Genel Başkanımızdan Haberler

DSP Lideri AKSAKAL: ” Sonunda İnsanlık Kazanacaktır!”

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL, Dünya İnsan Hakları Günü sebebiyle bir açıklama yaptı.

AKSAKAL’ın açıklaması şöyle:

“Milyonlarca yıllık insanlık tarihi ancak 69 yıl önce “haklarına” sahip olabilmeyi akıl etmiş.

Ama ne yazık ki bu düşüncesini bile doğru-dürüst hayata geçirmekte bugün dahi zorlanmakta, insanlar hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın “özgür birey” olabilmenin savaşını sürdürmektedir.

Asıl dikkat çekici olanı ise, insanlık dışı girişimlerin tümünün, hangi inançtan olursa olsun “din” adına yapılıyor olmasıdır.

Dünya bu utançtan bir an önce kurtulmalıdır.

Bu gezegen, üzerinde yaşayan tüm canlıların ortak malıdır.

Her şeye rağmen sonunda insanlık kazanacaktır!

Kahrolsun faşizm, kahrolsun savaş tüccarları!

Dünya İnsan Hakları Günü, bu uğurda mücadele edenlere ve bu ideale inanan insanlara kutlu olsun.

 

DSP Genel Başkanı AKSAKAL: “Türkiye Özüne Dönmelidir!

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL, Amerika Birleşik Devletlerinde görülmekte olan bir “yargılama” sürecine ilişkin açıklama yaptı.

AKSAKAL’ın açıklaması şöyle:

“Türkiye bugün, 67 yıllık bir stratejinin gereği diz çöktürülmeye çalışılıyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nin onuruyla oynanıyor.

Devlet mekanizması 2007’den bu yana kendi içerisinde yaşanan örtülü bir savaşın ortasında bırakılmıştır.

Tarafları aynı merkezce talimatlandırılan bu yapı, siyaset kurumundaki “düşük profilli aktörleri” öne çıkararak yürütmeye çalıştığı sistemin tıkanmasına da sebep olmuştur.

ABD’ye sığınmış bir düzenbazın, ülkemizdeki işbirlikçileriyle kirli ilişkilerinin ortaya dökülmesi, bu devletin yıkılmasına gerekçe yapılamaz ancak, devleti yönetenlerin bunun bedelini ödemesini sağlayabilmelidir.

Türkiye özüne dönmeli, geçen bu sürede kaybettiği 1919 ruhuna yeniden kavuşturulmalıdır.

Bunun yolu da, gündemde tutulan sözde dava üzeriden çatışma yaratmak değil, özgür, katılımcı ve toplumun bütün kesimlerinin parlamentoda temsil edilmesini sağlayacak bir yasal düzenleme ile derhal seçimlere gitmektir.” 

DSP Lideri AKSAKAL’ın “Öğretmenler Günü” Mesajı

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, Öğretmenler Günü için bir mesaj yayınladı.

AKSAKAL’ın mesajı şöyle:

“Öğretmenlik, yaşamın en kutsal mesleklerinin başında gelir.

‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ diyen bir anlayışın mensupları olarak, ‘Öğretmenler; yeni nesil sizin eseriniz olacaktır’ diyen bir liderin de öğrencileriyiz.

Evrensel düşünüp yerele uygulayabilen, sorgulayan, yorumlayan, onurunu koruyan ve haklarını savunabilen, üzerinde yaşadıkları bu toprakları atalarından miras “kutsal bir emanet” olarak bilen, “Tam Bağımsız Türkiye” idealini iliklerine kadar hissetmiş bir nesil yetiştirmek Demokratik Sol Parti olarak hedefimizdir.

Böyle bir nesil yetiştirme idealinde olan tüm öğretmenlerimizin ÖĞRETMENLER GÜNÜ kutlu olsun.”

AKSAKAL: “Siyasetin Tozunu Yutmamış Birisini Cumhurbaşkanı Seçtirmek Yanlıştı.”

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, Sözcü Gazetesi’nin 05 Kasım 2017 tarihli nüshasında ortaya atılan bir haber üzerine, ” Siyasetin tozunu yutmamış birisini Cumhurbaşkanlığına aday gösterip seçtirmesi yanlıştı.” yorumunu yaptı.

AKSAKAL’ın açıklaması şöyle:

“”Sözcü Gazetesinin 05 Kasım 2017 tarihli nüshasında, “Eski” Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer kaynak gösterilerek yapılan bir haberde, DSP’nin Onursal Genel Başkanı ve 57. Cumhuriyet Hükümeti’nin Başbakanı Bülent ECEVİT’e yönelik bazı ithamlarda bulunulduğunu hayretle karşıladık.

