Partimizden Haberler

Aksakal: DSP, 31 Mart’ta ana muhalefete adaydır

Ankara’da düzenlenen ‘Seçim Bildirgesi ve Aday Tanıtım Toplantısı’nda’ konuşan Demokratik Sol Parti(DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, 31 Mart yerel seçimlerine mevcut iktidarın karşısına gerçek ana muhalefeti çıkarmak ve 2023’te cumhurbaşkanlığını kazanmak için girdiklerini söyledi.

DSP’nin, CHP’nin oylarını böldüğüne yönelik iddialara sert cevap veren Aksakal “Ekmeleddin’i cumhurbaşkanı adayı yapan sen, çizgisi, istikameti belli olmayanlara 15 günlüğüne ödünç 15 milletvekili veren sen, seçimlerde yenilip ‘biz yenildik ama başardık’ diye yüzsüz yüzsüz dolaşan sen, ondan sonra ‘AK Parti’ye seçimi kazandıran ben.’ Hadi oradan.” İfadelerini kullandı.

Türkiye Barolar Birliği Toplantı Salonunda gerçekleşen aday tanıtım toplantısına şehir dışından ve Ankara’nın birçok ilçesinden gelen partililer katıldı. Yoğun ilginin olduğu toplantıya DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, annesi Hatice Aksakal ile birlikte katıldı. Salondakileri selamlayarak konuşmasına başlayan Aksakal, “40 yıldır siyasetteyim, annem de burada. Şimdi onlara da inat anamı da aldım geldim buraya” diye konuştu.

Aksakal’ın konuşmasından satır başları;

“BİR ‘BEKA’ SORUNU TUTTURMUŞLAR GİDİYORLAR”

“17 senedir bu milletin Meclisini işgal eden siyasi partiler sıfırı tükettiler. Kendilerini de tükettiler. Dizlerinde derman kalmadığı için birbirlerinin koluna girdiler, birbirlerine dayanarak yol alıyorlar. Onlar adına ‘ittifak’ deseler de aslında birbirlerine iltihak etmiş durumdadırlar. Bir ‘beka’ sorunu tutturmuşlar gidiyorlar. Yerel seçimlerin kazanılmasının ya da kaybedilmesinin nasıl beka sorunu olduğunu anlayan varsa beri gelsin. Şimdi adama sormazlar mı, biz size beka sorunu olan bir devlet mi teslim etmiştik 17 sene önce? Hakikaten bilmediğimiz düzeyde bir beka sorunu oluştuysa, bunun birinci müsebbibi sizlersiniz, parlamentodaki partilerdir. Bir beka sorunundan gerçekten söz edeceksek, zannediyorum o da sizin kendi koltuklarınıza ilişkin bir beka sorunudur. Buna da verecek bir tek yanıtımız var, korkunun ecele faydası yok.”

“DEMOKRASİYİ YAŞATMAK İÇİN VARIZ”

“Atatürk devrimlerinin bekçisi, kadim Türk milletinin güvencesi DSP, bugün dimdik ayakta, görevinin başındadır. Türkiye’yi son yıllarda sözde ittifaklarla iki partili, iki kutuplu hale getirmek isteyen siyasi tiyatro oyununu bozmak, demokrasiyi koruyup kollamak ve yaşatmak için varız. Halkımızı kamplara bölen, öğretilmiş çaresizliğe mahkum eden bu maskeli baloya son vereceğiz.”

“DSP ÇALIŞANLARIN VE EMEKÇİLERİN HAK MÜCADELESİNDEN DOĞDU”

“DSP olarak bugün kendisine sözde demokrat tanımlaması yapan, parlamenter rejimin sözde savunucusu olduğunu iddia eden, sözde hak, hukuk, adalet arayışında olan siyasi yapıların faşizan saldırıları altında seçimlere katılıyoruz. DSP’nin 24 Haziran seçimlerine neden sokulmadığına kafa yorması ve mücadele etmesi gerekirken 31 Mart seçimlerine neden sokulduğunu sorgulayan bir sahte muhalefet yapısıyla karşı karşıyayız. Bu sorgulamalarına bir de ’81 ilde aday çıkarıyorlar, nereden buluyorlar bu parayı’ diyerek iftira ve töhmet stratejisi güden zavallılar bilmelidirler ki demokratik solcuların inançları ve imanları var. Paralı kalemşörleri, çanak medyalarındaki ekran kadroları soruyor ‘Bu DSP nereden çıktı?’ diye. Ben söyleyeyim size nereden çıktığını, DSP çalışanların ve emekçilerin hak mücadelesinden doğdu ve bu mücadeleyi kazandı. AK Parti hükümetlerinin 17 senedir ala ala bitiremedikleri bütün bu hakların altında demokratik solun ve Ecevit’in imzası var.”

“GARDROP ATATÜRKÇÜLER ELBET BİR GÜN HALKIN ŞAMARINI YİYECEKTİR”

İftira, hakaret, aşağılama, hakir görme anlayışını şiddetle reddettiğinin altını çizen Aksakal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hep bilinen tavırlarıyla, hep görünen basitlikleriyle ve hep yaşadıkları çaresizlikleriyle bu jakoben zümre artık siyasi tarihin çöplüğüne doğru emin adımlarla yol almaktadır. Kendilerinden başka siyasi yapılara tahammülü olmayan bu gardrop Atatürkçüleri elbet bir gün halkın şamarını yiyecek ve unutulacaklardır. Şimdi yine eski plaklarını çalmaya başladılar. ‘Oyları bölüyorsunuz’ diyorlar değil mi? Bu plağı hep çaldı bunlar DSP kurulduğundan beri. Temcit pilavı gibi önümüze getirirler her seçim öncesinde. Ecevit bunlar için her zaman bir ‘bölen’ oldu. Bir partiye ‘oyları bölüyorsunuz’ demek, çoğulcu demokrasiye inançsızlık, hakka, adalete saygısızlık değil midir? Bu söylem halkımıza ve seçmenlere hakaret değil midir? Halkın iradesine siyasi ipotek koymak değil midir? Bunların Manisalı bir milletvekilleri var, önceki gün bir toplantıda partililer karşı konuşurken biraz ağlaşmış, inciler döktürmüş. ‘Karaoğlan’ın partisine AK Parti’ye seçim kazandırmak yakışır mı?’ diyor. Sevsinler seni kardeşim. Sen daha kendi ilinde, Manisa’da aday çıkaramamışsın. Her yerde ‘Ben parti rozeti takmam, ben ülkücüyüm’ diyenlerin eteğinin altına saklanmışsın, şimdi de kalkmış ‘Karaoğlan’ın partisi’ diyip, Ecevit’i istismar ediyorsun. Ayıp değil mi? Hayatınız Atatürk’ü istismar etmekle, Atatürk’ü pazarlamakla geçti. Hayırdır, sermaye tükendi mi? Şimdi Ecevit’e mi sıra geldi?”

