Genel Başkanımızdan Haberler

Aksakal’dan Yeni Yüzyıl Gazetesi Yazarı Atilla Yayla’nın Yazısına Tekzip

DSP LİDERİ AKSAKAL’DAN

YENİ YÜZYIL GAZETESİ YAZARI ATİLLA YAYLA’NIN

YAZISINA TEKZİP

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Önder Aksakal, Yeni Yüzyıl gazetesi yazarlarından Atilla Yayla tarafından yayımlanan “Solun şiddet sevdası” başlıklı yazıya tepki gösterdi.

Atilla Yayla’ya gönderdiği tekzip yazısında, söz konusu yazıyı “irkilerek ve hayretle okuduğunu” belirten DSP lideri Aksakal, “Tanımlarınızı ve değerlendirmelerinizi bir bilim adamı süzgecinden geçirerek toplumla paylaşmak yerine, bazı kesimlere veya merkezlere yaranmak kaygısıyla yazmış olmanız, ülkemizde adının önünde akademik unvan bulunup da, kendi devletinin teröre karşı mücadelesini ‘katliam’la eşdeğer tutabilenlerin yapmaya çalıştıklarıyla aynı görünümdedir.” ifadelerini kullandı.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ın, 18 Ocak 2016 tarihinde Yeni Yüzyıl gazetesinde Atilla Yayla tarafından yayımlanan “Solun şiddet sevdası” başlkıklı yazıya gönderdiği tekzip yazısı, şu şekilde oldu:

“DSP NE GEÇMİŞTE, NE DE BUGÜN İDDİA ETTİĞİNİZ DÜŞÜNCENİN DESTEKÇİSİ OLMAMIŞTIR”

“Sayın, Prof. Dr. Atilla Yayla, Yeniyüzyıl Gazetesi

18.01.2016 tarihli ‘Solun şiddet sevdası’ başlıklı yazınızı, kelimenin tam anlamıyla hayretle okudum. Bu ‘tez’leriniz karşısında irkildiğimi belirtmek isterim.

Türkiye’de SOL cenahta siyaset yapan Demokratik Sol Parti, ne geçmişinde ne de bugün, sizin iddia ettiğiniz bir düşüncenin destekçisi veya yandaşı olmamıştır.

Aksine, kurucusu Bülent Ecevit Türkiye’de ve dünyada sevginin, barışın, dürüstlüğün, gerçek yurtseverliğin timsali olmuş, kendisine seçimlerde oy vermeyen toplum kesimlerinin bile takdirini almış bir devlet adamıdır.

Tanımlarınızı ve değerlendirmelerinizi bir bilim adamı süzgecinden geçirerek toplumla paylaşmak yerine, bazı kesimlere veya merkezlere yaranmak kaygısıyla yazmış olmanız, ülkemizde adının önünde akademik unvan bulunup da, kendi devletinin teröre karşı mücadelesini “katliam”la eşdeğer tutabilenlerin yapmaya çalıştıklarıyla aynı görünümdedir.

“DSP BÖLÜCÜ TERÖRE KARŞI KARARLI BİR DURUŞ GÖSTERMİŞTİR”

Demokratik Sol Parti siyasi konjonktürde, SOL bir partidir. Sol’un evrensel değerlerini, Türk halkının özgün değerleriyle harmanlamış, milli ve manevi hassasiyetlerini en üst düzeyde tutmak suretiyle ‘Yerli Sol’ tanımını halkıyla paylaşmıştır.

Bu duruşuyla da üç kez devleti yönetme olanağı bulmuştur. Demokratik Sol Parti, bölücü teröre karşı kararlı duruşunu her fırsatta göstermiş, bölücübaşı’nın Suriye’deki ininden

çıkartılarak Türkiye Devletine teslim edilmesi koşullarını yaratmış ve bunu da gerçekleştirmiş bir partidir.

Demokratik Sol Parti’nin Genel Başkanı olarak 07 Ocak 2016 tarihinde Parti Meclisini Diyarbakır’da toplayıp, sözde Kürt sorununun aslında feodal ağaların yarattığı sorun olduğunu, terörü lanetlediğimizi göz ardı etmenizi en hafif deyimiyle ‘aymazlık’ olarak niteliyorum.

Yazınızdaki, ‘Türk solu PKK şiddetinin en büyük destekçisi’ iddianızı şiddetle reddediyorum. Bunu herkesi kapsayacak şekilde yansıtmanız kabul edilemez.

