Genel Başkanımızdan Haberler

AKSAKAL: “Kıbrıs, Türkiye İçin Vazgeçilmez Bir Vatan Parçasıdır!”

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 44. yılı sebebiyle bir mesaj yayınladı. AKSAKAL,  “Başta ‘kardeş’ devlet Azerbaycan olmak üzere tüm ‘dost ve müttefik’ ülkelerin KKTC’nin bağımsızlığını tanımalarının zamanı gelmiştir.” diyerek şunları söyledi:

“Kıbrıs Barış Harekâtının ve Kıbrıslı soydaşlarımızın özgürlüklerine kavuşturulmasının 44. yılında, kalıcı ve hakça çözümün yanında yer almak istemeyen Rum tarafı politikalarına sempatiyle yaklaşan bir KKTC yönetiminin bugün görevde olması en önemli talihsizliktir.

               Türkiye, Kıbrıs Barış Harekâtı ile adada iki ayrı milletin de geleceğini güvence altına almayı hedeflemiş, sadece Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için bu idealini de 1974’de gerçekleştirmiştir.

               Bugün geldiğimiz noktada mevcut KKTC Cumhurbaşkanı’nın adadan Türk askerinin çekilmesi ile Türkiye’nin tek taraflı müdahale ve garantörlük haklarından vazgeçmesini beklemesi kelimenin tam anlamıyla abesle iştigaldir

               Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki hassasiyetini anlamakta ve bunu içselleştirmekte zorluk çeken Rum yöneticiler kadar KKTC’yi yönetenlerin de bilmeleri gerekir ki Kıbrıs Türkiye için vazgeçilmez bir vatan parçasıdır!

               Bugün Türkiye hükümetince yapılacak tek iş kalmıştır, başta “kardeş” devlet Azerbaycan olmak üzere tüm “dost ve müttefik” ülkelerin KKTC’nin bağımsızlığını tanımaları konusunda yoğun şekilde bir diplomasi yürütmektir.

               44 yıl önce özgürlüklerine kavuşturulmuş Kıbrıs halkları için en güvenli çözüm karşılıklı ve eşzamanlı olarak birbirlerini tanımalarıdır. Aksi bir strateji Türkiye tarafından asla kabul edilemez.

               Kıbrıs Barış Harekâtı kararını veren hükümetin Başbakanı Bülent ECEVİT’in bölge merkezli dış politika ilkeleri çerçevesinde yıllarca süren sorunlarından arındırılmış olan Kıbrıs adası, kalıcı ve adil bir çözümü ancak Kıbrıs ve Rum halklarının birbirlerini tanımaları ve dost olmaları ile sağlayabilir.

               Bu vesileyle bugüne kadar Kıbrıslı soydaşlarımızın güvenli bir yaşama kavuşmaları uğrunda emek veren başta büyük devlet adamı Bülent ECEVİT, Rauf DENKTAŞ ile bu uğurda şehit düşen asker, mücahit ve sivil yurttaşlarımızı bir kez daha minnetle ve rahmetle yâd ediyor, yaşamını sürdüren tüm gazilerimize sağlıklı bir ömür diliyorum.”

DSP Lideri AKSAKAL, YILDIRIMI Tebrik Etti.

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL, 27. yasama yılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçilen İzmir Milletvekili Binali YILDIRIM’a bir tebrik telgrafı gönderdi. AKSAKAL’ın mesajı şöyle:

Sayın Binali YILDIRIM, TBMM Başkanı, İzmir Milletvekili

Yeni Anayasal sistemde TBMM’nin, halkın ve ülkenin çıkarları aleyhine olacak uygulamaları dikkatle takip edeceğine, bu girişimlere karşı millet iradesinin gerçek gücünü ortaya koyma kararlılığını göstereceğine olan inancımla TBMM Başkanlığına seçilmenizden dolayı sizi tebrik ediyor, başarılı bir dönem dileğiyle saygılarımı sunuyorum.

Önder AKSAKAL, DSP Genel Başkanı

DSP Lideri AKSAKAL: “Madımak Unutturulamaz!”