Söz konusu haberde Ahmet Necdet Sezer’in, “Herkes, ECEVİT ile gerginliğin MGK’daki Anayasa kitapçığı olayından kaynaklandığını zanneder. Ancak gerilim, Fazilet Partisine açılan kapatma davasıyla başladı. ECEVİT 2 kez gelip Fazilet’in kapatılmaması için, arkadaşım olan AYM üyelerine telkinde bulunmamı istedi. Yıllarca AYM’de görev yaptığım için kırıldım ve reddettim. Bir süre sonra yeniden gelip aynı istekte bulundu. Yine reddettim. Bu durum sürerken, 19 Şubat 2001’deki MGK’da o olay yaşandı. Asıl neden ECEVİT’in bu isteğiydi.” dediği ileri sürülmektedir.

Öncelikle şu hususa dikkat çekmek isterim ki, sayın Ahmet Necdet Sezer aradan geçen yaklaşık 17 yıl süresince bu konuda tek bir söz bile söylememişken, neden bugün.. ECEVİT’in ölümünün 11. yılına rastlayan tarihte böyle bir açıklama yapma ihtiyacını hissetmiştir?

Bülent ECEVİT’in, 12 Eylül faşist cuntasına bile kafa tutmuş, demokrasi dışı her türlü sisteme kaşı gelmiş bir siyasetçi olarak ve ayrıca güçler ayrılığı ilkesine koşulsuz bağlılığını toplumda ispatlamış bir devlet adamı sıfatıyla bağımsız yargı organlarına yönelik böyle bir istekte bulunduğunun iddia edilmesi asla kabul edilemez.

Onbir yıl önce yaşama veda etmiş ve söylenenlere karşı yanıt veremeyecek olan birine yönelik ortaya atılan bu iddia, kelimenin tam anlamıyla bir İFTİRADIR ve bunu ortaya atanın ispat yükümlülüğü vardır.

Bugün ülkede yaşanan olumsuzlukların toplum tarafından değerlendirilmesinde çıkış yolu olarak Demokratik Sol politikalara yönelme ve çareyi DSP iktidarında görme arayışına engel olmak için yapılan bu haberlerin, kendilerini Cumhuriyet rejimi ve Atatürk ilkelerine sadakat düzleminde tanımlayan mekanizmalarca kamuoyuna servis edilmesi ayrıca dikkate alınması gereken ilginç bir husustur.

ECEVİT, 17 yıl önce bugünkü durumu öngördüğü için Fazilet Partisi’nin kapatılmaması yönündeki hassasiyetini ortaya koymuş ve inandığı demokrasi değerleri adına bir girişimde bulunmuş ise de Yüksek Yargı Üyelerine yönelik bir “telkin talebinde bulunduğu”  iddiası, bunu ortaya sürenler adına sadece akıl tutulması olarak izah edilebilir.

“Keyfi olarak” parti kapatmaya karşı yapılan bu girişim hangi parti ile ilgili olursa olsun, böyle bir talep özünde demokrasiye olan inancın bir tezahürüdür.

Eğer, ECEVİT’in yaptığı bir “hata”dan söz edilecekse üzerinde konuşulması gereken asıl konu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandık başına gitmeyip, vatandaşlık görevini dahi yerine getirmeyen sözde demokrat görünen, siyasetin tozunu yutmamış birisini Cumhurbaşkanlığına aday gösterip seçtirmesi olmalıdır.“”

AKSAKAL: “Ecevit’in Milliyetçiliğini Tartmaya Sizin Terazileriniz Yetmez!”

DSP Genel Başkanı Sayın Önder AKSAKAL, Cumhurbaşkanı Tayyip ERDOĞAN’ın önceki gün yaptığı bir konuşmada Bülent ECEVİT’i hedef alarak söylediği “Bunlar Amerikan Başkanı’nın karşısında el pençe divan duruyorlardı, artık o dönemler yok, dik duruş bizim için önemli.” sözlerine cevap verdi.