“Bölen” sözlerinden usandıklarını söyleyen Aksakal, “Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüyüş yaptın ‘hak, hukuk, adalet’ diye. Bu yaptığın adalet mi? Ayıp değil mi? Bugüne kadar köpeksiz köyde değneksiz gezdiniz. Artık yeter. Yenimahalle’de, Çankaya’da aday çıkarmadık, hiç bundan bahsetmiyorsunuz ama değil mi o işinize geliyor çünkü. Keyfiniz yerinde” ifadelerini kullandı.

“BİZİMKİLER PARALI DEĞİL HAKKIYLA YAPIYOR”

CHP’nin Aydın’da, Muğla’da mevcut belediye başkanları Demokrat Parti’ye, AK Parti’ye geçerken “gıkının çıkmadığını” ifade eden Önder Aksakal, “DSP’ye geldi mi ‘Partimizin önemli isimlerini kattılar.’ İyi ki de katmışız, iyi ki de DSP’ye yeniden gelmişler. Kendileriyle DSP’nin iktidarında Türkiye’yi yönetmek için el ele kol kola hep birlikte çalışacağız.” dedi. “Yandaş gazetelere çıktığına” yönelik eleştirilere de değinen Aksakal, Sözcü gazetesini göstererek “Sevgili kardeşim, sen niye böyle sayfa sayfa veriyorsun AK Parti’nin haberlerini? Para tatlı geliyor galiba değil mi? Bizimkiler paralı değil, hakkıyla yapıyor. Şimdi bunlar ‘yandaş medya’ dedikleri kesimi aşağılıyorlar, bize hakaret ediyorlar. Kardeşim sen çağırdın da Önder Aksakal gelmedi mi? Sen mikrofon uzattın da sorduğun soruya cevap vermedi mi Aksakal?” dedi.

ADAY TANITIMI

Aksakal, konuşmasının ardından partisinin yerel seçim bildirgesini ve projelerini açıkladı, adayları tanıttı.Toplantının düzenlendiği salonda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in posterleri ile Türk bayrakları yer aldı. DSP’nin reklam filminin gösterildiği toplantıya eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de katıldı.Şişli Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Celal Doğan, toplantıya gelirken partililer sevgi gösterisinde bulundu. DSP, 30’u büyükşehir, 51’i il, 323’ü ilçe ve 29’u belde olmak üzere toplam 433 yerde aday çıkardı.

DSP Ankara Büyükşehir Adayı HAYDAR YILMAZ Oldu.

31 Mart seçimlerine giderken DSP’de yükseliş sürüyor. DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Haydar YILMAZ’ı kamuoyuna tanıttı. AKSAKAL şunları söyledi:

Saygıdeğer Basın mensupları, Hepiniz hoş geldiniz,

Yerel seçim sürecinin en heyecanlı iki dönemi vardır; birincisi adayların belirlendiği süreç, ikincisi de sandıklar kapandıktan sonraki sonuç bekleme süreci.

Bunlar güzel heyecanlar.

Ama sadece özgür seçimler partilere, adaylara bu hazzı ve heyecanı yaşatabilir.

Ama ülkemizde durum böyle mi derseniz tabii ki hayır!

 Niçin? Çünkü Türkiye, uluslararası emperyalizmin hegemonyasını hâlâ kırabilmiş, bertaraf edebilmiş bir siyasi iradeye sahip değil.

Bülent ECEVİT’in Başbakanlığı dönemlerinde bazı direniş ve kararlılık örnekleri ortaya konulmuş ise de, aynı süreçte sağ siyasetin temsilcilerinin basiretsiz ve işbirlikçi tutumları, halkın yanlış yönlendirilmesi, gerçek olmayan bilgi ve isnatlarla yaygın medya aracılığıyla algı yaratılması, sermaye sahiplerinin yine bu güçlerle olan organik bağları sebebiyle piyasaları olumsuz etkileyecek spekülatif girişimleri ve benzeri yöntemler maalesef egemenliğimize hep gölge düşürmüştür.

Demokratik Sol Parti, kurulduğundan bu yana işte bu güçlerin korkulu rüyası olmuştur.

Olmaya da devam edecektir!

Seçimlere giriyoruz.. “vay efendim, DSP seçimlere nasıl sokulur?” “DSP’nin seçimlere sokulması bir projedir” teraneleri başladı.

Değerli basın mensupları,

Bu iddiaların sahiplerinin esasen kendilerinin bir projenin ürünü olduğunu Türk milleti gayet iyi biliyor.

Sizlere hangi birini anlatayım ki?

2002’de, seçilme yeterliliğini kaybetmişken Anayasa’nın değiştirilerek Sayın Tayyip  ERDOĞAN’ın Başbakan yapılmasını sağlayanların;

AKP’li Abdüllatif ŞENER’i Cumhurbaşkanı adayı olarak destekleyebileceklerini açıklayanların;

Ekmelettin İHSANOĞLU’nu Cumhurbaşkanı adayı yaparak millete bir de “tıpış tıpış” oy vereceksiniz diyenlerin;

İttifak yasalarına destek verip, Atatürk’e “kefere” diyenleri, ülkenin bölünmez bütünlüğüne kastedenleri, madımakta 37 canı diri diri yakanları, binlerce faili meçhul cinayetleri sahiplenenleri meclise taşıyanların;

24 Haziran öncesinde DSP’nin seçimlere katılmasının engellendiğini bizzat bilmelerine rağmen İYİ Partiye 15 günlüğüne 15 milletvekilini bir gecede ödünç verip, ERDOĞAN’la işbirliği içindeki PERİNÇEK’e 100 bin imza desteğinde bulunan,  bunu da “demokrasi kahramanlığı” diye süsleyenlerin asıl; bir projenin gerçek ürünü oldukları ortadadır.

Bu arada, DSP’nin 33 yıl önce kurulduğunda, darbecilerin icazetini reddettiği gerçeğini tekrar hatırlatmaya gerek bile duymuyorum.

DSP, gururla dolu geçmişinde Türk milletinden başka kimsenin iradesi altına girmemiştir ve girmeyecektir.

Bu arada güncel bir konuya da bu vesileyle açıklık getirmekte yarar var;

Sayın KILIÇDAROĞLU bu seçimlerde ittifak için DSP’ye de teklif götürdük, kabul etmediler diye bir açıklama yapmışlar.

Bu külliyen doğru olmayan bir beyandır. Zira Sayın Oğuz Kaan SALICI ve sayın Seyit TORUN 08 Ocak 2019 Salı günü genel merkezimizde mevkidaşı arkadaşlarımızı ( CHP’den istifa ederek DSP’ye gelip aday olmak isteyenlere kucak açmayın mesajı vermek amacıyla) ziyaret etmişler, bunun bir nezaket ziyareti olduğunu belirtmişler, başkaca hiçbir husus gündeme gelmeden sıcak bir sohbette çaylarını içerek ayrılmışlardır.

