DUYURULAR

Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK, 24 Haziran 2018 Seçimlerini ve Sonuçlarını Değerlendirdi.

Adalet eski Bakanı ve DSP Parti Meclisi Üyesi Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK, 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı ve TBMM seçimlerinin bir değerlendirmesini yaptı.

“Türkiye yeni Anayasa’nın tümüyle yürürlüğe konmasıyla zor bir döneme, çıkışında ışık görünmeyen bir tünele giriyor. Buradan ne zaman, nasıl çıkılır? Kestirmek kolay değil.” diyen TÜRK, seçimlerin geniş bir değerlendirmesini yaptıktan sonra; “Fakat Anayasa’mızda Türkiye Cumhuriyeti’nin değişmez nitelikleri olarak belirtilen “insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik, sosyal bir hukuk devleti”  ilkelerine sahip çıkmak, onları savunmak ve güçlendirmek, her koşulda görevimizdir.” dedi. Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK’ün değerlendirmeleri şöyle: 

  1. Giriş

24 Haziran 2018 seçimleri, 16 Nisan 2017 halkoylamasından sonra Türkiye’de rejim değişikliği niteliğinde bir dönüşüme yeni bir ivme kazandıracaktır. Bu seçimlerde ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri birlikte yapıldı. Cumhurbaşkanlığı seçimi, ilk kez 600 üyeli yeni Meclis için yapılan milletvekili genel seçimi ile aynı günde gerçekleşti.  Bu, 16 Nisan 2017 halk-oylamasıyla kabul edilen 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (aşağıda kısaca Anayasa Değişikliği Kanunu, 6771 sayılı Kanun) gereğince artık eş zamanlı olarak “beş yılda bir aynı günde” yapılan TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk uygulaması.  Milletvekilleri, daha önce 21 Ekim 2007 halkoylamasıyla kabul edilen 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’la “dört” yıla indirilen seçim dönemi yerine 6771 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik uyarınca yeniden ilk kez “beş yıl”; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, ikinci kez “beş yıl” için seçildi (m. 4 ile değişik AY m. 77/I).

24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimi, TBMM İçtüzüğü gereğince 27. yasama döneminin başlangıcını oluşturuyor (m. 1/I). Bu, 23 Nisan 1920 günü TBMM’nin kuruluşundan bu yana Türk Milletinin vekillerini seçmek için 27. kez sandık başına gitmesi demek.

  1. Cumhurbaşkanı Seçimi

24 Haziran 2018, aynı zamanda 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet’in kurulu-şundan ve Gazi Mustafa Kemal Paşa (Atatürk)’ün TBMM’nce ilk Cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana kişi olarak 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halk tarafından ikinci kez seçildiği gün. İlk kez 10 Ağustos 2014 günü Cumhurbaşkanı seçilen, 28 Ağustos 2014 günü TBMM önünde ant içerek göreve başlayan Erdoğan, beş yıllık görev süresi tamamlanmadan Meclis’in aldığı erken seçim kararı nedeniyle 24 Haziran 2018 günü birlikte yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden seçildi. Bu, O’nun ikinci beş yıllık Cumhurbaşkanlığı dönemi.

10 Ağustos 2014 tarihinde yürürlükte olan Anayasa hükümlerine göre; Cumhurbaşkanlığına TBMM üyeleri içinden veya dışından 20 milletvekilinin yazılı önerisi ile aday gösterilebiliyor ya da en son yapılan milletvekili genel seçiminde oylar toplamı birlikte hesaplandığında “yüzde onu geçen siyasî partiler ortak aday” gösterebiliyordu (5678 sayılı Kanun m. 4 ile değişik AY m. 101/III).   Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 Ağustos 2014 günü Genel Başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti, AKP) milletvekillerince gösterilen aday olarak ilk kez seçilişinde rakipleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından  “ortak aday” gösterilen Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerince aday  gösterilen Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş idi.  Cumhurbaşkanının ilk kez halk tarafından seçildiği 10 Ağustos 2014 seçiminde  Erdoğan, geçerli oyların % 51.79’unu alarak 12. Cumhurbaşkanı seçilmişti. Diğer adaylar İhsanoğlu % 38.44, Demirtaş 9.76 oranında oy almışlardı(1).

24 Haziran 2018 tarihinde yürürlükte olan Anayasa hükümlerine göre; Cumhurbaşkanlığına siyasî parti grupları, en son yapılan genel seçimde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış siyasî partiler ile en az yüzbin seçmen aday gösterebilmektedir (6771 sayılı Kanun m. 7 ile değişik AY m. 101/III).   Siyasî partilerin Meclis’te grup kurabilmesi için zaten “en az yirmi üye” gerektiği için (AY m. 95/II); bu konudaki yeni hüküm, bir ifade değişikliği; siyasî partilerin tek başına veya birlikte aday gösterebilmeleri için en son genel seçimdeki oy oranının “en az yüzde beş” olarak belirlenmesi ise, bir oran değişikliği niteliğindedir. Cumhurbaşkanı seçiminde  adaylık konusunda ilk kez getirilen ve uygulanan  yenilik, “en az yüzbin seçmen” tarafından aday gösterilmedir.