“Siyaset, kişilerin değil halkın ve devletin çıkarları için yapılır.” diyen AKSAKAL sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Cumhurbaşkanı son günlerde iyiden iyiye kontrolünü kaybetti. Zira bir gün önce söylediği bir gün sonrakini tutmuyor. Bütün dünyayla kavgalı bir duruma gelmiş olan sayın ERDOĞAN, yaşadığı travmanın etkisi altında kime ne dediğinin farkında değil. Öncelikle şunu hatırlatmak isterim ki, sayın Kılıçdaroğlu üzerinden geliştirmeye çalıştığı gerilim politikalarına ECEVİT’i alet etmeye kalkması kelimenin tam anlamıyla tükenmişliğin tezahürüdür. Zira ECEVİT, sayın Cumhurbaşkanı’nın hedefindeki partinin değil Demokratik Sol Parti’nin Genel Başkanıydı. Ayrıca sayın ERDOĞAN, hangi dönemini değerlendirirse değerlendirsin  bu ülkede ECEVİT’in milliyetçiliğini sorgulayabilecek en son kişi olduğunun bile farkında değil.

Adama sorarlar; 1999 yılında AB görüşmelerinde Kıbrıs meselesini ön şart olarak sürenlere restini çeken ve onları gece yarısı Ankara’ya gelip özür dilemek durumunda bırakan ECEVİT mi, yoksa “Yes be annem” sloganlarıyla KKTC’yi bugünkü aczin içine düşüren, Ege’deki Türk adalarına Yunan bayrağı çekilmesine karşı gıkını çıkaramayan siz mi dik duramamış?

Irak’ta 1,5 milyon müslüman’ın ölümüne yol açan bir iktidarın başı sıfatıyla siz mi, yoksa yaşamını feda edercesine bu saldırıya karşı duran ECEVİT mi dik duramamış?

Suriye sınırları içinde Türk toprağı olarak kabul edilmiş yerden Süleyman Şah’ın sandukasını gece yarısı apar topar kaçıran iktidarın başı olarak siz mi, yoksa bugün paçanızı kaptırdığınız terör örgütünün elebaşını adalete teslim eden ECEVİT mi dik duramamış?

ECEVİT’in 70’li yıllardaki zaferlerini, Kıbrıs Barış Harekâtını, Haşhaş ekimi yasağını, Ege kıta sahanlığı konularını hatırlatmaya gerek bile duymuyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı yorulmuş, bitkin ve kontrolü kaybetmiş bir görüntü sergiliyor.

Kendilerine tavsiyem şudur: Türkiye’nin gündemini karartma adına kiminle çatışırsanız çatışın. Ama iş ECEVİT’in milliyetçiliği konusuna gelirse bunu tartmaya sizin terazileriniz yetmez! Bunu da böyle bilin.

DSP Lideri AKSAKAL Demokrat Parti’yi Ziyaret Etti.

 

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, Parlamento dışında bırakılan partileri ziyaret programının ikinci durağı Demokrat Parti’deydi.

AKSAKAL’ı Demokrat Parti Genel Merkezinde Genel Başkan Gültekin UYSAL, Genel İdare Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Dursun AKDEMİR, Ahmet UYANIK ve Muhammet KELLECİ karşıladılar.

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL konuşmasında şunları söyledi:

“Türkiye 16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen Anayasa Referandumu sonrası yeni bir sürece girmiştir. Söz konusu değişikliklerin yasal düzenlemeleri yani Uyum Yasaları 6 ay içerisinde çıkarılması zorunlu iken, bugün dahil henüz bu konularda ne olacağı hususu belli değildir. Esasen iktidar partisi milletvekillerinin dahi bunlardan haberdar olduklarını zannetmiyorum. Oysa gerek Seçim Yasalarında, gerek Siyasi Partiler Yasasında önemli ölçüde değişiklik yapılması gerekiyor. Biz Demokratik Sol Parti olarak toplumun bir oldu-bitti ile karşı karşıya kalacağını düşünüyoruz. Meclis İç Tüzüğünde yapılan değişiklikler sonucunda milletvekillerinin bile bu konuları detaylarıyla tartışabilmelerinin önü kapatılmıştır. O zaman parlamento dışında bırakılan partiler olarak bir diyalog zemini oluşturup, olası tehlike ve sıkıntıları halka aktarmak ve toplumun haberdar olmasını sağlamak zorundayız. Geçmişte devleti yönetmiş ve gelenekleri olan siyasi partiler olarak bu konuda sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum.”