Sayın KILIÇDAROĞLU etrafındakilerin kendisini sürekli yanılttıkları gerçeğiyle 31 Mart akşamı elbette yüzleşecektir. Ama o gün geriye dönüp baktığında muhtemelen “keşke”leri ve “eyvah”ları ile baş başa kalmış olacaktır.

Şimdi “DSP oyları bölüyor” feryatlarıyla ortalığı birbirine katıyorlar.

Değerli arkadaşlar, bir parti niçin kurulur? Elbette seçimlere katılmak ve ülke yönetiminde söz sahibi olmak için kurulur.

Bu nasıl bir anlayıştır, bu nasıl bir demokrasi yandaşlığıdır, bu nasıl bir hak-hukuk-adalet savunuculuğudur anlamak mümkün değil.

Seçimlerde her parti için oylarını kaybetme riski vardır.

03 Kasım 2002 seçimlerinde DSP’nin yüzde 22 oyu başka partilere gitti. Biz hiç ortalığa dökülüp bizim oyları böldünüz diye bağırmadık.

Ama bunlar diyor ki; DSP olmasın, biz olalım.. devletten aylık, Allah’tan sağlık, iktidar da olmasak olur. Bu kabul edilemez değerli arkadaşlar.

O zaman mecliste bir kanun teklifi verin, sizin dışınızda başka parti olmasın. Kapattırın bütün “sol” partileri sadece siz kalın.

Bu sözde demokratlar, antidemokratik seçim yasalarının değiştirilmesi için Mecliste kavga vereceklerine, DSP neden seçimlere katılıyor diye ağlaşıyorlar.

Emin Çölaşan “CHP’nin yedek parça deposu DSP” diyor, Ahmet Hakan “Demokratik Stepne Partisi” yakıştırması yapıyor.. televizyonlarda, gazete köşelerinde kerameti kendinden menkul sözde bazı gazeteci ve yorumcular 1994 seçimlerinde Ankara ve İstanbul’daki sonuçları hatırlatıyorlar.

Oysa bugünkü şartlarla o tarihteki seçimlerin koşullarının uzaktan yakından benzerliği yok.

“Adam” diye kitap yazmakla adam olunmadığını da herkesin bilmesi gerekiyor.

Eğer oyların bölünmesi gibi bir olay varsa bunu da kendi seçmenlerine cemaatçi – dinci – ülkücü sağcı aday dayatması yaparak “tıpış tıpış oy vereceksiniz” zihniyetindeki CHP yöneticilerinin bizzat kendileri yapıyor.

Kimse kusura bakmasın; bağırsanız da çağırsanız da DSP devlet yönetimine gelecektir.

Kendi partilerinden ayrılarak DSP’den aday olan yurttaşlarımıza (özellikle ve sadece CHP’den DSP’ye katılanlara) yapılan hakaretlerin haddi hesabı yok. Ama DP’ye Akparti’ye gidenlere hiç sesleri çıkmıyor bu arkadaşların.

Bu doğru bir davranış değil, demokratik değil, hakça bir yaklaşım da değil.

Değerli basın mensupları,

Demokrasinin kuşatılmasına karşı, demokrasiyi yaşatma mücadelesi veren bir partiyiz.

Başta Ankara olmak üzere, her iki ittifakın topluma dayattığı sağcı adayların karşısında Demokratik Sol Parti olarak elbette bir sol aday çıkaracaktık ve çıkarıyoruz.

Otuz Büyükşehir ile ellibir ilimizde akgüvercin oy pusulalarında yerini alacak ve halkımıza sığınabilecekleri güvenli bir liman olacaktır.

Demokratik Sol Parti, kurucusu Bülent ECEVİT’in yol göstericiliğinde ve Atatürk ilkeleriyle siyaset yapmaya inançla ve kararlılıkla devam ediyor.

Halkımızın ne iki partili bir sisteme, ne de sağ tandanslı adaylara mahkûm edilmesini asla kabul edemeyiz.

Hele bir de Cumhuriyet’in başkenti Ankara’da seçmenlerimizi, aralarında proje yarışı yerine “ülkücülük” yarışı yapanlara karşı çaresiz, seçeneksiz bırakamayız.

Ankara’lı demokrat, Atatürkçü, sol yelpazedeki yurttaşlarımızın “ya susturacağız, ya da kan kusturacağız” zihniyetindeki iki kişiye mecbur edilmesine razı olamayız.

“Kırk katır mı, kırk satır mı” dayatmasıyla baş başa bırakamayız.

İşte bu sebeple;

Çankaya Belediyesi’nin 1999 -2004 yıllarında başarılı bir şekilde Başkanlığını da yapmış olan değerli bir siyasetçi arkadaşımız, Sayın Haydar YILMAZ’ı Demokratik Sol Parti ANKARA Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız olarak sizlere tanıtmak istiyorum. Gerçi hepiniz yakından tanıyorsunuz.

Ankara’mıza, Ankara’lı demokrat, Atatürkçü, Cumhuriyet sevdalısı seçmenlerimize hayırlı olsun.

Ayrıca, Ankara’nın Çankaya ve Yenimahalle ilçelerinde de aday çıkarmayacağımızı belirtmek istiyorum.

Demokratik Sol Parti’nin 31 Mart seçimleri sonrasında yerel yönetimlerde uygulayacağı “cumhuriyetkent – umudun projesi” Ankara’da sayın Haydar YILMAZ ve DSP kadrolarının kararlı çalışmalarıyla hayata geçirilecektir.

Kendilerine barışın, kardeşliğin, huzurun ve sevginin yuvası DSP’ye hoş geldiniz diyorum.

İnanıyorum ki 1 Nisan günü Türkiye’de ve tabii Ankara’da Demokratik Sol Parti’nin CUMHURİYETKENT – Umudun Projeleriyle güneş daha bir güzel doğacak.

Buradan, “Gözün aydın ANKARA, akgüvercin geliyor!” diyorum.

Son olarak sizleri hazır burada bulmuşken, 25 Şubat 2019 Pazartesi günü saat 10:00’da Türkiye Barolar Birliği Konferans Salonunda adaylarımızı tanıtacağımız ve Yerel Seçim Bildirgemizi açıklayacağımız toplantımıza davet ediyorum.

 

AKSAKAL: “Yerel Seçimler İttifak Partilerinin Kendi Bekaları Adına Sorun Olur.”

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, Gaziantep eski Milletvekili ve Büyükşehir Belediye Başkanı Celal DOĞAN’ı parti genel merkezinde kabul etti.