“DSP GENEL BAŞKANI OLARAK BU YAZINIZI TEKZİP EDİYORUM”

Geçmişte, PKK terör örgütünün organizasyonunu sağlamış ve demokrasi tarihimizin kara lekelerinden biri olan 12 Eylül 1980 faşist darbesini gerçekleştiren Cuntacıların, savunuculuğunu yapan biri olarak bu yaklaşımınız olsa olsa, Türkiye Cumhuriyeti’ni ‘eyaletlere bölme’ fikrini ortaya atan darbeci Kenan Evren’i haklı gördüğünüz, ‘İfade özgürlüğü yeterince gelişmediği için herkes cesaret edemiyor. Kenan Evren, bu tür görüşleri dile getirmekte en iyi pozisyonda olan insan. Düşünce hayatımızda yeni bir dönem açıyor, sevindirici bir gelişme.’ dediğiniz günleri akıllara getirir.

Bu yazınızı Demokratik Sol Parti Genel Başkanı olarak TEKZİP ediyorum.

Yazınızda düzeltme yapıp, aynı gazetede, aynı köşede, aynı puntolarla Demokratik Sol Parti’yi bu tanımlamalarınızdan ayrı tuttuğunuzu açıklamadığınız takdirde sizi, toplumu yanıltan, gerçekleri saptıran ve demokrasi dışı güçlere hizmet amacı güden müfteri bir gazeteci olarak ilan edeceğimizi saygıyla bildiririm. Önder Aksakal, DSP Genel Başkanı”

Genel Başkanımız Sn. Önder AKSAKAL’ın Diyarbakır’da yapılan Parti Meclisi Toplantısındaki konuşma metni

Demokratik Sol Parti kurulduğu günden bu güne kadar, ilkelerinden, hedeflerinden sapmadan, topluma yönelik sorumluluklarından kaçmadan, doğruları söylemekten de korkmadan siyaset sahnesindeki varlığını sürdürmektedir.

Bu inanç ve kararlılık Demokratik Solcuların ruhlarında, duygularında ve yüreklerinde bir köz gibi yanmaktadır.

Biz, Türkiye siyasetinin “miladı” diyoruz. Bir darbe yaşandı bu ülkede.. 12 Eylül 1980’de.

Faşist darbenin aktörleri, bir şekilde “peygamber ocağının” başında, kendilerine emanet edilen devleti, milleti ve ülkeyi bugünkü haline mecbur edecek sürecin düğmesine bastılar.

Toplumu önce kendilerine, sonra da kaderlerine razı gelmeye zorladılar.

Direnenleri de copla, işkenceyle, hapishaneyle, faili meçhul cinayetlerle bastırdılar.

Bunların bastıkları topraklar kurudu, “maşallah” dedikleri bir anda kayboldu.

İşte direnenlerden biriydi bu partiyi kuran. Halk için halkın beklentileri doğrultusunda çalışan büyük devlet adamı BÜLENT ECEVİT’ti. Buradan, Diyarbakır’dan selam olsun “Demokrasi Kahramanına” Türkiye’nin Karaoğlanına!

“Toprak işleyenin, su kullananın!” demişti ve bu kararlılığını “Toprak dağılımında adaletsizliğin en yoğun olduğu bölgelerden başlanarak, hakça bir toprak dağılımını sağlayıcı ve toprağın aşırı ufalanmasını önleyici, aynı zamanda tarımda verimi artırıcı bir toprak reformu gerçekleştirilecektir.”

diyerek, Demokratik Sol Parti’nin programına koydu.

Bugün Diyarbakır’dayız. Diyarbakır da çok çekti bunlardan.

Diyarbakır cezaevinin dili olsa da konuşsa.

Nice canlar yitti gitti. “Kahrolsun faşizm, kahrolsun feodalizm, kahrolsun emperyalizm!” dedikleri için.

Ama ne hikmetse, 12 Eylül darbesi bu yurtsever solcuları tasfiye ederken, diğer taraftan bir terör mekanizmasını kurguladı. Türkiye’deki sol siyasetin doğudan batıya, güneyden kuzeye neredeyse tüm unsurlarını sindirdi, eritti ve yok etti. Ama egemen güçlerin Ortadoğu’daki emellerine hizmet edecek bir terör örgütünü de sistemine dahil etti.

Bunlara silah verdi, para verdi, güç verdi. Binlerce vatan evladının yaşamını yitirmesine ortam hazırladı.