15 Eylül’de DSP Başkanlık Kurulu’nun yayınladığı bildirinin içeriğini ve gerekçelerini dosya halinde DP Genel Başkanı Gültekin UYSAL’a veren AKSAKAL, Seçim Barajının kaldırılması, Siyasi Partiler arası seçim ittifaklarının yasallaştırılması, Cumhurbaşkanı Adayı belirleme yönteminin seçmen iradesini tahakküm altına almasına ve tercihlerinin alenileştirilmesine sebep olmayacak şekilde belirlenmesi, Siyasi Partilere yapılan hazine yardımına, seçimlere katılma yeterliliğine sahip tüm partilerin dahil edilmesi konularının mutlaka gözetilmesini istediklerini belirtti.

AKSAKAL konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Önümüzde hem yerel yönetim seçimleri hem de milletvekili genel seçimleri var. Eğer yasal düzenlemeler yapılmazsa özellikle yerel yönetim seçimlerinde parlamento dışındaki partilerin belirlenecek ilkeler çerçevesinde bir seçim ittifakı çalışması yapmasını önemsiyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de her siyasi partinin mutlaka kendi adayını çıkarması, seçimin ikinci tura kalmasıyla, bugün dayatılan anti demokratik sistemin yeniden normalleşmesine katkı koyacak bir aday etrafında toplanılması gerektiğine inanıyoruz.” dedi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin UYSAL’da ziyaretten duydukları memnuniyeti belirterek, FETÖ ‘nün 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye’de devlet geleneğinin, kurum ve kuruluşların büyük bir sarsıntı yaşadığını, ülkemizde yeniden milli mutabakat siyaseti diyebileceğimiz bir siyaseti benimseyerek, bu çerçevede buluşmanın milletimiz ve devletimiz adına önemli olduğu kanaati içindeyiz bu diyalog zemininin oluşturulmasını ve geliştirilmesini önemsediklerini belirtti.

Demokrat Parti ziyaretinde AKSAKAL’a Genel Başkan Yardımcıları Dr. Hasan ERÇELEBİ ve Hasan UĞURTÜRK eşlik ettiler.

DSP Lideri AKSAKAL Saadet Partisini Ziyaret Etti.

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Önder AKSAKAL, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile görüştü.

AKSAKAL görüşmede, DSP Başkanlık Kurulunca yayınlanan ve kamuoyuyla da paylaşılan bazı kaygıların yer aldığı bildiri çerçevesinde bir ortak tavır platformunun gerekliliğine vurgu yaparak bu görüşlerini SP Genel Başkanı Temel KARAMOLLAOĞLU ile paylaştı.

“16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen ve sonuçları itibariyle toplumun soru işaretiyle baktığı bir referandum süreci yaşadık. Bu referandumla T.C. Anayasası bizce köklü bir değişikliğe uğradı. Bu değişiklikler aynı zamanda devlet düzeninin de baştan aşağıya yenileneceğini ve yerleşik teamüllerin yerini farklı biçimde oluşabilecek bireysel iradelere teslim edilebileceğini bize göstermektedir. Uyum yasalarının çıkarılacağı dönem itibariyle uygar toplumlar mertebesine erişebilmemiz ancak demokratik ve katılımcı siyasetin önünü açmakla mümkün olacaktır. Aksi takdirde bu Anayasa ile Türkiye, bir teokratik düzen arzusunda olabilecek yöneticilerin elinde sonu belli olmayan bir yola girecektir.

Geçmişte devlet yönetiminde yer almış ancak bugün Parlamento dışında bırakılan partiler olarak gerçekçi ve etkin bir karar oluşturmak durumundayız. Ülkemiz karanlık günlerin arifesindedir. Bu badirelerle tüm kesimlerin, iktidarıyla-muhalefetiyle hepimizin sorumluluk üstlenebilmesiyle ancak baş edebiliriz. Bu konuda iktidara kararlılığımızı hissettirmeliyiz ve genel olarak da çaresiz bekleyen topluma da bir güven verebilmeliyiz.” diyen AKSAKAL parlamento dışı partiler arası diyaloğun önemine vurgu yaparak bu konudaki görüşlerini daha önce devlet yönetiminde yer almış diğer partilerle de paylaşacaklarını ifade ederek, DSP Başkanlık Kurulunca 15 Eylül 2017 tarihinde yayınlanan bildiri kapsamındaki dosyayı KARAMOLLAOĞLU’na verdi.