Gaziantep 20. ve 21. dönem DSP Milletvekili Ali ILIKSOY ile birlikte gelen DOĞAN, Türkiye’nin içine sürüklendiği bu zorlu süreçten çıkış yolunun ancak DSP gibi temiz, dürüst ve halkın teveccühüne mazhar olabilen bir partiyle çıkılabileceğinin görüldüğünü, bu nedenle Gaziantep halkının da yoğun talebiyle Büyükşehir Belediye Başkanlığına DSP adayı olarak katılma düşüncelerinin olduğunu belirtti.

Görüşmede AKSAKAL, “Sayın Celal DOĞAN demokrat çizgisini yaşamının hiç bir döneminde değiştirmemiş, Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyetin temel değerlerini kendisine rehber edinmiş bir siyasetçidir. Toplumsal birliğin, üniter bütünlüğün korunması ve geliştirilmesinde önemli görevler üstlenmiştir. Gaziantep halkının talebi elbette ki DSP için değerlidir, böyle bir yol arkadaşlığıyla halkımıza hizmet etmek bizi de ziyadesiyle memnun eder.” dedi.

Görüşmede Celal DOĞAN adaylık başvuru belgelerini DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL’a verdikten sonra yapılan basın açıklamasında AKSAKAL şunları söyledi:

Saygıdeğer Basın mensupları,

Türkiye siyasetinde önemli bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz.

24 Haziran öncesinde başlatılan sözde ittifak çalışmalarının, toplumda kalıcı bir karşılığı olmadığı, halkın bu yapılanmaların parçası olan partilerden de her geçen gün biraz daha uzaklaştığı gün gibi ortaya çıkmaya başlamıştır.

Demokratik Sol Parti olarak biz de elbette yaşananları yakından izliyoruz, gerektiğinde eleştirilerimizi ve beraberinde çözüm önerilerimizi ortaya koyuyoruz.

Yaşamsal güvencesi ortadan kaldırılmış insanlar, üstüne üstlük ağır bir ekonomik bunalımı da beraberinde hissediyorsa, geleceğinden umudu kesmişse, çaresizliğinin altında eziliyorsa buna kimse kayıtsız kalamaz.

Artık bütün toplum biliyor ki, 31 Mart seçimleri sözde ittifak partilerinin kendileri için bir beka sorunu olacaktır.

Ülkenin çıkarlarını kendi çıkarlarının önünde gören her yurttaşımız çıkış yolunun ancak DSP ile bulunabileceğine kanaat getirmiş ve bu doğrultuda arayışlarını yoğunlaştırmıştır.

Türk siyasetinin içinde uzun yıllardır yer alan ve Gaziantep Spor Kulübümüzün de Başkanlığını yürüten sayın Celal DOĞAN bu kaygılarını paylaşmak üzere bugün misafirimiz oldular.

Verimli bir görüşme oldu. Bugüne kadar ortaya koyduğu katkılardan Gaziantep halkının tamamının yaşadığını ve bildiğini dile getiren sayın Celal DOĞAN, bundan sonra da halka hizmet verebilmek, toplumsal ayrışmaların sürekli körüklendiği, kargaşa ortamının dinamik tutulduğu bir strateji karşısında ancak Demokratik Sol Parti’nin barışçıl, yurtsever ve toplumsal birliği güçlendiren programıyla durulabileceği inancıyla üzerine düşen tarihi sorumluluğu deruhte edebileceği görüşünü bizlerle paylaştı.

Bildiğiniz gibi dün DSP Parti Meclisimiz toplandı Büyükşehir, İl, İlçe ve Beldelerden Belediye Başkan adaylarımızı görüştü – onayladı ve bugünden sonraki aday belirlemelerinde Genel Başkana ve Başkanlık Kuruluna tam yetki verdi.

Sayın Celal DOĞAN da 31 Mart seçimlerinde partimizin Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olacaklardır. Hayırlı uğurlu olsun.

DSP Lideri AKSAKAL: “Bu Kumpası Bozacağız!”

İki dönem DSP Şişli Belediye Başkanılığı yapan Mustafa SARIGÜL, 31 Mart yerel seçimlerinde yeniden DSP’den Şişli Belediye Başkanlığı için  adaylık başvurusu yaptı.

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL’ın makamında kabul ettiği Mustafa SARIGÜL, “Demokratik Sol kültür çerçevesinde ECEVİT öğretisiyle yetişmiş biriyim, ülkenin bu kötü gidişinin yerelden başlayarak Demokratik Sol Parti’nin devlet yönetiminde etkin bir noktaya taşınmasıyla önlenebilecektir. Türkiye sevdalısı bir yurttaş olarak Şişli halkının da talebi doğrultusunda DSP’den Şişli Belediye Başkanlığına aday olmak istiyorum.” dedi.

Mustafa SARIGÜL’ün, Şişli’ye hizmet projelerini aktardığı basına kapalı görüşmeden sonra DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL basın mensuplarına şöyle açıklama yaptı.

Saygıdeğer Basın mensupları,

31 Mart seçimlerini “Türkiye için bir dönüm noktası” ya da bir “beka sorunu” olduğu gibi açıklamalarla süreci manipüle eden ve el birliğiyle “cambaza bak” siyaseti yapan partilerin karşısında tek Sol parti olarak 81 ilde seçimlere katılıyoruz.

Demokrasinin en önemli aracı olan seçimler hiçbir zaman “beka sorunu” olarak nitelendirilemez.

Türkiye, 03 Kasım 2002’den itibaren değişim ve dönüşüm  sürecine sokulmuştur, 31 Mart seçimleri ise iki partili sisteme götürülen yolda önemli bir kilometre taşıdır.

DSP olarak bu kumpası bozacağız.

Son günlerde DSP’nin siyaset gündeminde ağırlığının hissedilmesine karşı rahatsızlık duyan çevrelerin bu hassasiyetlerini anlayışla karşılıyorum.

DSP yeniden ECEVİT’in Genel Başkanlığı dönemindeki inançlı ve kararlı duruşunu ortaya koyarak ülkenin ve milletin sahipsiz olmadığını gösterecektir.

“Elin dirgeniyle harmana girmeyi” alışkanlık haline getiren siyasi yapılarla Türkiye’nin bir başarıya ulaşması imkansızdır.

Halkçı, yurtsever, gerçek milliyetçi, inançlara saygılı laiklik temelinde demokratik sol politikalarıyla 34 yılda üç kez devleti yönetmiş ve her seferinde gerek ekonomik, gerekse siyasi her türlü badireyi bertaraf etmiş olan DSP, bugün de aynı inanç ve kararlılıkla 31 Mart seçimlerinden büyük bir başarıyla çıkacak, 2023 yolunda belirleyici bir misyon üstlenecektir.