Bölgedeki feodal yapının güçlü temsilcileri, büyük toprak ağaları, kendilerine “kul” gördükleri bölge insanının eğitimli olmasını, düşünmesini, yorumlamasını istemediğinden, devletin bölgeye ilişkin yatırımlarını da bu sebeplerle sürekli engellediler.

Kadınlarımız kuluçka makinasına döndürüldüler. Çocuk yaşta gelin edildiler.

Adına “töre” dediler. Karşı geldiklerinde öldürüldüler.

Ağalar ne dedilerse o kanun oldu. Oysa Türkiye SOL’u, batısında da doğusunda da bu kaderi değiştirmek için omuz omuza olmuştu,  darağacında solmuştu, Nurhak’ta, Kızıldere’de vurulmuştu.

Şimdi gelin görün ki; insanımız topraklarından koparılmış, vatanından yurdundan sürülmüş, insan gibi yaşamak dururken bir köle gibi gurbet ellerde per-perişan sefalete mahkumdur.

Terör örgütü, kendisini var eden “efendilerinin” emrinde, onların “böl-parçala-yönet” stratejisine uygun şekilde korku, gözdağı ve şiddet uygulamalarını sürdürmektedir.

Olan da, görüldüğü gibi öncelikle burada yaşayan halka, yani kendi canından-kanından insanlarımıza olmakta.

Siyasetlerini aynı zamanda parlamentoda da temsil etmek adına, efendilerinin medya mekanizmasının desteği ile bir de Parti kurup, topluma “Türkiye’nin Partisi” diye yutturmaya çalıştılar.

Yurtsever, demokrat, solcu, Cumhuriyet’in temel değerlerine gönülden bağlı bir seçmen kitlesini de “kandırarak” parlamentoya girdiler ve bu tiyatroyu sürdürüyorlar.

Buradan tüm yurttaşlarımıza, özellikle Diyarbakır’lılara sesleniyorum;

Kendi vatanını cehenneme çevirenler insan haklarından söz edebilir mi?

Silahlanmanın ve teknolojinin bugün geldiği noktada, kendi sokaklarına hendekler kazıp, sözde direniş adı altında kendi insanını ölüme mahkum edenler için, “zekâları 1389 yıl öncesinde kalmış” denmez de ne denir? (627 yılındaki Hendek Savaşı Hz. Muhammed)

 

“Analar ağlamasın” diyenlerin, aslında “İstediğim olmazsa ananızı ağlatırım”

demesi değil mi bu?

Amaçları açıktır. Bölge insanını yıldırmak, bu toprakların, Irak’ta olduğu gibi başka iradelerin eline geçmesine aracı olmaktır. Tarihte buna benzer dönemleri Türkiye halkı yaşamıştır. Nasıl ki bu coğrafyanın insanları, Kurtuluş Savaşında Fransız işgal güçlerini geri püskürtmeyi becerdiyse, bu gün de aynı amaç uğruna çalışanlara gerekli dersleri vermesini bilir.

Yedi düvele kafa tutmuş bir ecdadın torunlarıyız hepimiz. Kurtuluş Savaşı’nda Doğu ve Güneydoğu illerinden gelip vatan topraklarına şehit düşen

7.314 insanımızın 497’si Diyarbakır’lı.

Buradan, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum.

Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü, yurttaşlarımızın birliği ve kardeşliği uğruna yaşamını feda eden yiğit Emniyet Müdürümüz Gaffar Okkan’ı ve kendisiyle birlikte şehit olan Polislerimizi saygı ve rahmetle anmadan geçmek olmaz. Mekânları cennet olsun.

Değerli arkadaşlar, Olağanüstü Kurultayımızda bir söz söylemiştim;

“Kendilerini Türkiye’nin partisi gibi lanse eden, ancak tüm siyasi söylemlerini bölücübaşının affedilmesine, özgür sözde Kürdistan idealine ve uluslar arası emperyalizmin Ortadoğu bölgesindeki yeni devlet yapılanması stratejisi noktasında tutan bir parti, sol bir parti olabilir mi?” demiştim.

Elbette hayır!

Bunların, ülkenin doğu-güneydoğu bölgesinde yüzlerce yıldır hüküm süren, bu bölgede yaşayan insanları eğitimsiz, fakir ve kul düzleminde tutan baskıcı feodal yapının ortadan kaldırılmasına yönelik bir tek söylemine tanık olanınız var mı? Yok! Bu partinin programında bile bir tek kelime feodalizm yazmaz, toprak reformundan bahsedilmez.