Görüşmede SP Genel Başkanı Temel KARAMOLLAOĞLU ziyaretten duyduğu memnuniyeti belirttikten sonra, aynı kaygıları kendilerinin de taşıdığını, toplumun ciddi bir kamplaşma ortamına sürüklendiğini, kendini ifade edemeyen kesimlerin bu ihtiyacı sokak olaylarında ya da başka yasa dışı yöntemleriyle karşılamak durumunda kalabileceğini söyledi. KARAMOLLAOĞLU şöyle devam etti:

“Referandum sonrası oluşan yeni Anayasal düzen çerçevesinde bazı kaygıları biz de taşıyoruz. Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasaları ve Cumhurbaşkanı adayı belirleme yöntemlerinde halkın iradesinin tecellisi önemlidir. Ama görüyoruz ki devlet idaresi sadece bir kişinin isteğiyle gerçekleşiyor, daha sonra yanlış olduğu anlaşıldığında yine bir kişinin iradesiyle düzeltiliyor. Bunun sonucunda Türkiye zarar görüyor. Aynı zamanda tüm konularda sorumluluk sadece bir kişinin omuzlarında kalıyor. Bu doğru değil.” dedi. SP Genel Başkanı KARAMOLLAOĞLU daha sonra Uyum Yasaları konusunda hazırladıkları çalışmaların sona geldiğini, bir hafta içinde bunların tamamlanarak meclisteki partilere ve geçmişte devlet yönetmiş partilerin Genel Başkanlarına da sunacaklarını belirterek bu çalışmaları kapsayan bir dosyayı DSP Genel Başkanı AKSAKAL’a verdi.

Ziyarette AKSAKAL’a DSP Genel Başkan Yardımcıları Dr. Hasan ERÇELEBİ ile Hasan UĞURTÜRK eşlik ettiler.

 

DSP Lideri AKSAKAL : “Çürük Teneke Lehim Tutmaz!”

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, DSP Batı Karadeniz  Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısına katılmak üzere gittiği Zonguldak İl Başkanlığı’nda bir basın toplantısı düzenledi.

AKSAKAL basın açıklamasında şunları söyledi:

Değerli basın mensupları,

Demokratik Sol Parti emeği en yüce değer olarak siyasetine ilke edinmiş ve tüm politikalarını bu temelde kurgulamış bir parti olarak çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir.

Ülkemiz her geçen gün artan bir ivmeyle kan kaybetmeye devam ediyor.

Devletin başındakiler ise bir taraftan Cumhurbaşkanı, diğer taraftan Başbakan her gün bir gerekçeyle sürekli konuşuyorlar.

Bölgemizde sözde bağımsız bir devlet yapılanması içinde olduğunu hiçbir dönemde saklamamış bir aşiret ağası uluslararası platformlarda Türkiye’den daha etkin bir rol gösterisi içinde.

Kuzey Irak’ta sözde bağımsızlık için referandum yapan bu peşmerge başına karşı koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti parmak sallayarak, yaptırım tehditleri savurarak tepki veremez.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başındaki kişi “bir gece ansızın gelebiliriz” diyemez, bir gece geldiğini görürler.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başındaki kişi “vana bizim elimizde kapatırsam aç kalırsınız” diyemez, derhal kapatır.

Biz BÜLENT ECEVİT’in  talebeleri olarak bunu böyle biliriz!

1974’de Kıbrıs’ta, Ege Kıta Sahanlığında, Haşhaş ekim yasağında bunu bütün dünya gördü.

1999 yılında, AB üyeliği görüşmelerinde cümle âlem şahittir, gece yarılarında Türkiye Cumhuriyeti devletinin ayağına kadar geldiler.

“Hükümetimiz, Yunanistan ile sorunlarımızın barışçıl yollardan çözümü konusunda gerekli siyasal iradeyi taşımakta ve bu yönde elinden gelen çabayı göstermektedir.Ancak bu sorunların çözümünün Avrupa Birliği’ne üyeliğe hazırlık müzakerelerimizin başlatılması için bir ön koşul olarak öne sürülmesini de kabul etmemiz söz konusu değildir.” diyerek onurlu duruşunu ortaya koyan ECEVİT, bu tavrından sonra “AB Konseyi Ortak Dış Politika ve Güvenlik Politikası’ndan Sorumlu Başkan Yardımcısı Solana, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Verheugen, Solana’nın Özel Müdürü Navarro, Finlandiya Dışişleri Bakanlığı Siyasal Direktörü Blomberg ve Avrupa’dan Sorumlu Uzman Halonen, diğer çalışma arkadaşları ile birlikte bizi ziyaret etmek ve kutlama için gece uçakla Ankara’ya geldiler ve en yetkili ağızlardan Türkiye’nin eşit koşullar altında aday olduğunu, bu eşitliğe tam uyum sağlanacağını belirttiler.” demişti.