DSP Genel Başkanı Sayın Önder AKSAKAL, Sivas katliamının 25. yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Madımak’ta yaşanan katliamın ututturulamayacağına dikkat çeken AKSAKAL şunları söyledi :

“25 yıl önce Sivas’ta Madımak Otelinde yaşanan katliamın gerçek sorumluları maalesef günyüzüne çıkarılamamıştır. Pir Sultan Şenliklerinde, söyleşilere katılmak, kitaplarını imzalamak, şarkılarını söylemek için gitmişlerdi Sivas’a. İnsanlık için, kardeşlik duygularını sevgiyle beslemek için oradaydılar.  İnsanlıktan nasibini almamış, gözünü kan bürümüş bir güruhun saldırısında yanarak, boğularak can verdiler. Katilleri azmettirenler ortaya çıkarılmadı. Ama 25 yıl sonra, o günün “yakan”larının siyasi paydaşlarıyla “yanan”ların siyasi paydaşları bir çırpıda kaynaştılar!

DSP Lideri AKSAKAL açıklamasını şöyle sürdürdü :

“Madımak katliamının 25. yılı, yananlarla yakanların ittifakında anılacak. Burada yaşamını yitiren 33 aydınımızı ve 2 otel çalışanımızı saygıyla yâd ediyorum. Tarihi “kaynaşma” sonrasında müttefiklerin anma törenlerine “kol kola” katılmaları durumunda tarih, bu olayı da sayfalarına altın harflerle (!) yazacaktır.”

DSP Genel Başkanı ÖNDER AKSAKAL Ramazan Bayramı Mesajı Yayınladı.

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL Ramazan Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı. AKSAKAL’ın bayram mesajı şöyle:

“Dini bayramlar, islam dünyasının yüzlerce yıldır idrak ettiği ve özünde barışma, kucaklaşma, geçmişin olumsuzluklarını geçmişte bırakma vesilesi olmuş özel günlerdir.

Bayramlar, mutluluğun, sevincin, umudun ve güven duygusunun en üst mertebelere ulaştığı coşkuların paylaşıldığı ortamlardır.

Oysa gerek ülkemizde, gerekse dış dünyada, özellikle islâmı yaşayan medeniyetlerde bu inancın idealinin tersine sürekli kavga, sürekli savaş ve güzellikleri paylaşmakta yaşanan zorlukları hep birlikte ibretle izliyoruz.

Dünya’nın en önemli jeopolitik coğrafyasında bu zorlukları binlerce yıldır yaşayan Türk milleti, tarihin kendine yüklediği misyonla ve tecrübesiyle en kısa zamanda düze çıkmayı başaracaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, yaşamak zorunda bırakıldığımız ACİL SEÇİM ortamında gerçekleşecek Ramazan Bayramının, geleceğimize umut, topluma kardeşlik, insanlarımıza sağlık ve mutluluk, ülkemize barış ve huzur getirmesini dilerim.”

DSP Lideri AKSAKAL’ın “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” Mesajı.

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı. AKSAKAL’ın mesajı şöyle:

“Türk milleti Tam Bağımsızlık idealiyle 99 yıl önce çıktığı yolun bugün geldiği noktasında tam bir geri dönüşün girdabında mücadele ediyor.

Siyaset kurumunun etkin mekanizmaları, her biri ayrı görüntü altında aynı merkezin değirmenine su taşıyor ve asırlık çınar Türkiye Cumhuriyeti’ni içten içe kemiriyorlar.

Memleket ekonomik ve siyasal anlamda yangın yerine döndürülmüşken, devleti yönetenler başkalarının derdiyle uğraşıyor.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kurduğu ve ortaya koyduğu devrimlerle var ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin bu badirelerden kurtuluşunu, laik cumhuriyet ilkeleri ve ATATÜRK devrimleriyle hesabı olanlarla sağlamaya çalışanları da tarih elbette bir gün sorgulayacaktır.

Demokratik Sol Parti,  ATATÜRK’ün izinde yürüme, devletimize, birliğimize ve dirliğimize sahip çıkmaya ilişkin kararlılığı ve azmiyle bize gösterilen çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma görevi ve Tam Bağımsız Türkiye idealini 1919 ruhunun gücüyle mutlaka gerçekleştirecektir.

Cumhuriyetin bekçisi Türk gençliği, üzerine verilen görevin bilincindedir.

