Partimizden Haberler

DSP Genel Başkanı AKSAKAL: “Doğan Görünümlü Murat 131”

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Önder AKSAKAL DSP Ordu İl Kongresinde konuştu.

AKSAKAL, ülkenin içine sürüklendiği bu günkü manzaranın artık katlanılamaz boyutlara ulaştığını, başta ekonomi olmak üzere gerek dış politikalarımızdaki yanlışlar, gerekse toplumsal yaşam ortamının dejenere edilmesi girişimleri ve parlamentonun asli misyonunu kaybetmesi, yakın zamanda bir büyük siyasi badireyle karşı karşıya kalacağımızı işaret ettiğini söyledi. AKSAKAL konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Demokratik Sol Parti 14 senedir meclisten ve toplumun gündeminden uzak tutuluyor. Ama sizler kararlı ve inançlı duruşunuzla akgüvercinli bayrağı hiç yere düşürmeden bu günlere taşıdınız. Sizlere şükranlarımı sunuyorum. Bugünkü meclis yapısı artık ülke sorunlarına çözüm üretmekten uzak, edilgen ve günahkar bir içeriğe bürünmüştür. Türkiye bu meclise müstahak değildir.” dedi.

“Tüm bu olumsuzlukları, halkın dikkatinden uzak tutma gayretiyle bazı çıkışlar yapılıyor. İdam gibi, Lozan gibi, Başkanlık gibi sanal gündemlerle “cambaza bak” politikası uygulanıyor.” diyen AKSAKAL konuşmasına devamla;

“Bir başkanlık teranesidir gidiyor. Kendi meclis grubundan güvencesi olmayan sayın Başbakan baktı ki durum sıkıntılı, bu kez sayın Bahçeli’nin yardımına ihtiyaç duydu. O da her zaman olduğu son hızla imdada koştu ve aralarında ne konuştularsa.. “anlaştık” dedi. Sonra öğrendik ki ‘Cumhurbaşkanlığı’ adı altında ‘Başkanlık’ yetkileriyle donatılmış bir Anayasa değişikliği çalışmaları varmış. Yani bizim halkımızın anlayacağı tabirle söylemek gerekirse Doğan görünümlü Murat 131’ yapma peşindeler. Modifiye uzmanı bunlar, olayın özü budur.” dedi.

DSP Genel Sekreteri Abbas DENİZ, BÜLENT ECEVİT Parkı Açılışına Katıldı.

Çankaya Belediyesi tarafından yaptırılan ve Demokratik Sol Parti’nin kurucusu, BÜLENT ECEVİT’in adını taşıyan park bugün bir törenle açıldı.

Çankaya Belediyesi, Bülent Ecevit’in evinin de bulunduğu Oran Semtinde Bülent Ecevit Parkı’nı törenle açtı.

Törende konuşan Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, “Bülent Ecevit adına bir park yapmak, onun adının sonsuza kadar yaşayacağı bir eseri açıyor olmak benim için büyük bir onurdur” dedi.

Çankaya Belediyesi’nin düzenlediği açılış törenine, Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in yanı sıra Rahşan Ecevit ve DSP Genel Sekreteri Abbas DENİZ ve çok sayıda ECEVİT seven yurttaşlar katıldı.

Bülent Ecevit’in siyasi hayatına da değinen Taşdelen, “Bülent Ecevit bizim düşünce hayatımızı oluşturan, sözde değil eylemde halkçılığı, milliyetçiliği hayata geçirmiş bir liderin adıdır.” dedi. Bülent Ecevit’in 12 Eylül’de yaşanan darbeye karşı direndiğini ve hapis yattığını da hatırlatan Taşdelen, “Ecevit 12 Mart askeri muhtırasına nasıl direndiyse, 12 Eylül’e de direnen, bu uğurda hapis yatan liderdir. Onun için Bülent Ecevit’in adını Çankaya’da bir parkımızda yaşatıyor olmak bizin için onurdur, çok büyük bir şereftir’ dedi.

[tie_slideshow]

[tie_slide] Slide 1 | dsc_0214
[/tie_slide]

[/tie_slideshow]

 

DSP Genel Başkanı AKSAKAL’ın, KKTC’nin 33. Kuruluş Yıldönümü Mesajı.

kktc-33-yil15 Kasım 1983 Kıbrıs Türk halkının varoluş ve özgürlük mücadelesini devlet kurarak taçlandırdığı tarihi bir gündür.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 33. Kuruluş yıl dönümünü kutlar,  başta bu mücadelenin önderi Dr. Fazıl Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş, bu uğurda katliamlarda yaşamını yitirmiş Kıbrıslı soydaşlarımızı ve tüm şehitlerimizi rahmetle anar, gazilerimizi minnet ve şükranla selamlarım.

 

Değerli yurttaşlarım, sevgili Demokratik Sol Partili arkadaşlarım,

1980 Cuntacılarının siyaset kurumuna ve demokrasiye karşı giriştiği, esasen Cumhuriyet rejiminin kazanımları ile Atatürk ilke ve devrimlerini yok etmeye yönelik faşist darbesinde binlerce yurtsever gibi kendisi de gözetim altına alınan BÜLENT ECEVİT, işte o ilk tutsak günlerinde karar vermişti Demokratik Sol Parti’yi kurmaya..