İşte bizim bildiğimiz devlet adamlığı ve gerçek milliyetçilik budur. Aynı duruşu bugünkü yöneticilerin de göstermesini beklemek en doğal hakkımızdır.

Değerli basın mensupları,

Yaşadığımız süreç ve içinde bulunduğumuz manzarada üzülerek belirtmeliyim ki Türkiye olarak herhangi bir etki gücümüz yoktur. 15 yıl önce göreve getirildiklerinde bu sürecin yaşanacağını ve bugün mukadder görünen sonuçların gerçekleşeceğini bilerek misyon üstlenen AKP hükümeti ve iradesinin yaptığı şey sadece halkın gazını almak, olası tansiyonu kontrol etmek ve bu milleti sonuca razı olur hale getirmektir.

Demokratik Sol Parti olarak bunu asla kabul edemeyiz. Sadece biz değil, Türk halkı da böyle bir gidişe razı olmayacaktır.

Ama ne garip tecellidir ki, bu konularda ortalığı ayağa kaldırması beklenen parlamentodaki muhalefet partileri Allah’a emanet!

Ana muhalefet partisi CHP kendi derdine düşmüş, kongre panayırlarında delege pazarlıklarıyla meşgul.

Parlamentoda biliyorsunuz bir de “dibek dövenin hınk deyicisi” bir parti daha var. Kendi içinde paramparça vaziyette AKP’ye tam olarak entegre olmuş, güneşe ateş taşırmış.. buzdan ateş yakarmış..Milliyetçi Hezimet Partisi”.  Beş bin elemanı varmış savaşacak.. dedim ya milli hezimet.

Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Bu ülkenin, bu devletin şanlı ordusu bitmiş yok olmuş da senin çapulcularına mı kaldı Türkiye Cumhuriyeti!

Millet kan ağlıyor. Ekonomi dibe vurmuş, vatandaş her gün zam yağmuru altında inim inim inliyor.

Memleketin kaynakları yandaş holdinglere peşkeş çekilmiş, döviz almış başını gitmiş, mazot neredeyse 5 lira olmuş, ahali perişan, koyun can derdinde kasap et derdinde.

Hukuk bitmiş, adalet tükenmiş!

Genel Seçimlerde 23 milyon seçmenin iradesiyle Başbakan olanı bir kalemde silerek yok eden zihniyet, aynı şekilde İstanbul’da 4 milyon oyla seçilen Belediye Başkanı’nı siyaset çöplüğüne atıyor. İşin garip tarafı bu muameleye muhatap olanlar da tüm basiretsizlikleriyle bu adaletsizliklere, bu hukuksuzluklara sessiz kalabiliyor.

Bu böyle gidemez!

Değerli basın mensupları,

Türkiye ve bu millet sahipsiz değildir. Demokratik Sol Parti halkın sığınabileceği en güvenli limandır. Bunu herkes bilmelidir.

Gün gelecek, devran dönecek. Bizden teslim aldığınız kutsal emaneti.. Türkiye Cumhuriyeti devletini tekrar bize teslim edeceksiniz. Bundan kaçışınız yok, başka çareniz de yok.

Sizin de sığınabileceğiniz tek liman DSP’dir.

Şimdilerde sözde yeni parti organizasyonlarıyla, yılgınlık içerisine düşürdükleri vatandaşları bir yere yönlendirmeye çalışan bazı kesimler, bazı medya organları var. Kerameti kendinden menkul kamuoyu araştırmacıları var. Hangi kesimlerce beslendikleri bizce malûm olan bu yapılar ancak ve ancak kurgulanan bölgesel projelerin besleyici unsurları olabilirler.

Eksiden yeni olmaz!

Bu güzel ülkenin bugünkü badirelerle yüz yüze kalmasına sebep olan ve hâlâ siyasete don biçmeye çalışansiyaset baronları” da iyice bellesinler ki; ne kadar uğraşırsanız uğraşın, miadı dolmuş, kredisi tükenmiş, siyasi omurgaları yamuk, kişisel ikbal esiri eskilerin oluşturacağı sözde yeni yapıları ne kadar parlatmaya çalışırsanız çalışın, çürük teneke lehim tutmaz!

Kurtuluşun tek adresi Demokratik Sol Parti’dir.

DSP Lideri AKSAKAL: “TEOG Sınavı İcat Edildiğinde Başbakan Sizdiniz!”