“DSP Türkiye’de siyasetin de engüvenli limanıdır” anlayışımız çerçevesinde yurdunu, milletini özünden çok seven, cumhuriyetin temel değerlerini benimsemiş, Atatürk ilkelerine sadık ve tabii ki Demokratik Sol Parti’nin kuram ve kurallarını kabullenen her yurttaşımıza kapılarımızı ve gönlümüzü açtık.

Belediyeciliğe 1999 yılında DSP okulunda ECEVİT önderliğinde başlamış, 2009 yılında yeniden DSP Belediye Başkanı seçilerek Şişli halkına hizmet etmiş, bu partinin evladı olarak gördüğümüz sayın Mustafa SARIGÜL bugün yeniden DSP’nin Şişli Belediye Başkanlığına aday olmuştur.

DSP, gücünü “hak’tan ve halk’tan” alır.

Şişli halkının aday önerisi DSP için değerlidir.

31 Mart seçimlerinde Allah’ın izniyle, Şişli halkımızın desteğiyle güzel ilçemiz Şişli’yi sayın Mustafa SARIGÜL’e Mustafa SARIGÜL’ü de Şişli halkına  emanet edeceğiz.

Demokratik Sol Parti’nin akgüvercinli mavi bayrağı altında CMHURİYETKENT-Umudun Projelerini hayat geçireceğiz.

 

DSP Lideri AKSAKAL: “Yağma yok! DSP var.”

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, 31 Mart Yerel Seçimleri kapsamında yurt gezilerine Adana ve Hatay’dan başladı. 18 Ocak 2019 Cuma günü Adana İl Başkanlığında partililerle buluşan AKSAKAL daha sonra Adana Gazeteciler Cemiyetini ziyaret etti ve burada basın mensuplarıyla bir araya geldi. Hatay’da da Gazeteciler Cemiyetinde bir basın toplantısı düzenleyen AKSAKAL “Sözüm ona siyasi parti olmuşlar, ülkenin yarısında başka partilere destek veriyorlar, adına da İttifak diyorlar. Neymiş? Beka sorunu varmış! Evet; kendinize dert ettiğiniz tek bir beka sorunu var, o da kendi iktidarınızın bekasıdır!” diyerek ittifak partilerini eleştirdi.

DSP lideri AKSAKAL basın toplantısında şunları söyledi:

Saygıdeğer Basın mensupları, değerli arkadaşlarım,

31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler Seçimleri kapsamında halkımızla buluşmak, Demokratik Sol belediyeciliğin yurdumuzun bu güzel yöresinde de vücut bulması için çalışmalar yapmak amacıyla Hatay ilimizi ziyaret ediyoruz.

Bu vesileyle hepinizi en içten duygularla selamlıyorum.

Türkiye yeni bir seçim ortamına, yine bir sorunlar yumağının içerisinde gidiyor.

Ekonomiden çalışma hayatına, eğitimden dış politikaya, demokratik yaşam ortamının zorluklarından siyaset kurumunun bozulmasına kadar birçok konuda içinden çıkılması zor bir süreci yaşıyoruz.

Kim ne derse desin, kim ne anlatırsa anlatsın, yaşadığımız Türkiye’nin sorunları artık tahammül boyutlarını çoktan aşmıştır.

Son onyedi yılda bütün değerleri pervazsızca harcanan ve yok edilen bu ülkenin gelecek kuşaklara bırakabileceği elle tutulur hiçbir şey kalmamıştır.

Onbin yıllık kadim toprakların, emperyalizmin ihtiraslarına kurban edilmesini ibretle gözlemliyoruz. Bu coğrafyada yeni bir devlet yapılanması adım adım gerçekleştiriliyor.

Demokratik Sol Parti olarak 2002 yılında önünde durduğumuz bu kirli projenin eş başkanlığını üstlenmiş olan AKP ve payandası MHP, CHP, İP, VP gibi partilerin sözcülerinin bugünkü sahte çıkışlarına da elbette itibar etmiyoruz.

Zira geldiğimiz noktada yaşananların bir numaralı sorumluları bizzat kendileridir.

Suriye sınır bölgesinde yaşananlar, geçmişte güneydoğu sınırımızda yaşananların bir benzeridir. Dolayısıyla Irak topraklarında oluşturulan Kürt özerk bölgesinin bir diğer ayağı Suriye topraklarında ihdas ediliyor.

Milyonlarca Müslümanın, yine sözde Müslümanlar eliyle katledilerek oluşturulduğu bu yapıların bir sonraki ayağının Türkiye toprakları olacağı aşikârdır.

Bugün iktidardaki ve parlamentoda yer alan basiretsiz partilerin varlığı bu projenin sahiplerinin en büyük güvencesidir.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün liderliğinde kan ve irfanla kurulan Türkiye Cumhuriyeti elbette bu işbirlikçilerin ihanetine teslim olacak kadar temelsiz ve sahipsiz değildir.

Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne göz dikmiş olanlar çok iyi bilirler ki geçmişte de karşılaştıkları Demokratik Sol iradenin karşısında diz çökmeye mahkûmdurlar!

Değerli basın mensupları,

Halkımızın büyük bir bölümü fukaralığın pençesinde, çaresizlik içinde yaşam mücadelesi vermektedir.

“3Y” ile mücadele edeceği taahhüdüyle iktidara gelen AKP maalesef o 3Y’nin bataklığına gömülmüş, bu defa yerel seçimlerde “3T” formülüyle yeniden destek arayışına girmiştir.

Yolsuzluğun odak noktası, yoksulluğun baş sorumlusu, yasakların ağa babası AKP, güya Temiz toplum, Temiz çevre, Temiz belediyecilik iddiasıyla yeniden milleti kandırma gayretindedir.

En büyük destekçisi de sözde milliyetçi hareket partisidir.

Dün söylediği gariz hakaretleri bir anda unutup pişkin pişkin iktidar yalakalığı yapanlar, kendi bekaları için devletin bekasını kalkan etmekten zerre kadar utanmıyorlar.

“Dibek dövenin hınk deyicisi” sayın Bahçeli’ye sormak lazım; eğer Türkiye devleti adına gerçekten bir beka tehlikesi varsa bu tehlikeyi yaratanlar uzaydan gelenler midir?

17 senedir devleti kim yönetiyor? İktidar kimin elindedir?

Düne kadar ağzına yakışan her türlü hakareti müstahak gördüğü Tayyip Erdoğan’a bir anda koşulsuz destek açıklayan senin vebalin de en az onlarınki kadardır.

Şimdi de çıkmış “Belediye mi, beka mı?” diyor.

Bu nafile çabalar için bir tek şey söylenebilir; Ayıptır, ayıp! Allahtan utanın!

Sözüm ona siyasi parti olmuşlar, ülkenin yarısında başka partilere destek veriyorlar, adına da İttifak diyorlar.