O halde, siyasi yapılanmasını, yine bu bölgedeki toprak ağalarının, şıhların, şeyhlerin, terör örgütünün tahakkümüne ve iradesine teslim etmiş bir parti, ne Türkiye’nin partisidir, ne de bir sol partidir.

Şimdi bu partinin sayın Eşbaşkanları çıkmış, “Özyönetim, özerklik, gerekirse bağımsız devlet..” falan lafları ediyorlar.

İşte Diyarbakır’dayız, buradan sesleniyorum; Sen neyin kafasını yaşıyorsun Selocan!

Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

Eline almışsın bir bağlama, tutturmuşsun bir “Kürt sorunu” türküsü gidiyor.

 

Senin ağaların bu topraklarda yaşayan insanları eğitimsiz bıraksınlar, aç-sefil namerde muhtaç yaşatsınlar, kapısında beslediği köpekten değersiz saysınlar, çocuk yaşında kızları koynuna kadın diye alsınlar, itiraz edeni – direneni “töre” diye vursunlar, devletin yaptığı okulları, hastaneleri yaksınlar, derelerin üstündeki köprüleri yıksınlar, devleti dolandırsınlar, milleti haraca bağlasınlar, sen bunlara karşı çıkıp siyaset yapacağına, kürt sorunu da kürt sorunu..

Evet, bu memlekette bir Kürt sorunu var; O da bu saydığım ağaların yarattığı sorundur!

Bilin ki, bu millet bu sorunun da üstesinden elbette gelecektir.

Vakit geçmeden kendinizi toplayın. Demokrasiye ve hukuka güvenin.

Adalet geç de olsa mutlaka tecelli eder. Beşeri adalet elbette ki beklentimizdir ama, ilahi adaletten kimse kaçamaz.

Bugün yetim bırakılan, anasız-atasız bırakılan sâbilerin ahı kimseye kalmaz.

Bu topraklar üzerinde bin yıldır yaşayan insanlar hiçbir dönemde birbirinin aslını inkar etmemiştir. Kürde Kürt, Türk’e Türk, Çerkeze Çerkez demiştir.

Kimse birbirinin Alevi mi, Sünni mi, Süryani mi olduğunu merak etmemiştir.

O halde bu ihtiras kimin içindir? Herkesi aklı selime çağırıyoruz!

 

Demokratik Sol Parti olarak;

Demokrasi, Laiklik ve Sosyal Hukuk Devleti önceliğimizdir.

Ülkesi ve Milletiyle bölünmezlik, vazgeçilmezimizdir.

Tam bağımsız Türkiye, hedefimiz ve idealimizdir.

Yaşasın bu topraklar üzerinde bin yıldır birlikte olan insanlarımızın kardeşliği!

Evet değerli arkadaşlar;

“Diyarbakır da benim, Edirne de benim.. Kars da senin, Aydın da senin..

Ankara hepimizin, Türkiye hepimizin!” demiştim ve 2016 yılının ilk Parti Meclisini Diyarbakır’da toplayacağımı söylemiştim. Bunu gerçekleştirdik.

 

Partimizin kurucusu BÜLENT ECEVİT, 2002 yılında 57. Hükümet’in Başbakanı olarak, 3 Kasım’da Erken Seçim diye ortalığa düşenlere demişti ki; “Devleti çamurdan çıkardık, önümüzdeki birbuçuk yılda da bunun semeresini ortaya çıkaracağız. Eğer bu yapı bozulursa devlet, ya bölücülerin ya da din tacirlerinin eline geçer.”

Nitekim 14 yıldır bu sarmaldan kurtulmak için çaba sarf ediyoruz.

Demokratik Solcular, yurtseverler var oldukça bunun başarılamayacağını görecekler.

Bugün Diyarbakır’dan mesajımızı verdik, Şubat ayında Parti Meclisimizi Konya’da toplayacağız.

Laikliğin, inançlara saygının güvencesi olduğunu, dinimizi, hurafelerle ve tüccar zihniyetiyle topluma dayatan mekanizmalardan mutlaka kurtaracağımızı, herkesin inancını özgürce, dilediği mekânda yaşayabileceğini, korkuyla değil, Allah sevgisiyle dinimizi yüceltebileceğimizi dünyaya duyuracağız.