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, Cumurbaşkanı Tayyip ERDOĞAN’ın bir televizyon kanalında yaptığı söyleşide TEOG sınavına dair açıklamaları üzerine hatırlatma yaptı. AKSAKAL şunları söyledi:

“Sayın Cumhurbaşkanı bir televizyon söyleşisinde TEOG sınavının gereksiz olduğundan bahisle, “Ben TEOG olayını istemiyorum ve bunu da artık yanlış buluyorum. TEOG’un kaldırılması lazım. Biz TEOG’la mı geldik?”  dediler.

Belki danışmanları bu sınavların 2013-2014 öğretim yılında ve halen AK Parti hükümetinde Bakanlık görevini sürdüren sayın Nabi Avcı döneminde başlatıldığını, o dönem kendilerinin de bu ülkenin Başbakanı olduğunu söylememiş olabilirler.

Önemli olan TEOG sınavı değil, eşit koşullarda ve yandaşlara cevapları önceden verilmeyen sınavların yapılabilmesidir.”

DSP Lideri GİRESUN’da Konuştu: “Türkiye Bir Partinin Tökezlemesiyle Yıkılacak Devlet Değildir!”

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL, partinin Doğu Karadeniz Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı öncesinde Giresun İl Başkanlığında bir basın toplantısı düzenledi.

AKSAKAL basın açıklamasında şunları söyledi:

Değerli basın mensupları,

Demokratik Sol Parti Doğu Karadeniz İl Başkanları Toplantısı sebebiyle bugün Giresun’da sizlerle birlikteyiz.

Sözlerime başlamadan önce geçtiğimiz gün rahatsızlığı sebebiyle genç yaşta hayata veda eden AK Parti Giresun İl Başkanı Hasan Ali Tütüncü beye Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Türkiye kan kaybetmeye devam ediyor.

Bir misyon gereği iş başına getirilen AKP iktidarının da, 15 yılda ülkeyi içine düşürdüğü sıkıntılı ortamdan kurtarabilecek iradesi ve enerjisi tükendiğinden savrulmaya başlamış olduğu görünüyor.

Son günlerde AKP Genel Başkanı sayın Tayyip ERDOĞAN’ın konuşmalarından edindiğimiz izlenime göre; metal yorgunu olmuş bir yapı, halka tepeden bakan bazı yöneticiler, bulunduğu konumu kendisi ve yakın çevresinin ikbali uğruna kullanan kadrolar, yolsuzluk ve usulsüzlüklere bulaşmış parti mensuplarının varlığı artık bir gerçek.

Şimdi bu tanıma uyanları candan da olabilir, yandan da olabilir, kim olursa olsun derdest edip temizleyeceklerini söylüyorlar. Sayın ERDOĞAN, ”Türkiye’nin kaderi ile AK Parti’nin kaderi bütünleşmiştir. Biz tökezlersek Türkiye’nin de sıkıntıya düşeceğini hep beraber gördük.” diye de bir uyarıda bulunmayı da ihmal etmiyor.

Evet.. AKP Türkiye’nin kaderinde yer almıştır ama unutulmasın ki bu millet nice iktidarlar görmüştür. Tökezlemiş.. yıkılmış.. yok olmuş! Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti dimdik ayakta kalmayı sürdürmüştür. Bu devlet bir partinin tökezlemesiyle yıkılacak kadar zayıf ve basiretsiz bir devlet değildir! Önce herkes bunun bilincine varmalıdır.

Tökezlemeleri konusundaki kaygılarına gelince.. elbette tökezleyeceksiniz!

Kendi ağzınızla itiraf ediyorsunuz. İçinizde konumunu kendi çıkarı için kullananlar, halka tepeden bakan, demokrasiyi ve adaleti yok sayan, sadece kendi dünyalıklarını değil yedi sülalesinin geleceğini garantiye alan mensuplarınız var. Allah’ın adaleti bir gün bunların yakasına yapışacak ve tökezleyeceksiniz.

İlk şamarı da çiftçilerimizden, Karadeniz’den, Fındık üreticisinden yiyeceksiniz.

Siz iktidara geldiğinizde 19 kilo fındıkla bir çeyrek altın alabilen çiftçi, bugün bunun için 30 kilo fındık satmak zorundadır.

Devleti DSP’den teslim aldığınızda mazot 1,24 liraydı, bugün neredeyse 5,00 lira!

Kuldan utanmıyorsanız Allahtan korkun!

Ama bilin ki, Fındık üreticisi de elbette seçimlerde gereğini yapacaktır.