14 Kasım 1985, Demokratik Sol Parti’nin doğum günüdür.

14 Kasım 1985, Türkiye’nin özgürlük ve bağımsızlığa, demokratik, laik, sosyal hukuk devletine olan inancının tüm dünyaya haykırıldığı gündür.

14 Kasım 1985, cunta elebaşılarının icazetinin değil Türkiye halkının iradesinin üstünlüğünün ilan edildiği gündür.

Kurulduğu günden bu yana hedefi Türk ulusunu ve Türkiye Cumhuriyetini dünya devletleri ve milletleri arasında en üst noktaya taşımak olan Demokratik Sol Parti, bu inancı ve ideali doğrultusunda üç kez devleti yönetmiş ve halkın çıkarları doğrultusunda görev yapmıştır.

Bugün de aynı duygu ve inançla çalışmalarını sürdürmektedir.

Demokratik parlamenter cumhuriyet rejiminin sonsuza kadar yaşatılması, ülkemizin vatanı ve milleti ile bir bütün olarak sosyal refahı ve çağdaş medeniyetler seviyesine erişmesi yolunda Atatürk ilke devrimlerinin korunup geliştirilerek daha ileri seviyelere çıkarılması vazgeçilmez ülkümüzdür.

Demokratik Solcular, Ecevit felsefesinin yılmaz savunucuları, Atatürk ilkelerinin ve devrimlerinin bekçisi olan bizler, yaşamımız elverdiği sürece gelecek nesillerimize bu inancımızı aktaracak ve Demokratik Sol Parti’nin, Türkiye Cumhuriyeti var olduğu müddetçe ayakta kalması için çalışacağımıza ve DSP’nin yeniden iktidara getirilmesine söz veriyoruz.

Partimizin kuruluş yıldönümünü kutlarken, kurucumuz ve kuramcımız, Başbakanımız Bülent ECEVİT’i bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Vatanın birliği ve bütünlüğü için yaşamını feda etmiş tüm şehitlerimize Allahtan rahmet, gazilerimize sağlıklı yaşam diliyorum.

Ne mutlu Türküm diyene, ne mutlu Demokratik Sol Partiliyim diyene.

 

ÖNDER AKSAKAL

DSP Genel Başkanı

DSP’den Açıklama. “ECEVİT’in Adını Kullanamazsınız!”

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’nda eski Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral’ın 1999 yılında Gülen cemaati ile ilgili olarak hazırladıkları rapor olmasaydı, Ecevit’in Fethullah’ın Cumhurbaşkanlığını kendilerine dayatacağını eski Genelkurmay Plân ve Prensipler Başkanı Hava Korgeneral Reşat Turgut’un 2000  yılında kendisine  söylediğini anlattığı yolunda basında çıkan haberler üzerine Başbakan Ecevit’in başkanlığındaki DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükümetinin Adalet Bakanı, hâlen DSP Genel Başkan Yardımcısı olan Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, aşağıdaki açıklamayı yapmıştır:

“Bu, aklı başında hiçbir insanın kabul etmeyeceği, hiçbir dayanağı olmayan, ciddiyetten uzak, tamamıyla hayal ürünü, Cumhurbaşkanını hangi organın nasıl seçtiğini göz ardı eden, TBMM Araştırma Komisyonunu yanıltmaya yönelik, asılsız ve sorumsuz bir iddiadır. Başbakan Bülent Ecevit’in başkanlığındaki DSP-MHP-ANAP Koalisyonu, 28 Mayıs 1999 – 18 Kasım 2002 tarihleri arasında görev yapmış olan hükümettir. Ne Başbakan Ecevit’in, ne O’nun başkanlığındaki 57. Cumhuriyet Hükümeti üyelerinden herhangi birinin Fethullah Gülen’in cumhurbaşkanlığını aklından geçirmesi dahi söz konusu olamaz. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanı iken Koalisyon partilerinin uzlaşması sonucunda 5 Mayıs 2000 günü TBMM Genel Kurulunda oylamaya katılan 533 üyeden 330’nun oyuyla seçilmiştir. Bu rakam, 18 Nisan 1999 milletvekili genel seçiminden toplam 351 milletvekili ile çıkmış olan Koalisyon ortağı üç partinin güçlü desteğini ifade eder. Son seçimlerde AKP’den milletvekili aday adayı olan Cevdet Saral’ın 17 yıl öncesine giderek ortaya attığı  iddia,  Fethullah’çı Terör Örgütü’nün Devlet dairelerinde etkili konuma gelmesine göz yumulmasının sorumluluğunu 14 yıldan beri iktidarda olan AKP’den alıp bugün hayatta olmayan Ecevit’e yükleme çabasından başka bir şey değildir.”