Yeni çalışma arkadaşlarıma, çıktığımız bu çetin ve zorlu yolda, üstün mücadele azmi, sarsılmaz bir kararlılık duygusu ve başarılar diliyorum.

Allah yolumuzu açık etsin, allah bu topraklar uğruna canını feda etmiş insanlarımız karşısında mahşer-i huzurda bizleri mahcup etmesin, allah bin yıldır süren kardeşliğimizi, et-tırnak gibi olmuş birliğimizi, dirliğimizi bozmasın.

Genel Başkanımız Aksakal 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü mesajı yayımladı

DSP LİDERİ AKSAKAL:  “GAZETECİLERİN EKONOMİK SORUNLARI  BİR DEVLET PROJESİYLE ÇÖZÜLMELİDİR”

10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü, bu yıl da ülkemizin sıcak ve yoğun gündemi altında kutlanmaktadır. Çalışan gazetecilerin sorunlarının artarak sürdüğü günümüzde, yılların sorunu olan ‘nitelikli eleman istihdamı’ ve gazetecilerin mesleki sorunlarının yanı sıra, sosyal güvencelerinde yaşanan sıkıntılar, maalesef yine devam etmektedir.

10 Ocak 1961’de yürürlüğe giren 212 Sayılı yasa, gazetecilerle ilgili çalışma koşullarına iyileştirmeler getiren özelliği ile yeni bir dönemin de başlangıcı olarak tarihimizdeki yerini almıştır. Ancak, üzerinden geçen 55 yılın sonunda, gazetecilerin yetersiz kalan yasalardan doğan sorunlarının giderilmesi konusunda hala somut adımların atılmayışı da, işin üzücü boyutudur. Gazetecilerin mesleki yıpranmalarından doğan haklarının yeniden gündeme getirilmesi ve çalışan gazetecilerin ekonomik sorunlarının bir devlet projesiyle mutlaka çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Sosyal güvencesi olmadan çalıştırılan birçok gazetecinin olduğu günümüzde, işverenlere de rahat nefes almalarını sağlayacak ve istihdamı özendirecek çalışmaların yapılması da kaçınılmazdır.

Bilindiği üzere gazetecilik, insanlara haber ve bilgi akışı sağlamak gibi çok yönlü çalışmayı gerektiren bir meslektir. Bu onurlu mesleğin sorunlarının giderilmesi günümüz Türkiye’sinde ivedilikle yapılması gereken işlerin başında gelmektedir. ‘Haber ve bilgi akışı’ sağlayan insanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi acilen gerekmektedir.

Öte yandan son dönemde gazetecilere yapılan baskı Türkiye’yi dünyada gazetecileri hapse atan ülke konumuna düşürmüştür. Yaptıkları haberlerden dolayı demir parmaklıklar arkasına gönderilen gazetecilerimiz başta olmak üzere, sadece işlerini yapmalarından ötürü hapislere konulan bütün gazetecilerimizin özgürlüklerine kısa süre içerisinde kavuşmalarını umuyorum.

Gazetecilerin özgür olmadığı, özgürce çalışmalarına imkân verilmediği, düşüncelerin yasaklanıp, sansürlendiği toplumlarda demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Gazetecilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, tüm çalışanlarının sosyal güvenceye kavuşturulması, basın özgürlüğünü kısıtlayan engellerin ortadan kaldırılması ve temel hak ve özgürlüklerin evrensel standartlara kavuşturulması dileğiyle, bütün çalışan gazetecilerin gününü kutluyorum.

Önder AKSAKAL

DSP Genel Başkanı

DSP Genel Başkanlığı’nda Devir Teslim Töreni

DSP Genel Başkanı Masum Türker, 6,5 yıl sürdürdüğü Genel Başkanlık görevini Olağanüstü Kurultay’da DSP Genel Başkanı seçilen Önder Aksakal’a devretti.

Parti genel merkezinde gerçekleşen devir teslim töreninde Türker, DSP’nin yeni Genel Başkanı Önder Aksakal’ı çiçekle karşıladı.

Devir teslim töreninde konuşan Türker, “Güçlü bir gelecek için partilerin kendi içinden lider çıkarması gerekiyor. Demokratik Sol Parti olarak biz kendi içimizden her zaman lider çıkardık ve çıkarmaya devam ediyoruz. Yeni Genel Başkanımız Sayın Önder Aksakal siyasi yasağının bulunduğu 12 yılın 5 yılını cezaevinde geçirmiş, siyasi yasağının kalkmasıyla birlikte partimize önemli katkılar sağlamıştır. 6,5 yıl boyunca Sayın Aksakal ile birlikte çalıştım. Kendisi örgütçü ve organize çalışan bir yapıya sahiptir. İnanıyorum ki partimiz, Genel Başkanımız Önder Aksakal ile birlikte çok daha iyi noktaya gelecektir.” dedi.