Gençler ümidimizdir, gençler bugünümüzdür!

Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, kahraman silah arkadaşlarını ve bugüne kadar vatan toprakları uğruna canını feda eden tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.”

DSP Lideri AKSAKAL: “Filistin Halkının Mücadelesi Kutsaldır!”

DSP Genel Başkanı Sayın Önder AKSAKAL, bugün İsrail tarafından Filistinlilere karşı yapılan saldırıları kınayarak, “Bu saldırılar tam anlamıyla bir katliam görüntüsü sergilemektedir.” dedi. Onlarca Filistinlinin ölümüne ve yüzlercesinin yaralanmasına sebep olan saldırılar için AKSAKAL şunları söyledi:

“İsrail’in bugün gerçekleştirdiği ve 55 Filistinlinin ölümüne, 3 bine yakın insanın yaralanmasına sebep olan saldırılar tam anlamıyla bir katliam görüntüsü sergilemektedir.

Öncelikle bu saldırılarda yaşamını yitiren kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin sekteye uğradığı bir süreçte gündeme getirilen Kudüs’ün başkent olarak ilânı, Müslümanların ve Musevilerin kutsal saydıkları, ortak değerleri olan böyle bir yerde ABD Büyükelçiliği binasının ısrarla açılması açıktan bir tahrik, sadece Filistin halkına değil tüm islâm alemine meydan okumaktır.

Kudüs’te yaşanan bu olay bir insanlık dramıdır, hiçbir gerekçe böyle bir saldırıyı haklı kılamaz.

Türkiye, Filistin halkının haklı mücadelesine olan desteğini daha da somutlaştırarak, basiretsiz bölge devletlerine İsrail’e ve bu devletin hâmisi ABD’ye karşı kararlı bir duruş sergilemelidir. Türkiye ve Filistin halkları kardeştir.

Öncelikle İsrail ve ABD ile bölgesel konulardaki tüm antlaşmalar yeniden gözden geçirilmelidir.

İçi boş beyanlarla sorunu çözmenin mümkün olamayacağı, bilâkis daha da düğümleyeceği bilinmelidir.”

DSP Lideri AKSAKAL’ın “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Mesajı”

 

DSP Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü sebebiyle bir mesaj yayınladı.

AKSAKAL’ın mesajı şöyle:

Emek ve dayanışma günü dünyada 132 yıllık geçmişe sahip, en onurlu mücadele simgelerinin başında gelir.

“Emek en yüce değerdir” ilkesi Demokratik Sol Parti siyasetinin temelini oluşturur.

Sadece işçilerin değil, aynı zamanda köylü, çiftçi, memur tüm çalışanların.. kısacası emeğin sahibi emekçilerin günüdür bugün.

Olması gereken düzeyde bir yaşam biçimine bir türlü kavuşturulmayan emekçi halkımız bir gün mutlaka hak ettiği yaşam biçimine Demokratik Sol politikaların iktidarında kavuşacaktır.

Tüm emekçilerin  Emek ve Dayanışma gününü, işçilerin-emekçilerin 1 Mayıs bayramını kutluyorum.

DSP Lideri AKSAKAL: “Tarih Tekerrür’den İbarettir!”

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL, MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’nin TBMM grup toplantısında yaptığı erken seçim çağrısı üzerine bir değerlendirme yaptı.  “Tarih tekerrürden ibarettir ” diyen AKSAKAL şunları söyledi:

MHP Genel Başkanı  Devlet BAHÇELİ partisinin grup toplantısında tarih vererek erken seçim çağrısında bulunmuştur. Biz Demokratik Sol Parti olarak bu yaklaşıma yabancı değiliz.

16 yıl önce Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ı işgaline izin vermeyen ECEVİT’in ve DSP’nin parlamentodan uzaklaştırılması görevini erken seçim çağrısı yaparak yerine getiren BAHÇELİ, ABD’nin Ortadoğu’da planladığı strateji Suriye’de tıkanınca yeniden bir görev üstlenmiş görünüyor. Demek ki şimdi sıra ERDOĞAN’da.

Tarih tekerrürden ibarettir!

AKSAKAL: “Sarı Öküz Verilmemelidir!”