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL, Cumhuriyetimizin kurucusu ve ulusal kurtuluş savaşının büyük komutanı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 78. ölüm yıldönümünde bir mesaj yayınladı. AKSAKAL’ın mesajı şöyle:

“Türkiye Cumuriyeti’nin varlığının en önemli aktörü, Türkiye halkının ölümsüz lideri büyük önder Muatafa Kemal ATATÜRK’ü aramızdan ayrılışının 78. yılında daha bir özlemle, daha bir minnet duygusuyla anıyoruz. O’nun ilkelerinin ve devrimlerinin sonsuza dek yaşatılacağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalacağı konusunda Demokratik Sol Partililer olarak kararlıyız, inançlıyız. Rahat uyu Ata’m.. NÖBETTEYİZ!”

DSP Genel Sekreterliğinden Açıklama.

DSP Genel Sekreteri Abbas DENİZ bugün bir açıklama yayınladı. Açıklama şöyle:

              “Demokratik Sol Parti Tüzüğü’nün 12. maddesinin 5. ve 9. fıkraları ile 23. maddesi hükümleri çerçevesinde 20 Temmuz 2016 tarihinde Genel Başkan Başdanışmanlığı görevine getirilen 21. Dönem Ankara Milletvekili ve Devlet Eski Bakanı Sayın Aydın TÜMEN, Genel Başkanımız Sayın Önder AKSAKAL’ın 09 Kasım 2016 tarih ve 325 sayılı yazılarına istinaden bu görevlerinden alınmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

DSP İstanbul İl Kongresi Büyük Coşkuyla Gerçekleşti.

Demokratik Sol Parti İstanbul İl Kongresi Genel Başkan Önder AKSAKAL’ın da katılımıyla 06 Kasım 2016 Pazar günü Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezinde yapıldı.

İlçe örgütlerinin yoğun katılımı, kongreyi izlemeye gelen konukların ve yurttaşların ilgisi Demokratik Sol Parti’nin iktidar yolunda ayak sesleri olarak değerlendirildi.

Kongreyi açış konuşmasını yapan DSP İstanbul İl Başkanı Çiğdem MERCAN, kısa sürede tüm olumsuzluklara ve zorluklara karşın ilçe örgütlerinin oluşturulduğunu, var olanların güçlendirildiğini ve görevleri süresinde DSP’yi her platformda temsil ettiklerini söyledi. Milli ve dini bayramlarda partililerin ve yurttaşların arasında bulunduklarını ve çelenk sunumlarını da yaptıklarını anlatan MERCAN sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz DSP’li olmaktan her zaman gurur duyduk, çünkü insanı ve toplumu özgürleştirmek için DSP’ye yani bize ihtiyaç vardır. Hak ve olanak eşitliği için DSP’ye yani bize ihtiyaç vardır. Ayrımcılık tehlikelidir. Ateşin ta kendisidir. Geçmişte Sivas’ı, Maraş’ı, Madımak’ı unutmadık. Yugoslavya’yı, kardeşin kardeşi nasıl katlettiğini dün gibi hatırlıyoruz. DSP iktidarında bu kaygılarımız yoktu. Feodal yapı, kadın cinayetleri, çocuk istismarı sorunları çözülmeden toplum huzur bulamaz. DSP Meclise girecek ve huzuru tekrar sağlayacaktır” dedi. “Atatürk’ün yolunda, Ecevit’in ışığında, Genel Başkanımız Önder AKSAKAL’ın liderliğinde iktidara yürüyoruz. Kimseyi ayrıştırmadık, kategorize etmedik, Ne Mutlu Türküm demekten utanmadık.” diye konuşmasını sürdüren DSP İl Başkanı Çiğden MERCAN, tek vatan, tek millet, tek bayrak diyen, Cumhuriyetin gerçek değerlerini gerçekliklerle savunan bir partinin mensuplarıyız dedi.

Daha sonra konuşmalarını yapmak üzere kürsüye gelen DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL kongreye katılanları selamladıktan sonra konuşmasında şunları söyledi:

“Türkiye’nin 93 yıllı Cumhuriyet döneminde hiç olmadığı kadar örselendiği, hiç olmadığı kadar uluslararası alanda başı önde olduğu ve hiç olmadığı kadar görmezden gelindiği bir süreci yaşıyoruz. Bunun olabileceği hususunda bir tereddütümüz de yoktu esasen.. zira bugün iktidarda olanlar zaten bu taahhütlerle iş başına gelmişlerdi.” dedi. Konuşmasında güncel gelişmeleri de değerlendiren AKSAKAL, dokunulmazlıkları kaldırılan bazı milletvekillerinin çağrıldıkları halde ifade vermeye gitmemeleri üzerine gerçekleştirilen zorla ifadeye götürülmeleri olayları için şunları söyledi: “Bugün bu partinin temsilcileri dediler ki biz parlamentoda çalışmalarından komisyonlardan ve genel kurul çalışmalarından çekiliyoruz. Ben buradan aferin diyorum çok güzel.. Ülkenin geleceğine hizmet etme yolunda önemli bir açıklama. Buradan onları ayıplamıyorum. 7 Haziran seçimlerinde Türkiye’nin partisi bunlar’ diye kendi partilerine oy vermeyip bunlara barajı aştıran, saz çalıp türkü söylettirip ‘Türkiye’nin partisi’ diye dayatanları buradan lanetliyorum. Türkiye’nin partisiyim diyeceksiniz, solcuyum diyeceksiniz, halkçıyım diyeceksin, ülkede Kürt Sorunu var diyeceksiniz ama ağzınızdan bir kere feodal sistem, toprak ağalığı, toprak reformu geçmeyecek, benim karşımda sizler solcu olacaksınız. Ben Diyarbakır’a, Şırnak’a,  Hakkari’ye DSP ilçe örgütlerini açıp bayrağımı çekeceğim, sen gece gelip onları yırtıp atacaksın, kapısını penceresini indireceksin, ondan sonra bana demokrasiden, hukuktan, halktan, adaletten söz edeceksiniz. Hadi oradan.” dedi.