Neymiş? Beka sorunu varmış!

Evet; kendinize dert ettiğiniz tek bir beka sorunu var, o da kendi iktidarınızın bekasıdır!

“Temiz belediyecilik” yapacaklarmış..

Temiz belediyecilikten dem vuranlar çeyrek asırdır yönettikleri İstanbul’a ihanet ettiklerini daha dün itiraf edenler değil mi?

Temiz belediyecilikten dem vuranlar yirmi yıldır yönettikleri Ankara’nın parsel parsel pazarlandığını itiraf edenler değil mi?

Yoksa İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir başta olmak üzere birçok illerin Belediye Başkanları temiz belediyecilik yaptıkları için mi zorla istifa ettirilmişti?

Demek ki bugüne kadar yaptığınız belediyeciliğin temiz olmadığının da beyanıdır bu!

Aklımızla resmen alay ediyorlar.

Dikkat ederseniz; geçmişte yerel yönetimler bünyesinde parsel düzeyindeki rant ve paylaşım yapılanmaları bugün “ittifak” adı altında yerini belediyelerin kökten paylaşımına bırakmıştır.

31 Mart seçimlerinde illeri, ilçeleri, beldeleri bütün bütün paylaşacaklar, talan ve soygun düzenlerini böyle devam ettirecekler.

Adına “ittifak” dedikleri sistemle hem rantiye paylaşını, hem de rejimin iki partili sisteme evrilmesine dair projenin figüranlığını yapıyorlar.

Değerli basın mensupları,

Bu durum toplumsal bozulmanın, yağmanın, talanın, peşkeşin yeni versiyonudur.

Sizlere çarpıcı bir örnek vereyim;

Ankara’da seçmen hangi ittifaka ilgi gösterse sağcı bir adayı desteklemiş olacak.

İstanbul’da keza AKP adayına ya da CHP adayına teveccüh gösterse sonuçta sağcı birini tercih etmiş olacak.

Peki Hatay’da durum farklı mı? Tabii ki hayır! Hatay’da seçmen hangi ittifak yapısına destek verse bir sağcıyı desteklemiş olacak.

Bunun adı siyasi sahteciliktir, bunun adı milleti kandırmadır, bunun adı omurgasızlıktır.

Halkımız, 17 yıldır uyguladıkları çıkarcı, sığ ve edilgen politikalarla ülkeyi bugünkü çıkmaza sokan AKP, CHP ve payandalarının adaylarına mahkûm edilemez.

Bu manzara ne siyasi ahlâka, ne demokrasinin evrensel kurallarına ne de insanlığa sığmaz.

Bakınız; Halk perişandır, fukaralığın pençesindedir, çaresizliğin kucağındadır diyoruz!

Bugün itibariyle, yapılan bunca yanlışın düzeltileceği tek yer sandıktır ve görev halkın kendisine düşmektedir. Biz inanıyoruz ki Türk milleti bu kötü gidişi mutlaka önleyecektir.

Demokratik Sol Parti olarak halkın ve ülkenin dara düştüğü her dönemde sorumluluk üstlendik ve yine üstleneceğiz.

Kısacası Demokratik Sol Parti olarak 31 Mart yerel seçimlerine giderken sahte ittifakları reddediyoruz ve kendi adaylarımızı çıkarıyoruz.

Bugün Hatay’dayız..

Bölgesel yeni yapılanma projesinin olumsuz sonuçlarını daha ilk günden itibaren yaşamaya başlayan Hatay’lı yurttaşlarımız bütün bu anlattıklarımızı daha da etkin şekilde içi içe yaşamaktadırlar.

Hataylı kardeşlerimiz AKP’nin yarattığı ekonomik bunalımlar yetmiyormuş gibi üzerine bir de güvenlik sorunlarını da yaşayagelmektedir.

Güvenlik konusundaki sıkıntıları sadece yaşamsal tehdit değil aynı zamanda iş güvenliği ve çalışma güvenliğini de kaybetmiş durumdadırlar.

Komşumuz Suriye’deki iç karışıklıklar sonucunda yaşanan yoğun sığınmacı akını, AKP’nin uyguladığı yanlış politikaların da katkısıyla burada hayatı olumsuz yönde etkilemiştir.

Yerli halkın başta sağlık hizmetleri olmak üzere birçok kamusal hizmetten yeterince ve gerektiği ölçüde yararlanamaz hale geldiği, deyimi yerindeyse kendi vatanında ikinci sınıf vatandaş konumunda bırakıldığı artık yadsınmaz bir gerçektir.

 Şimdi önümüze bir fırsat geldi. Yerel seçimler bu badirelerden kurutuluşun ilk adımı olacak.

Başta belediyelerimiz olmak üzere devletin bütün kademelerinde talanı, peşkeşi, kayırmayı ve yolsuzluğu ortadan kaldıracağız. Bunu ancak Demokratik Solcular yapabilir.

Şeffaf bir yönetim, halkın katılımcılığını en üst düzeyde gerçekleştiren bir irade ile, doğanın her türlü kaynaklarını doğal yaşamı bozmadan en etkin şekilde faydaya dönüştürebilen, kendi enerjisini kendi üretebilen, kendi bölgesinde kendine yetebilen, kardeşçe bir ortamda sağlık, huzur ve mutluluk dolu yürekleriyle sevgi dolu insanlar dönemini başlatıyoruz.

CUMHURİYETKENT “umudun projesi” ile, geleceğin sevgi odaklı, ışıklı, halkçı, hümanist kentler dönemini başlatıyoruz.

CUMHURİYET KENTLERİ, geleceğin medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır!

Dolayısıyla; Yağma yok! DSP var.

Daha sonra DSP Hatay İl Başkanlığı ve Defne İlçe Başkanlığının yeni binalarının açılışını yaparak burada partililerle buluşan DSP Lideri, Hatay/Defne Belediye Başkan adayı Diş Hekimi Mehmet GÜZELYURT ve Arsuz Belediye Başkan adayı Doktor Cafer ÖZENİR’i basına tanıttı.

 

DSP Genel Başkan Yardımcısı Uğur GÜREL: “Gazedici” ARDIÇ GÖREVİNE DEVAM EDİYOR.

Basın, Yayın ve İletişim’den sorumlu DSP Genel Başkan Yardımcısı sayın Uğur GÜREL, Sabah Gazetesinde yayınlanan Engin Ardıç’ın köşe yazısı üzerine açıklama yaptı. GÜREL’in açıklaması şöyle:

 

10 Ocak 2019 tarihli Sabah gazetesindeki köşe yazısında Engin Ardıç:

“Ecevit cahil bir adam olduğu için solculuğu sloganlara indirgemişti: Akgünlere!… Ak saygılar… Toprak işleyenin su kullananın…” gibi ifadelerle Onursal Genel Başkanımızı cahillikle ve slogan solculuğu ile itham buyurmuşlar. (!)