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL, Suriye topraklarına Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde gerçekleştirilen füze saldırısı üzerine bir açıklama yaptı.

AKSAKAL saldırının asıl amacının emperyalizmin bölgede hakimiyet kurma stratejisinin, yani Büyük Ortadoğu Projesi’nin yeni bir aşaması olduğunu belirterek “Sarı öküz verilmemelidir” dedi. AKSAKAL şunları söyledi:

“Suriye’ye yönelik Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İngiltere organizasyonuyla ve ABD öncülüğünde gerçekleştirilen füze saldırısı asla kabul edilemez!. Yaşanan iç savaş sürecinde Suriye’de uluslararası kriterlere aykırı bir silah kullanımı iddia ediliyorsa bu durum BM eliyle tespit edilmeli ve varsa gereği yapılmalıdır. Yaşanan saldırı bir devlet terörü yöntemidir. Sarı öküz verilmemelidir!

AKSAKAL: “Elin Parasıyla Yapılan Hovardalığın Hikayesidir Bunlar”

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı sayın Önder AKSAKAL Mersin Gazeteciler Cemiyetini ziyaret ederek burada bir basın toplantısı düzenledi. Son günlerde yaşanan cinnet ve cinayet olaylarına ilişkin konular ile, ülkenin içinde bulunduğu sosyo ekonomik sorunlara yönelik değerlendirmelerde bulunan AKSAKAL, “Devleti ve milleti haraca bağladıkları yollardan, köprülerden, havalimanlarından, şehir hastanelerinden bahsediyorlar,  SİHA’lardan, zırhlı araçlardan anlatıyorlar. Üretimdeki düşüşten, tarımdaki tükenişten, sanayideki, turizmdeki gerileyişten, bitirilen hayvancılıktan bahseden yok. Elin parasıyla yapılan hovardalığın hikayesidir bunlar.” dedi.

Polis Haftası nedeniyle de teşkilatın kuruluşunun 173. Yıldönümü itibariyle tüm Polisleri tebrik eden AKSAKAL, vatan savunmasında ve toplumsal düzenin tesisi yolunda yaşamınını yitiren şehitlere Allah’tan rahmet dileyen DSP Genel Başkanı AKSAKAL’ın açıklamaları şöyle:

Saygıdeğer basın mensupları, Hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Öncelikle geçtiğimiz günlerde hunharca bir saldırıya maruz kalarak yaşamlarını yitiren Osmangazi Üniversitesi mensubu yönetici ve akademisyen kardeşlerimize Allahtan rahmet, yakınlarına, Üniversite camiasına ve Türk milletine sabır, metanet ve başsağlığı diliyorum.

Kolay bir hadise değil.

Bugün ülkemizin getirildiği noktanın en çarpıcı sonuçlarından sadece bir örneğidir bu saldırı ve seri cinayet olayı.

Bir cinnet göstergesidir. İnsanlarımızın ruhuna yerleştirilmiş bir intikam duygusunun dışavurumudur.

Bu manzara, “dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz” diyerek yola çıkan sapkın siyasetin eseridir.

İşte her fırsatta anlatmaya çalıştığımız, sonuçları itibariyle tarif etme gayretinde olduğumuz toplumsal çöküşün, kaosun, anarşinin işaret fişeğidir bu cinayet olayı.

Demokrasinin egemen olduğu rejimlerde, özgür ve özerk Üniversite koşullarında, bırakın gerçekleşmesini hayal bile edilemeyecek bu tip olaylar, maalesef bizim gibi egemenliğini siyasi iradelerin insafına bırakmış toplumlarda kaçınılmaz sonuçtur.

Eskişehir-Osmangazi Üniversitesinde gerçekleşen bu menfur saldırının alt yapısı, üzülerek ve altını çizerek belirtmeliyim ki Türkiye’deki bütün Üniversitelerde değişik düzeylerde mevcuttur.

Üniversitelerimiz bilim üreten yuvalar olmak yerine, büyük çoğunluğu adına “intihal” denilen hırsızlama tezlerle kariyer sahibi olmuş sözde akademisyenlerle doldurulmuştur. Hâl böyle olunca, temelsiz, bilgisiz, yetersiz ve kişiliksiz aktörlerin egemenliği altında olan bir yapıdan bilim üretmek değil ancak kin, nefret, fitne ve kaos yaratmaları beklenebilir.