DSP İstanbul İl Kongresinde Türkiye gündemi üzerine diğer konularda da görüşlerini açıklayan AKSAKAL, 27 Kasım’da yapılacak olan 10. Olağan Kurultay’ın bir çıkış kurultayı olacağını, DSP’nin yeniden iktidara yürüyüşünün ilk adımı olacağını ve Demokratik Sol Parti’nin Ak Güvercinli mavi bayrağını iktidarın burçlarına dikeceklerini söyledi.

Kongreye çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşu Başkanı ve temsilcisi ile Beşiktaş Belediye Başkanı Murat HAZİNEDAR da izleyici olarak katıldı.

[tie_slideshow]

[tie_slide] Slide 1 | 20161106_132918[/tie_slide]

[tie_slide] Slide 2 | 20161106_141002 [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 3 | 20161106_141104 [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 3 | 20161106_140144 [/tie_slide]

[/tie_slideshow]

 

 

BÜLENT ECEVİT Ölümünün 10. Yılında Törenlerle Anıldı.

Demokratik Sol Parti’nin kurucusu ve kuramcısı Bülent ECEVİT ölümünün 10. yılında Demokratik Sol Parti örgütlerinin de katılımıyla DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL’ın da katılımıyla bir anma programı düzenledi.

DSP Genel Merkezinde toplanan ve yurdun değişik yerlerinden gelen partililer önce Devlet Mezarlığında yeralan mezarı başında ECEVİT’in manevi huzurunda saygı duruşunda bulundu ve çelenk bıraktı. Buradaki törende konuşan DSP Lideri Önder AKSAKAL şunları söyledi: “Bülent Ecevit, cumhuriyet tarihinde gelmiş geçmiş en dürüst, en yurtsever ve halkçı bir devlet adamıydı. Bizim için Atatürk’le eşdeğer gördüğümüz Genel Başkanımız, Başbakanımız ECEVİT’i, aramızdan ayrılışının 10. yıl dönümünde saygı, özlem ve rahmetle anıyoruz. Sevgili Genel Başkanım, DSP sizin çocuğunuz gibi büyüttüğünüz ve yetiştirdiğiniz bir parti. Türkiye bugün DSP’ye gerçekten ihtiyaç duyuyor, biz de sizin yolunuzda Demokratik Sol felsefeyi ve partimizi yeniden iktidara taşıyacağız, buna söz veriyoruz.” dedi.

DSP önceki Genel Başkanları Zeki SEZER ve Dr. Masum TÜRKER’in de katıldığı buradaki törenin ardından Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde düzenlenen toplantı ile etkinlik devam etti.

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL’ın açılış konuşmasını yaptığı bu etkinlikte Gazeteci – Yazar Fikret BİLA, Eskişehir Milletvekili Gazeteci – Yazar Utku ÇAKIRÖZER ve DSP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK de birer konuşma yaptılar. Konuşmalarında ECEVİT’in siyasi kişiliği, insan özellikleri ve devlet adamlığı konularında birlikte paylaştıkları anılarını anlatan konuşmacılar özetle; “Türkiye ECEVİT gibi önemli bir devlet adamını yetiştirmiş, yurtsever, mütevazı, kararlı ve inançlı bir siyasetçiyi yetiştirmiştir. Halk kendisini dürüst ve milliyetçi kimliğiyle bağrına basmıştır.” diyerek demokratik sol felsefenin ve politikaların günümüzde de geçerliliğini hâlâ koruduğunu anlattılar.

DSP Genel Başkanı AKSAKAL toplantıda yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi:

“Sayın Milletvekilim, değerli misafirlerimiz, Partimizin saygıdeğer yöneticileri, basınımızın değerli temsilcileri, sevgili arkadaşlarım;

Bugün halkın Karaoğlan’ı, emekçilerin babası, Kıbrıslı soydaşlarımızın kurtarıcısı, demokrasimizin ve laikliğin yılmaz savunucusu, kurucumuz ve kuramcımız, Başbakanımız, Büyük devlet adamı Bülent Ecevit’in aramızdan ayrılışının 10. Yıl dönümü.

Bugün Demokratik Sol Parti ve O’na inanmış sadık yoldaşları, Bülent ECEVİT’i 10. Ölüm yıl dönümünde her zamankinden daha farklı bir biçimde anıyor.