Değerli basın mensupları,

AKP iktidarı, sayın Genel Başkanları’nın da itiraf etmek zorunda kaldığı gibi müthiş bir sıkıntının içinde debeleniyor. Önümüzde yerel ve genel seçimler ile Cumhurbaşkanlığı seçimi var.

Anayasa’yı da değiştirseler, uyum yasalarıyla sadece kendi iktidarlarını sağlamlaştıracak yöntemler de geliştirseler artık tünelin ucu görünmüştür.

Zira kendi partilerinde sözde yenilenme adı altında yaptıkları değişikliklerden mağdur olanlar, yapılanların birlikte yapıldığını söyleyerek tek tek ifşa edecekler ve halk bunların gerçek yüzlerini yakında tüm çıplaklığıyla görecektir.

Nasıl ki 17/25 Aralık sürecinde birbirlerinin kirli çamaşırlarını ortaya döktülerse, yarında aynı şekilde “beni yakanı ben de yakarım” zihniyetiyle birçok olay günyüzüne çıkacaktır.

Amerika adaleti Rıza Sarraf’dan sonra şimdi de eski bakan Zafer Çağlayan hakkında da dava açtı. Bu pilav daha çok su kaldırır.

Bakın şimdiden bunun önlemini almaya çalışma gayretleri var.

Ne diyorlar? “Değişimi gerçekleştirirken, küskünler ordusu oluşturulmasına fırsat vermeyeceğiz.”

 Peki ne yapacaksınız? Yolsuzluğa, usulsüzlüğe bulaşmış olanları, vatandaşa racon kesenleri hem görevinden uzaklaştıracak hem de yeni bir KHK ile onları koruma altına mı alacaksınız?

Peki bunu halk yutar mı? Elbette yutmayacak. Kaygılanmakta haklısınız, zira bu tökezleme bir kartopu yuvarlanması şeklinde başladı, yakında çığ’a dönüşecek!

Değerli basın mensupları,

Hepinizin bildiği gibi normal takvimi itibariyle 2019 yılında seçimler yapılacak. Mart ayında Yerel Yönetim Seçimleri, asım ayında da Parlamento ve Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak.

Gerek iktidar partisi, gerekse parlamentodaki muhalefet partileri İki adaylı Cumhurbaşkanı seçiminin ortamını yaratmaya çalışıyorlar.

MHP zaten teslim bayrağını çekmiş ve iktidarın dümen suyuna girmiş vaziyette.

HDP ise, siyasetlerinin temelinde yatan bölgesel özerklik ve ileri aşamada sözde bağımsız bir devlet olma hayallerini besleyen gizli vaatlerle sessizce kenarda bekletiliyor.

CHP ise, toplumun üzerinde fikir birliği oluşturabileceği, ağırlıklı olarak merkez sağ tandanslı bir aday arayışında olduğunu zaten açık açık söylüyor.

Bunun anlamı şu: Türkiye’yi iki partili bir sisteme doğru evriltmek ve dolayısıyla 2019 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimini mevcut Cumhurbaşkanı’nın kazanmasının yolunu açmak.

Demokratik Sol Parti olarak bu stratejiyi reddediyoruz.

Seçimlere katılacak her partinin Cumhurbaşkanı adayı çıkarması ülkenin geleceği açısından elzemdir. Zira artık devleti Cumhurbaşkanı’nın kuracağı hükümetler yönetecek.

Ekonomi politikası olmayan, siyasi temelden yoksun birinin salt tanınıyor gerekçesiyle ortak aday gösterilmesi toplum tarafından kabul görmeyecektir. Biz bu konuda tecrübeliyiz. Hükümet olduğumuz dönemde koalisyon ortaklarımızla birlikte siyaset geçmişi olmayan, sadece Anayasa Mahkemesi Başkanı sıfatlı birisini Cumhurbaşkanı seçtirmekle ne denli yanlış yapıldığını yaşadık ve gördük.

Şimdi Demokratik Sol Parti olarak tüm örgütlerimizle seçimlere yönelik çalışmalarımızı başlattık ve bölge bölge sürdürüyoruz. Gerek Parlamento seçimlerine, gerek Yerel Yönetim seçimlerine, gerekse Cumhurbaşkanlığı seçimine kendi adaylarımızla katılacağımızı, ülkenin içine düşürüldüğü zor durumdan çıkarılması konusunda tüm gayretimizi ortaya koyacağımızı Giresun’dan bir kez daha belirtmek istiyorum.