Esasen “Hayatta en hakiki mürşid ilimdir” diyen büyük Atatürk’ün yolundan ayrılanları ve hatta O’nu kıt zekâlarıyla yargılamaya kalkanları ibretle izlediğimiz bu günlerde, yaşadığımız menfur cinayet olayını yaşamak sürpriz olmasa gerektir.

Zira, Laik Cumhuriyet ilkeleri ve bilimin özgür gelişimi yolunda kimseye bağlı olmaması gereken bilim adamlarının, bugün bir “kul” edasıyla siyasi iradenin tahakkümü altında olmayı içlerine sindirmesini anlamakta güçlük çektiğimi ifade etmeliyim.

Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti niteliklerini haiz bir ülkenin Üniversite rektörü kendisini “İslâm alimi” olarak niteleyip Arap şeyhlerinin kıyafetini giyebiliyorsa, bu yaşama öykünebiliyorsa, İslâm alimliği kavramının “Arap” olmayı değil sadece ve sadece “aydın” olmayı gerektirdiğinin farkında olamıyorsa, bu tıynetteki sözde akademisyenlerin yönettiği Üniversitelerden başka ne bekleyebiliriz ki?

Bu yaşanan “seri cinayet” olayı bir başlangıçtır.

Toplum çığırından çıkarılmış, geleceğe dair umutları yok edilmiş ve yaşamsal insicamını kaybetmiştir.

Bütün bu yaşananların sadece Osmangazi Üniversitesi’ne özgü bir olay olarak görülmesi, deyimi yerindeyse tam bir aymazlık olarak adlandırılabilir. Zira diğer Üniversitelerimizde de bu ve buna benzer kamplaşmaların, öğretim elemanları arasında gruplaşmaların, birbirinin ayağını kaydırma olaylarının, kumpas-entrika ve benzerlerinin varlığından hepimiz haberdarız.

Zira biraz önce de değindiğim gibi Üniversitelerimiz bilim yuvası olmaktan çıkarılmış, birer ikbal yuvası haline getirilmiştir.

“Allahtan sağlık, devletten aylık” anlayışının hakim olduğu bir yapı, ister Üniversitede olsun, isterse diğer devlet kurumlarında olsun bundan farklı sonuçlar doğuramaz.

Değerli basın mensupları,

Ülkemizin ve toplumun bugün içerisine düşürüldüğü durumun, devlet yönetimini elinde bulunduran zihniyetin sosyal ve ekonomik politikalarından ayrı düşünülemeyeceği hepimizin malumudur.

Zira insanlar ekonomik olarak refah içerisindeyse, mutlu ise, geleceğe dair kaygıları yoksa, onların içinde kötülük duygusu beslenemez.

Üzülerek belirtmeliyim ki, 16 yıldır işbaşında bulunan AKP zihniyetinin bugün bizi getirdiği nokta burasıdır.

Ekonomik olarak yokluktur, yoksulluktur, umutsuzluktur, kandır, gözyaşıdır,

Ticari olarak yolsuzluktur, hırsızlıktır, kindir, intikamdır, iflastır, intihardır!

Siyasi olarak haksızlıktır, hukuksuzluktur, kanunsuzluktur!

Sadece iç dünyamızda değil, komşu ülkelerle olan ilişkilerimizde huzursuzluktur, hatırsızlıktır, tutarsızlıktır, onursuzluktur, omurgasızlıktır!

Bugün devleti yönetenler ekonomiyi bitirdikleri gibi, ülkeyi de yol geçen hanına çevirmişlerdir.

Cumhurbaşkanı bir taraftan, son Başbakan diğer taraftan işi gücü bıraktılar, il il, ilçe ilçe parti kongrelerine koşuyorlar. Oralara yolluklarını vererek getirdikleri kalabalıkların neyi alkışladıklarını dahi bilmeden yaptıkları tezahüratları karşısında coştukça coşuyorlar.

Ekonominin “şaha kalktığını” anlatıyorlar meselâ.