O’nu özlemle anıyoruz, anlıyoruz, arıyoruz. Nur içinde yatsın.

O’nun milliyetçiliği, O’nun yurtseverliği, O’nun Atatürk devrimlerine ve ilkelerine bağlılığı, O’nun sanatçı ruhu, hümanistliği, nezaketi röportajlara, kitaplara, belgesellere konu olmuş.. sadece Türk halkının değil, dünya halklarının siyasi mücadelesinde ışık tutmuştur.

İngiliz şair Rudyard Kipling’ten Türkçeye çevirdiği “Eğer” isimli şiirin son kıtasında;

                        herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen

                        unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken

                        dost da düşman da incitemezse seni

                        ne küçümser ne de büyültürsen çevreni

                        her saatin her dakkasına

                        emeğini katarsan hakçasına

                        her şeyiyle dünya önüne serilir

                        üstelik oğlum adam oldun demektir.

 ..diyerek ADAM olmayı tarif eden ECEVİT, aslında aynı zamanda kendinin tanımını da yapmıştır.

Çünkü O, Türk siyasetinde ADAM GİBİ ADAM olmuş ender insanlardandır.

Çalışma, azim ve başarı ECEVİT’in öznel kişiliğinin çıplak bir yansımasıdır.

Ama ona kararlılığı üzerine “inatçı” yakıştırması yapanlar da çıkmıştır.

Karalıydı;  ülkesi ve milleti için düşündüklerini mutlaka  hayata geçirmeye çalışırdı.. 1970’li yıllara dair anılarını aktarırken örneğin; ABD ile ilişkilerimiz hem kolay, hem zor olmuştur. ABD güçlü bir ülke, müttefikimiz. Bizden zaman zaman talepleri olur. Bizim de bu taleplere ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu sürece karşılık verdiğimiz olmuştur. Ben Amerikalılarla ilişkilerde hep Türkiye’nin çıkarları açısından doğruları söyledim, hiç kandırmadım. demiştir.

İnatçıydı; bildiği ve inandığı doğrular, onun esasen “insan” özelliğinin yansımasıdır. Onun içindir ki 12 Eylül faşist darbesi sonrasında kendisine konuşma ve yazı yazma yasağı getiren Milli Güvenlik Kurulu’nun 52 numaralı bildirisine muhalefetten cezaevine girmeyi göze almıştır.

Türkiye halkı, doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine.. her metrekaresinde yaşayan insanları olarak; kendisini hiç aldatmamış, milletinin cebine elini atmamış, vatanın bir tek çakıl taşını bile pazarlık konusu yaptırmamış saygın, dürüst siyasetçi kimdir diye sorulduğunda hep ECEVİT demiştir.

Değerli konuklar,

Her ne kadar bir anma etkinliği gerçekleştiriyor isek de, özünde Türk siyasetinin önemli bir ismini, önemli bir aktörünü konuşurken günümüz manzarasının kısa bir değerlendirmesi, Bülent Ecevit’in ve Demokratik Sol Partinin iktidardan ayrıldığı 3 Kasım 2002’den bu yana ülkemizin nereden nereye getirildiğinin muhasebesinin yapılması gerektiğine de inanıyorum.

Kendilerine en içten şükranlarımı sunuyorum, bizleri yalnız bırakmayan Sayın Fikret Bilâ da aramızda..

Ecevit’i iktidardan uzaklaştırmak için neler yapıldığını, hiç gündemde yokken bir hükümet ortağı tarafından Türkiye’nin nasıl erken seçime sürüklendiğini, “Irak Savaşları ve Türkiye’de Sivil Darbe” adlı bu kitapta sayın Bilâ açık açık yazıyor.

Aslında bugün araştırılması gereken öncelikli konu Türkiye’de Ecevit’e ve DSP’ye yapılan sivil darbedir.

Türkiye’yi yönetenlerin hangi pazarlıklarla nasıl iktidara getirildiğini, Amerika Birleşik Devletlerinde gazetecilik yapan rahmetli Turan Yavuz’un tarihe not düştüğü “Çuvallayan İttifak” kitabından öğreniyoruz. Sayın Yavuz bu kitabı yazdıktan kısa bir süre sonra genç yaşta yaşama veda etmiştir. Ama yazdıkları siyasi tarihte yerini almıştır.

3 Kasım 2002’de Türkiye’de terör hiç yoktu, ülkenin her yerinde özgürlük vardı ve insanların geleceğe dair güvencesi vardı.

Ekonomide büyüme % 9’lar civarındaydı. İnsanlar geleceğe umutla bakıyordu.

Ülkenin her yerinde barış ve özgürlük türküleri söyleniyordu.

12 Eylül’den kalma OHAL uygulaması tüm yurtta kaldırılmıştı.

Bugün ise Türkiye’de hiçbir şey 2002’den daha iyi değildir.

Ülkemiz 14 yıldır kötü yönetilmektedir.

Evrensel hukuk askıya alınmış, ülkeyi yönetenlerin kendi ürettikleri hukuk uygulanmaya konulmuştur.