DSP Genel Başkanlığı görevini devralan Önder Aksakal, “Türk demokrasisine yakışır bir kurultay gerçekleştirdik. Partimizin değerli delegeleri Genel Başkanlık görevine şahsımı layık görerek, onurların en büyüğünü bana yaşatmıştır. Ulu Önder Atatürk ve merhum Başbakanımız, Genel Başkanımız Bülent Ecevit’ten aldığımız ilhamla vatanın bölünmez bütünlüğünü ve 75 milyon vatandaşımızın hakkını korumak için inançla ve kararlılıkla mücadele edeceğiz. Değerli Genel Başkanımız Masum Türker’e, 6,5 yıl boyunca partimize yapmış olduğu katkılardan dolayı şahsım ve partililerimiz adına teşekkür ediyorum.” dedi.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Masum Türker’e Demokratik Sol Parti’ye katkılarından dolayı plaket takdim etti.

DSP Genel Başkanlığına Önder Aksakal Seçildi

DSP Olağanüstü Kurultayı Tes-İş Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından başlayan kurultayda, Divan Başkanlığına Genel Sekreter Hasan Erçelebi seçildi.

Kurultayın açılış konuşmasını yapan DSP Genel Başkanı Masum Türker, Genel Başkan olarak son 6,5 yıl içinde çok kişiye rozet taktığını belirterek, “Bugün sizin huzurunuza rozetsiz geldim. Çünkü Genel Başkan olarak rozeti hepinizin önünde kalbime takacağım.” dedi.

Türkiye’nin çok zor bir dönemeçten geçtiğini dile getiren Türker, ‘DSP seçime girmesin, oylar bölünmesin’ sözlerine inanmadığını ve bunun demokratik faşizm olduğunu vurguladı.

CHP ile yapılan koalisyon görüşmeleriyle ilgili de Türker, DSP’nin her yerde aday göstermesi ve kurumsal ittifak yapmak amacıyla görüşme yaptıklarını, şu anda Türkiye’yi kurtaracak tek partinin DSP olduğunu söyledi.

Genel Başkanlığı döneminde 135 bin sayfa okuduğunu vurgulayan Türker, bunun 30 bininin mesleğiyle ilgili, 7 bin sayfasının da Anayasa ile ilgili olduğunu söyledi.

Kendisine yönelik yapılan eleştiriler karşısında partisinin sahip çıkmadığını dile getiren Türker, bundan sonra gelecek Genel Başkana sahip çıkılmasını istedi.

Türker’in konuşmasının ardından Divan Başkanı Hasan Erçelebi, verilen süre zarfında Genel Başkan Yardımcısı Önder Aksakal’ın 243, Emrah Konuralp’ın 63 ve Zeki Sezer’in 58 delege tarafından genel başkanlığa aday gösterildiğini açıkladı.

Genel başkanlık seçiminin ilk turunda kayıtlı 636 delegeden 393’ü oy kullandı. Bu turda 2 oy geçersiz sayılırken, Önder Aksakal 235, Emrah Konuralp 95 ve Zeki Sezer ise 61 oy aldı. Bu turda adaylardan hiçbirisi salt çoğunluğa ulaşamadı.

Birinci tur oylamasının sonuçlarının açıklanmasının ardından Zeki Sezer adaylıktan çekildiğine ilişkin dilekçesini Divan’a iletti.

İkinci tur oylamaya 372 delege katıldı. Yine 2 oyun geçersiz sayıldığı bu turda Önder Aksakal 250, Emrah Konuralp ise 120 delegenin oyunu aldı.

Üçüncü tur oylamada 357 delege oy kullanırken, bunların 356’sı geçerli sayıldı. Son turda Emrah Konuralp 109 delegenin oyunu alabilirken, 247 oy alan Önder Aksakal DSP’nin yeni Genel Başkanı seçildi.

Olağanüstü kurultayın sonunda delegelere teşekkür konuşması yapan Aksakal, 2016 yılının DSP’nin ve demokratik solcuların olacağını söyledi.