DSP’nin kurucusu ve kuramcısı Bülent ECEVİT’in kültür seviyesini anlayabilmesi mümkün olmayan Ardıç’ın cehaletinden dem vuracak değiliz. Ama geçmişte ECEVİT’in Bakanlık ve Başbakanlık yaptığı dönemlerde emekçi yoksul halk ve çalışanlara kazandırdıklarını hatırlatmakta yarar görmekteyiz.

ECEVİT’in Çalışma Bakanlığı döneminde işçi haklarına yapılan kazanımlar, Kıbrıs Barış Harekatı, Memurların sendikal hak mücadelesinin yasallığa kavuşması, İş Güvencesi Yasası, Türk Medeni Yasası ve daha niceleri gibi birçok alanda yaşama geçirilen çalışmaları görmemezlikten gelen bir Ardıç’a anlatmak kolay değildir elbette.

12 Eylül yönetiminin Türkiye’de egemen kılmaya çalıştığı yasakçı rejim anlayışına “Atatürkçülük ve demokrasi ekseninde” verdiği mücadelelerin bedelini Adliye koridorlarında, Cezaevlerinin soğuk odalarında ödeyen Bülent ECEVİT’in Demokratik Sol Parti’yi neden kurduğunu anlayabilmesini Ardıç’tan beklemek safdillik olur kanısındayız.

Tüm yaşamında faşist, gerici kesimin borazanı olan Ardıç’ı soran olursa; “O hâlâ efendisinin bahçesinde yaşamaya devam ediyor. “ dersiniz.

AKSAKAL: “Seçimlere Tek Başımıza Katılacağız.”

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, 31 Mart 2019’da yapılacak Mahalli İdareler Seçimleri kapsamında bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Demokratik Sol Parti’nin Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçimlere katılma yeterliliğindeki partiler arasında ilan edildiğini anımsatan AKSAKAL, halkın sunî gündemlerle oyalandığını, “cambaza bak” aldatmacasına maruz bırakıldığını belirtti. AKSAKAL basın toplantısında şunları söyledi:

Saygıdeğer Basın mensupları,

Öncelikle 2019 yılının size ve sevdiklerinize sağlıklı, mutlu ve başarılı günler getirmesini diliyorum.

Bildiğiniz üzere 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler Seçimlerine ilişkin Seçim Takvimi yeni yılın ilk günü itibariyle başladı ve dün de söz konusu seçimlere katılacak siyasi partiler Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edildi.

Demokratik Sol Parti olarak seçimlere katılıyoruz ve adaylarımızı Merkez Yoklaması yöntemiyle belirleyip en geç 19 Şubat 2019 tarihinde İl ve İlçe Seçim Kurullarına gerekli belgeleri içeren dosyalarımızı teslim edeceğiz.

Değerli basın mensupları,

Her ne kadar Yüksek Seçim Kurulunca 13 Partinin seçimlere katılacağı açıklanmış ise de, parlamenter demokratik rejimin yerine iki partili, tek iradeli bir rejim tesisi projesine entegre olmuş partilerin “sözde ittifakları” ile bazı seçim çevrelerinde mevcut seçmen iradesinin devre dışı bırakıldığına, güncel deyimiyle bypass edildiğine tanık oluyoruz.

Bu durum tarihi bir süreçtir ve Türk milletinin demokratik yaşam hakkı belli kesimlerin inayetine teslim edilmektedir.

Siyasi partiler öncelikle devleti yönetmek, dolayısıyla seçimlere katılarak kendi özgün programları çerçevesinde ülkeye ve topluma hizmet etmek için kurulurlar.

Bir başka partinin mensubunu seçtirmek değildir siyasi partilerin görevi.  

Ama gelin görün ki, T.C. Anayasasının bir kısım maddelerinde gerçekleştirilen değişikliklerle bu anlayış önce 24 Haziran seçimlerinde uygulamaya konulmuş, milliyetçilik bilincini istismar ederek siyaset yapanlar her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına alanları Cumhurbaşkanlığına, Cumhuriyeti ve Atatürk’ü istismar ederek siyaset yapanlar da cumhuriyetle hesaplaşma hevesindeki Atatürk düşmanlarını milletin Meclisine taşımışlardır.

İktidar gücünü ve yetkisini elinden bırakmak istemeyen oligarşik yapının rakamlara indirgenmiş demokrasi anlayışına sıkıştırılan toplum, tek merkezden kontrol edilen bir parlamento ve bu merkezin mülkiyetine geçmiş medya eliyle bir bilinmeze doğru hızla götürülmektedir.

Açlık ve sefalete mahkûm edilmiş geniş yığınların var olduğu, milyonlarca insanın işsiz dolaştığı, ekonomik göstergelerin sahte verilerle olduğundan daha iyi gösterilmeye çalışıldığı, esasen “ölmüşüz de, ağlayanımız yok” düzeyindeki toplumsal manzaramızın düzeltilmesine kafa yorması gereken millet meclisi “sakinleri”, bu görüntüyü perdelemek ve konuşulur olmaktan uzak tutmak adına sunî tartışmalar üreterek hedeflerini gerçekleştirme yarışına girmişlerdir.

Amaçları, milleti ülkenin gerçeklerinden uzaklaştırıp nafile konularla oyalamaktır.

Bir taraftan YSK üyelerinin görev süreleriyle ilgili kanun değişikliğinin, diğer taraftan TBMM Başkanı’nın Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığının Anayasaya aykırılığının karşılıklı atışma konusu yapılması, Akparti Genel Başkanıyla CHP Genel Başkanının birbirlerini gayrimeşru ilân etmeleri konuları çarpıcı birer örnektir.

 Değerli basın mensupları,

Bugün gerçekten ihlâl edilen bir Anayasa hükmü varsa o da; Anayasamızın 3. Maddesidir ve burada aynen şunlar yazılıdır: “MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.”

 Evet; bugün Türkiye Devleti’nin ülkesi, uluslararası bir plan kapsamında bölünme sürecine sokulmuş, milleti de malûm siyasetçiler eliyle yüzde 50 + 1 tanımlaması yapılarak neredeyse birbirine düşman edilmek üzere bölünmüş-kamplaştırılmış, resmî dili olan Türkçe ile birlikte başka dillerin de kullanılmasına resmi kararlarla müsaade edilmiştir.

Asıl tehlike budur!

Milletçe bu kumpastan kurtulmak zorundayız.

Parlamentodaki ve yönetimdeki iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, emperyalist sistemin siyasi emelleriyle birleştirmişler, milleti yoksulluk içinde harap ve yorgun düşürmüşlerdir.