Kanunlar torbalar halinde çıkarılmakta, ülke belirsizliğe ve kaos’a sürüklenmekte ve terör örgütlerinin at koşuşturduğu bir alan haline getirilmektedir.

Her gün şehitlerimizin acısıyla uyanır, umutsuzluk ve karamsarlıkla yatar olduk.

Gençlerimiz işsiz, umutsuz ve yaşamdan tat almaz olmuşlardır. Ülkemizdeki bu belirsizlik ve kaotik ortam turizmi olumsuz etkilemiş, turistler bile ülkemize gelmez olmuştur.

Bugünkü iktidarın geliş nedenlerinden biri olan Irak’ın işgaline ilişkin 1 Mart 2003’de  reddedilen tezkere görüşmelerinin tutanakları bakınız.. 12 yıl geçmesine rağmen hala açıklanmamıştır.

Bu konuda ne iktidardan, ne de o günkü tek muhalefet partisi olan partiden ses seda çıkmamaktadır.

Neden korkulmaktadır? Neden halkın bilgi edinmesinden kaçınılmaktadır. Soruyorum?

Bakın; bugüne kadar ülkeyi beraber yönettikleri cemaatle araları bozulunca, işi sulandırmak için sağa, sola çamur atmaya kalkan bir iktidar ve onun borazanı olan bir kısım medyanın doğrulardan çok uzak, bilgi kirliliği içinde bir algı operasyonunun tacizi altındayız.

Biz Demokratik Solcular olarak Allah’tan başka kimseye kulluk etmeyiz.

Yani kula kulluk etmeyiz! Bu böyle biline.

Değerli arkadaşlar, 15 Temmuz’a kadar FETÖ cemaatiyle ülkeyi beraber bir koalisyon olarak yönetenler, yargıyı onlara emanet edenler, Ordu kademelerinde onların terfilerini yapanlar, bürokraside bunların kadrolarını üçlü kararnamelerle atayanlar, onlara akademik unvanlar verenler, onların Üniversiteleri için Mecliste kanun çıkaranlar kendileri değilmiş gibi, şimdi Ecevit‘e cemaatçilik buluşturmaya kalkıyorlar.

Bunların hepsi sahtekârdır.

Çünkü Ecevit sizin gözünüzün içine baka baka “Laiklik Türkiye Cumhuriyet’inin aşil topuğudur. Oradan vurulunca yaşamaz” diyen bir devlet adamıdır.

1999’da Merve Kavakçı’yı Amerikan vatandaşı olduğu için TBMM’de yemin ettirmeyen Ecevit’e “dinsiz imansız” diye saldırarak ortalığı karıştırmaya kalkanlar şimdi de onu “cemaatçi” yapmaya kalkıyorlar. Bu ne aymazlıktır, bu ne yaman çelişkidir?

Ecevit mahpus günlerinde Arayış Dergisi’nin kendisine ulaşmaması üzerine yazdığı bir mektubunda şunları söylüyor. Bu çok önemli bir belgedir arkadaşlar. Diyor ki Ecevit:

“Başörtüsü ile uğraşmayın”

Ecevit’in 27 Aralık 1981 tarihli mektubu “Başörtüsü konusu” başlığını taşıyor:

“Arayış hala elime geçmediği için son sayıda bu konuya değinildi mi, bilmiyorum. Değinilmediyse bence hiç değinilmesin.

Başörtüsü ile uğraşmanın gereksiz olduğuna inanıyorum. Gardırop Atatürkçülüğünün tipik bir örneği… Zaten ondan da dönüş yapacaklardır.

Olsa olsa Atatürkçülüğün başörtü yasaklanarak kanıtlanamayacağı belirtilebilir. Atatürk’ün –irticaa karşın da büyük güvence olan- partisi kapatılmış, vasiyeti çiğnenmiş, yeni bir ulusal kültür oluşumuna katkı için kurduğu kurumlar ortadan kaldırılıyor. Atatürk’ün her türlü dogmacılıktan uzak bilimci yaklaşımı bırakılıyor; tüm bunların günahı, başörtü yasaklamakla örtülemez.

Kaldı ki bazılarının farkında olmadığı bir gerçek var:

Atatürk kadınların kılığına kıyafetine hiç karışmamıştır. O konuda hiç yasa çıkartmamış, herhangi bir zorlamaya da gitmemiştir. Özendirme yoluyla ve zamana, gelişmeye bırakarak bu sorunun çözümünü daha uygun bulmuştur. Bu da sanırım Atatürk’ün kadınlara karışmayı Türk gelenekleri açısından uygun görmemiş olmasındandır. Kadınlara her hakkı ve özgürlüğü tanımıştır, her olanağı sağlamıştır, ama ne giyeceklerine müdahale etmemiştir.

Kaldı ki, başörtüsü ile ilgili bir sorun varsa, bu sorunu başörtüsünde değil din sistemindeki bazı yanlışlarda, özellikle Kur’an kurslarında aramak gerekir. Bu konularda devlet dine saygı ile çağdaş bilimsel yaklaşımı daha çok bağdaştırıcı bir yol izlese, böyle bir sorun ya kendiliğinden sona erer ya da sakıncasız boyutlara iner.”