Anlatırken katrilyon rakamlarını ağızlarından düşmüyorlar. Dersiniz attıkları altı sıfır tamamen anlamını yitirmiş. Sormazlar mı adama “ne oldu.. binlere, milyonlara ağzınız alışamadı değil mi?”

 Lafa geldi mi, “eskiden helâ ücreti 1 milyon liraydı, biz geldik 1 Lira yaptık” demeyi biliyorsunuz! Ama iş algı yaratmaya gelince trilyonlar. Sevsinler sizin “AK”lığınızı!

 Devleti ve milleti haraca bağladıkları yollardan, köprülerden, havalimanlarından, şehir hastanelerinden bahsediyorlar,  SİHA’lardan, zırhlı araçlardan anlatıyorlar.

Üretimdeki düşüşten, tarımdaki tükenişten, sanayideki, turizmdeki gerileyişten, bitirilen hayvancılıktan bahseden yok.

Elin parasıyla yapılan hovardalığın hikayesidir bunlar.

Değerli basın mensupları,

Gemi’nin karaya oturduğunun bunlar da farkındalar.

Güney sınırımızda yaşanan olumsuzlukların müsebbibi olan bu iktidar, artık ulusal güvenlik tehdidine dönüşmüş olan terör yapılanmasını bertaraf edebilmek için yapılan devlet icraatlarını dahi siyasi nemaya çevirme çabasından geri kalmıyor.

Devletin sınır karakolunda Mehmetçiğin eğitim simgelerinden biri olan yaylalar yaylalar türküsünü söyleyenlerin, daha dün birlikte el ele Diyarbakır meydanında terör örgütü PKK sempatizanlarıyla zılgıt çeken kişilik yoksunu, gizli PKK sempatizanıyla tempo tutmasının, vatanı ve milleti için gözünü kırpmadan şehadet şerbeti içenlerin ruhunu inciteceğini, onların ailelerinin yüreklerini burkabileceğini bile düşünemez hale geldiğini ibretle izliyoruz.

Bu manzara bile tam anlamıyla tükenmişliğin tezahürüdür.

Değerli basın mensupları,

Şunu özellikle belirtmeliyim ki; 16 yıldır bu iktidara payandalık eden parlamentodaki muhalefetin de en az onlar kadar sorumluluk sahibi olduğu hususu gözden uzak tutulmamalıdır.

Bu dört parti birbirleriyle kayıkçı kavgası görünümündeki diyaloglarıyla bizleri hem güldürmekte, hem de düşündürmektedir.

Her konuşmasında “anne muhalefete” sözde çatan, ardından da “Allah böyle muhalefeti başımızdan eksik etmesin” diye dua ettiği bir Cumhurbaşkanına sahip olan tek ülke Türkiye’dir!

Türkiye bunlara müstahak değildir!

 2019 yılında Türkiye Cumhuriyeti, devleti ve milletiyle özgün kimliğine mutlaka geri dönmelidir.

Yeniden üreten, kendi kendine yeten bir ülke ekonomisi, yüzü gülen insanların yaşadığı bir Türkiye zor ve uzakta değildir.

Her ne kadar kendilerine adaleti, hukuku, seçim sandığımızı, kısacası namusumuzu teslim ettiğimiz Yüksek Seçim Kurulu’nun da pilot ortak olarak görev üstlendiği anlaşılan sözde Yeni Türkiye yapısına milletimiz günü geldiğinde en güzel cevabı yine sanıkta verecektir.

33 yıllık geçmişi ve üç kez devleti yönetmiş olmanın özgüveniyle de Demokratik Sol Parti bu süreçte üzerindeki misyonun ve sorumluluğunun gereğini mutlaka yerine getirecektir.

Milletvekili seçimleri, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve devamında gerçekleşecek Yerel Yönetim Seçimlerinde hakkın ve halkın iktidarı için kendi adaylarıyla mücadelesini ortaya koyacak, topluma doğruyu seçenek olarak sunacaktır.

Siyaseti kişisel ikballeri için yapanlar dışında kalan tüm yurtseverleri DSP’nin huzuru, özgürlüğü ve bağımsızlığı simgeleyen Akgüvercinli mavi bayrağı altında buluşmaya, bu kötü gidişin önünde güçlü bir set oluşturmaya çağırıyorum.