversitesinden Şehircilik Doktora Diploması aldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü kurucularından olan GÖKS, 1980 den beri ODTÜ Öğretim Üyesidir. Göksu’nun Güneş, Kültür, ve Ekolojik Planlama konularında çok sayıda bilimsel makalesi, denemeleri,  ve eserleri bulunmaktadır.

YAYINLANMIŞ KİTAPLARI:

  1. Güneş ve Kent“, 1992, 2002,Odtü.
  2. Güneş Yeniden Doğuyor” (denemeler) 1998.
  3. “Güneş Bilinci” Yeni bir yaşam felsefesi (deneme) 2000
  4. Anadolu Güneş Uygarlığı” (Güneşe dayalı uygarlık (deneme).
  5. Küresel Isınma Türkiye’nin Güneş Projeleri 2002.
  6. Güneş kentler ve Güneş Mimarisi, (referans kitabı) 2015
  7. Günsera: Güneş enerjili sera modeli, 2015. Güneşköyde inşa edildi.
  8. Güneşin Gizemli Bahçesi, Roman Ankara 2017.
  9. Yükselen Güneş, ir GÜNEŞ eş köy efsanesi , Roman, Ankara 2018
  10. Arinna Kültür Kenti Projesi (Hatti Hitit Uygarlığı canlandırma Projesi). (Dsp Çalıştay org, kitap)
  11. Köroğlu Kültürünü Canlandırma Projesi çalıştay org (Anadolu Efsanelerini canlandırma Projesi) Çalıştay, kitap org)
  12. Antalya- Ürünlü Kültür Köyü Projesi (Araştırma, kitabı)
  13. Bolu-Mudurnu Köyleri, Ekoturizm Projesi (Çalıştay. Org)
  14. “Kümelenmiş Kentsel Sistemler” (Ar-Ge, Planlama Modeli)
  15. “Türkiye’de Kentsel Standartlar” (ortak araştırma, 3 cilt).

 

Acı Günümüz. Başkan ALÇILIOĞLU’nu Kaybettik.

Demokratik Sol Parti camiası olarak zamansız bir acı yaşıyoruz.

DSP Uşak İl Başkanımız Hasan Hüseyin ALÇILIOĞLU, yakalandığı amansız hastalığa yenilerek aramızdan genç yaşta ayrıldı.

ALÇILIOĞLU ailesine, sevenlerine ve DSP camiasına başsağlığı diliyoruz. Mekânı cennet olsun.

Hasan Hüseyin ALÇILIOĞLU 1961’de Banaz’da dünyaya geldi . Uşak’ta Serbest Muhasebeci Malimüşavir olarak çalışan ve  2007 yılında DSP saflarında katılan ALÇILIOĞLU Demokratik Sol Parti Uşak İl Başkanı olarak görev yapmaktaydı.