Değerli kardeşlerim,

Biliniz ki bu çamur ne rahmetli Ecevit’e nede DSP’ye yapışmaz.

Siz ülkeyi hukukla, demokrasiyle yönetmediniz, sivil toplum örgütleri adı altında derneklerle, vakıflarla, cemaatlerle yönettiniz.

Şimdi kalkmışsınız içine düştüğünüz bataktan çıkmak için sağa – sola çamur atıyorsunuz. FETÖ elebaşı diye tanımladığınız kişi birine “selamün aleyküm” demiş, karşılığında “aleyküm selam” diyeni FETÖ’nün yoldaşı yapmaya kadar götürmeye kalkıyorsunuz.. buna kimseyi inandıramazsınız.

 

Buradan devleti yönetenlere diyorum ki; 15 Temmuz’da yaşananlar aslında sizin yanlışlarınızla yüzleştiğiniz bir gün olmuştur.

Bu yaşanan ve esasen sizin sürüklediğiniz felaketten ülkemizi ve demokrasimizi siz değil.. kusura bakmayın; vatansever askerlerimiz, Cumhuriyet ilkelerine bağlı ve demokrasiye inanan yurtsever vatandaşlarımız ve size rağmen devletin ayakta kalabilmiş kurumları kurtarmıştır.

Şimdi Türkiye’de yapılması gereken ve size düşen, ortak akıl ile; ortadan kaldırılan hukukun üstünlüğünü yeniden tesis ederek, siyasi partiler ve seçim kanunundaki antidemokratik maddeleri tümüyle kaldıran demokratik bir ortam yaratmaktadır.

Bülent Ecevit 2002 yılında erken seçim kararı aldıktan sonra “biz gidersek iktidara ya bölücüler ya da dinciler gelir” demişti.

Bu gerçekleşti mi, gerçekleşmedi mi??.. kararı halkımıza bırakıyorum.

Bugün ülkenin neresinde olursa olsun.. vatandaşlarımızın can güvenliği yoktur, mal güvenliği yoktur.

Gelecek umudu yoktur.. halkımız çaresiz ve mutsuzdur.

Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir orandaki seçim barajı nedeniyle TBMM’ne milli irade tam olarak yansımamış, meclisteki partiler sorunlara çare bulamaz hale gelmişlerdir.

İktidar partisi Meclisi istediği gibi yönetir hale gelmiş, yasama organı, yürütme organının vesayeti altına girmiştir.

Şimdi kendilerinin yarattıkları bu bunalımdan çıkmak için, Parlamenter sistemi suçlayarak Başkanlık sistemini allayıp-pullayıp halkımıza yutturmaya çalıştırmaktadırlar.

Meclisteki muhalefet partilerinden bazıları da buna çanak tutmakta, ülkemizi 14 yıldır kötü yönetenlerin değirmenine su taşımaktadırlar.

Başkanlık sisteminde gizli tutulan amaç Türkiye’de dar bölge sistemi ile siyaseti iki partili hale getirmektir.

Bu demokrasiye, çoğulculuğa ve milli iradeye ters bir yaklaşımdır.

Buradan meclisteki muhalefet partilerini de uyarıyorum. Kendi açtığınız kuyuya düşeceksiniz. Su taşıdığınız değirmende size yer yok bunu böyle biliniz.

Türkiye’nin bugünkü kötü yönetiminden meclisteki dört parti ortak hepiniz sorumlusunuz.

Çünkü beraber ülkeyi bu hale.. yaşanmaz hale getirdiniz.

Değerli arkadaşlar,

Çözüm bu partilerin yer almadığı günahsız bir yeni meclis oluşturmaktır.

Bunu için Demokratik Sol Parti deneyimli kadrolarıyla göreve hazırdır.

Komşularımızla daha fazla kavgalı olamayız, dünyadan daha fazla dışlanamayız. Halkımızla daha fazla çatışma halinde olamayız.

İçeride huzurumuz, dışarıda onurumuz için ARTIK YETER! demenin zamanıdır.

İktidara sahip olanlarla, onlara muhalefet edemeyenler, Türkiye’yi nereye varacağı belli olmayan bir meçhule, bir maceraya sürüklemektedirler.

Ülkemiz ve halkımız son yıllarda, her geçen gün daha da gerginleşmektedir. Buna bir son vermek gerekiyor.

Bunun için herkesin güvenebileceği ve rahatlayacağı TBMM’ne ve bir iktidara ihtiyaç vardır.

Ekonominin, dış politikanın ve halkın tansiyonunu düşürmek için, güvenilir, becerikli, deneyimli, vizyonu ve misyonu olan, insanların hafızalarıyla, zekâlarıyla alay etmeyen bir siyasi anlayışa ihtiyaç vardır.

Demokratik Sol Parti göreve hazırdır. Ülkemiz için, üzerimize düşeni her zaman yapacağımızı, ülkemizin bize ihtiyacı varsa her şeyi yapacağımızı cümle âlem ve bütün dünya bilir.