Millet, sadece geçim derdine değil deyimi yerindeyse yaşam derdine düşürülmüştür.

 Demokratik Sol Parti olarak 31 Mart Yerel Seçimlerine tek başımıza katılacağız. Demokratik Sol politikalar çerçevesinde halka hizmeti gerçekleştirmek adına adaylarımızı çıkaracağız ve yeniden demokrasiyi, yeniden insanca yaşam ortamını yüce milletimize yaşatacağız.

Kazanacağımız belediyelerle birlikte başlayacak bu yolu 2023 hedefiyle yoğuracağız ve “Tam Bağımsız Türkiye” idealini gerçekleştirmek üzere yılmadan, yorulmadan çalışacağız.

Adaylarımızın belirlenmesi ve değerlendirilmesi için önümüzde uzunca bir zaman dilimi var.

Bu süre zarfında Demokratik Sol Parti’nin ilkelerini ve hedeflerini şiar edinmiş ve edineceğinden emin olacağımız, Türkiye ve Türk milleti sevdalısı yurttaşlarımızı bu yolda omuz omuza yürümeye, DSP çatısı altında vatana ve millete hizmet etmeye çağırıyorum.

Her zaman ısrarla belirttiğimiz gibi gücünü hak’tan ve halk’tan alan DSP, siyasetin en güvenli limanıdır.

DSP Lideri AKSAKAL, 2019 Yeni Yıl Mesajı Yayınladı.

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL yaklaşan Yeni Yıl için bir mesaj yayınladı.

“Kavga ve ayrıştırma olmadan birlik ve beraberliği, milletçe sırt sırta vermeyi başarmalıyız.” diyen AKSAKAL’ın 2019 Yılı Mesajı şöyle:

 

Ekonomik ve demokratik yaşama dair verilerin en alt düzeylerde seyrettiği, sevgi, saygı, tahammül ve hoşgörü duygularını mumla aradığımız bir yılı daha geride bırakmakla kalmadığımız gibi, halkın geleceğe yönelik umutlarını besleyecek en küçük bir gelişmenin yaşanmamış olması, toplumsal bir sessizliği ve çaresizliği de beraberinde getirmiştir.

Ülkemizin de yer aldığı bu coğrafyada binlerce yıldır yaşanan sorunların birbirine sarmal olmuş özellikleri sebebiyle iradesi ve milli duruşu güçlü siyasi aktörlere duyulan ihtiyacın varlığı bugün daha bir öne çıkmaktadır.

Yeni ve örtülü bir paylaşım savaşının yaşandığı bölgemizde birinci dünya savaşının devam ettiği olgusu yadsınamayacak bir gerçektir.

Bu tespitten hareketle öncelikle kavga ve ayrıştırma olmadan birlik ve beraberliği, milletçe sırt sırta vermeyi başarmalıyız. Siyaset kurumlarını temsil edenler de buna öncülük yapmak zorundadır.

Yeni yıla bu gerçeklerin varlığında girdiğimiz gibi, 31 Mart’ta yapılacak Yerel Seçimlerin yoğunluğu ve karmaşasını göğüsleme zorunluluğu, yapılması gerekenleri erteleme ya da gündem dışında tutma hakkını bizlere veremez.

Bu duygu ve düşüncelerle 2019’un tüm yurttaşlarımıza sağlık, mutluluk ve başarılar getirmesi dileğiyle ülkemiz ve bölgemizde huzurun, barışın, kardeşliğin pekişmesine vesile olmasını yürekten temenni ediyor, halkımızın yeni yılını kutluyorum.

TÜRK: “Döviz Cinsinden Devlet Tahvili Çıkarmak Egemenlikle Bağdaşmaz”

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın  açıklamasına göre; 17-21 Aralık 2019 tarihleri arasında “Euro” ve “Dolar” cinsinden devlet tahvili çıkarılacak. Bu konuda Demokratik Sol Parti (DSP) Parti Meclisi Üyesi, eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, aşağıdaki değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin iki yabancı para birimi üzerinden devlet tahvili ihraç etmesi, şimdiye kadarki usullere ve daha önce çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ters düşen  bir uygulamadır. Çünkü  şimdiye değin devlet tahvilleri, daima Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal para birimi olan Türk Lirası üzerinden düzenlenirdi. 13 Eylül 2018 tarih ve 30534 sayılı Resmî Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 12 Eylül 2018 tarih ve 85 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın 1. maddesi ile 32 sayılı Karar’ın 4. maddesine eklenen  (g) bendi şöyledir:

‘Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen hâller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü  menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri, döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak  kararlaştırılamaz.’

12 Eylül 2018 tarih ve 85 sayılı Karar’ın 2. maddesi ile  32 sayılı Karar’a eklenen geçici 8. madde uyarınca da,  (g) bendinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde daha önce yapılmış sözleşmelerde ‘döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, Bakanlıkça belirlenen hadler dışında, Türk parası olarak yeniden belirlenir.’ 85 sayılı Karar’ın 3 ve 4. maddelerine göre yayımı tarihinde, yani  13 Eylül 2018 tarihinde yürürlüğe giren ‘Bu Karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.’

Şimdi ‘Euro’ ve ‘Dolar’ cinsinden çıkarılacak devlet tahvilleri ile 12 Eylül 2018 tarih ve 85 sayılı Karar, bir yana itilmiş oluyor. Hükümet, kendisini bizzat koyduğu kurallarla bağlı saymıyor. Türk Lirasının değeri bu şekilde nasıl korunabilir?

Konunun başka bir yönü var: Bir devletin bir para birimini ülkesinde geçerli yasal para  olarak ilân etme yetkisi, o devletin egemenliğinin  sonucudur. Devletler, bu yetkilerini doğrudan ve/veya Merkez Bankaları eliyle kullanırlar. Egemenliğin ifadesi olan bir yetkinin başka bir ülke veya ülkelerde kullanılan para birimleri üzerinden kullanılması tam bir çelişkidir. Devlet tahvili şeklindeki borçlanma senetleri bakımından da durum farklı değildir. Türkiye Cumhuriyeti, ne Avrupa Birliği ülkelerinin oluşturduğu Avrupa Para Sistemi, ne Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Federal Rezerv Sistemi içinde bulunmayan  bağımsız bir devlettir.  Dolayısıyla  bu ülkelerde geçerli  yasal para birimi olan ‘Euro’ ve ‘Dolar’ üzerinden devlet tahvili çıkarılması, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği ile bağdaşmayan bir uygulamadır.

Ayrıca bu yoldan toplanacak olan  dövizlerin ileride faiz ve ana paralarının ‘Euro’ ve ‘Dolar’ üzerinden ödenmesinde de Hükümetin izlediği enflasyonist ekonomi politikasıyla sıkıntılar yaşanabileceği gözden ırak tutulmamalıdır.”