Bugün Başbakanımız Bülent Ecevit’i anmak için toplandık, onun ilkelerini yaşama geçirmek için durmadan çalışıyoruz. Kadrolarımızı yeniledik, yenilemeye devam ediyoruz.

22 gün sonra Kurultayımızı toplayacağız ve oradan da Türkiye’nin iktidarına talip kadroları yol haritamızı halkımıza sunacağız.

Hedeflerimizi büyüttük iktidar olmak istiyoruz, ülkemize ve halkımıza hizmet etmek istiyoruz.

Ancak bu şekilde Ecevit rahat uyur, ruhu şad olur. Ancak bu şekilde Ecevit’e layık olabiliriz.

Bu gün aramızda olan değerli gazeteci yazar, Ecevit’i en yakından tanıyanlardan biri sayın Fikret Bila’ya, değerli Milletvekili, gazeteci – yazar sayın Utku Çakırözer’e, Ecevit’le beraber DSP hükümetlerinde sürekli bakan olarak görev alan Genel Başkan Yardımcımız sayın Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’e ve Atatürk’ün ışığı altında Ecevit’in yolundan ayrılmayan, doğrultusunu bozmayan inançlı yol arkadaşlarım olarak siz değerli Demokratik Solculara, bizimle birlikte Ecevit’i anmaya gelen değerli yurttaşlarım sizlere de ve değerli basın emekçisi kardeşlerime yeniden hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum. teşekkür ediyorum.

Bu duygularla hepinizi sevgi ve saygılarla selamlıyorum. Sağ olun var olun.”

DSP Genel Başkan Yardımcısı Av. Onur İSTE’nin sunumunu yaptığı programda ECEVİT’in şiirleri eşliğinde sevdiği türküler de söylendi. Program sonunda konuşmacılara Genel Başkan AKSAKAL tarafından da birer plaket takdim edildi.

[tie_slideshow]

[tie_slide] Slide 1 |img_8267 [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 2 |img_8297  [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 3 | img_8400 [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 4 | img_8456 [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 5 |img_8529 [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 6 | img_8561[/tie_slide]

[tie_slide] Slide 7 | img_8626 [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 8 | img_8657 [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 9 | img_8685 [/tie_slide]

[tie_slide] Slide 10 | img_8605 [/tie_slide]

[/tie_slideshow]

DSP Başkanlık Kurulu Bildiri Yayınladı.

Demokratik Sol Parti Başkanlık Kurulu Genel Başkan Önder AKSAKAL başkanlığında DSP Genel Merkezinde toplandı.

Parti içi çalışmaların ve ülke gündeminin değerlendirildiği toplantı sonrasında bir bildiri yayınlanması da kararlaştırıldı.

DSP Başkanlık Kurulu’nun açıklaması şöyle:

“Yaklaşık yüz yıllık Cumhuriyet rejimi ile Türkiye devletinin sınırları son ondört yıldır işbaşında olan siyasi irade eliyle ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.

2002 yılında hiçbir neden yokken ülkeyi bir anda seçim ortamına sürükleyecek açıklamasıyla ünlü olanlar, bugün aynı amaç ve refleksle “Başkanlık sistemi” çıkışıyla yeni bir sürecin tetikleyicisi olarak sahne almaktadır.

Sınırlarımız dışında yaşadığımız olayların alt yapısını hazırlayanlarla birlikte olanlar, geçmişte her türlü milliyetçiliği ayakları altına alanlar, bugün en keskin “milliyetçilik” görüntüsü verme gayretindedir.

Esasen iktidara getirilişlerinde örtülü bir koalisyonu içine sindirenlerin,  ekonomiyi yandaşlarına, devleti cemaatlere, güneydoğuyu bölücülere emanet edenlerin,  bugün yaşananlara yönelik feryatları elbette ki samimiyet sınavında sınıfta kalacaktır.

Devleti yönetenlerin,  yaptıkları değerlendirmeler ve çelişkili açıklamalarıyla bir hafıza ve şuur kaybı içinde bulunduklarına tanık oluyoruz.

Bölgemizde,  egemen sistem tarafından yürütülen laik, demokratik, üniter, milli devletlerin tasfiyesi sürecinin yaşandığı bu dönemde, Türkiye Cumhuriyetini ve üniter yapısını yeterince sahiplenemeyen parlamentodaki dört partinin artık misyonunu tamamladığı görülmelidir.

Bugünümüzün başlıca sorumlusu mevcut iktidar partisi ve ortaya konulan tüm politikaların açıktan ya da dolaylı destekleyicisi meclisteki muhalefet partileriyle daha fazla ileri gidemeyiz.

Demokratik Sol Parti 10. Olağan Kurultayını topluyor.

İlkeleri ve duruşu ile her zaman örnek olabilmiş DSP yeniden iktidara hazırdır.

Ülke’nin ve halkın kurtuluşuna giden yol, Demokratik Sol’un yeniden işbaşına gelmesiyle açılacaktır.

Buna inanan tüm toplum kesimlerini bu mücadelede omuz omuza yürümeye çağırıyoruz.”