6 adayın katıldığı 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı seçimi için Recep Tayyip Erdoğan AKP, Muharrem İnce CHP, Selahattin Demirtaş HDP Meclis Grubunca aday gösterilirken; İyi Parti (İP) Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Vatan Partisi (VP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, her biri “en az yüzbin seçmen” imzasıyla aday gösterildiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçerli oyların % 52.59’unu alarak kendisinin ikinci dönemi için yeniden seçildi. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçimindeki % 51.79 oranına  göre Erdoğan’ın oyu % 0.80, yaklaşık % 1 oranında artmıştır.  Diğer adaylar İnce % 30.64, Demirtaş % 8.40, Akşener % 7.29, Karamollaoğlu % 0.89, Perinçek % 0.20 oranında oy almışlardır(2)

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İnce’nin oy oranı % 30.64, −aşağıda görüleceği üzere− CHP’nin 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimindeki % 22.65 oy oranının % 7.99 üstündedir. Bu, İnce’ye  milletvekili genel seçiminde yalnız CHP seçmeninden değil,  başka partilere oy vermiş seçmenlerden de oy geldiğini gösterir.

HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş’ın % 8.40 oy oranı, −aşağıda görüleceği üzere− Partisinin milletvekili genel seçimindeki  % 11.70 oy oranının altında kalmakla birlikte; 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçiminde aldığı % 9.76 oranında oyun % 0.74 üstündedir. Demirtaş’ın 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı seçimindeki % 8.40 oy oranının, HDP’nin milletvekili genel seçimindeki % 11.70 oy oranının  % 3.30 altında olmasının nedeni, HDP’nin % 10 genel baraj altında kalmaması için bu Parti’ye özellikle CHP seçmenlerinin bir bölümü tarafından verilen destek oylarıdır. Bu düşünce ile milletvekili genel seçiminde HDP’yi destekleyen CHP seçmeni, Cumhurbaşkanı seçiminde kendi Parti’sinin adayı İnce’ye oy vermiştir.

Benzeri bir durum, İP Genel Başkanı Akşener bakımından söz konusudur. Akşener’in Cumhurbaşkanı seçimindeki  % 7.29 oy oranı, Partisinin milletvekili genel seçimindeki % 9.96 oy oranının % 2.67 altındadır. Millet İttifakı içinde İP’ye oy veren bir kısım CHP seçmeni,  Cumhurbaşkanı seçiminde kendi Parti’sinin adayı İnce için oy kullanmıştır.

  1. Milletvekili Genel Seçimi

1982 Anayasası döneminde ilk kez 600 milletvekilinden oluşan yeni TBMM’nin oluşumu şöyle: 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimine katılan 8 siyasî partinin bir bölümü kendi aralarında “seçim ittifakı” yaparak; bir bölümü ise, kendi başlarına seçmen karşısına çıktılar. Önceki milletvekili genel seçimlerinde bazı partilerce muvazaalı bir şekilde uygulanan seçim ittifaklarının partiler arası bir seçim işbirliği modeli olarak düzenlenmesi,  24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminin en önemli hukukî özelliğidir. Seçimden kısa bir süre önce 13.3.2018 tarih ve 7102 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la düzenlenen ve 6771 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (H) fıkrası ile Anayasa’nın 67. maddesinin son fıkrası dışına çıkarılmış bir değişiklik olarak “bir yıl” beklemeksizin uygulanması sağlanmış bulunan ittifak olanağından bir yanda AKP ve MHP “Cumhur İttifakı” olarak, öbür yanda CHP, İP ve SP “Millet İttifakı” olarak yararlandı.  Fakat 7102 sayılı Kanun’la 10.6.1983 tarih ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’na eklenen hükümlere göre ittifak yapan partiler, ortak aday listeleriyle değil;  kendi aday listeleriyle seçime katıldılar (m. 15 ile 2839 sayılı Kanun’a eklenen m. 12/A). Millet İttifakı içinde yer alan Demokrat Parti (DP), parti kimliğiyle seçime katılmadı. Seçime parti kimlikleriyle katılan diğer 3 parti (HDP, Hür Dava Partisi (Hü-Da Par) ve VP), ittifak olanağından yararlanmadı.

Aslında % 10 genel barajın kaldırılması yerine ona alternatif olarak düzenlenen ittifak, içindeki partilerin bu barajı birlikte aşabilmeleri, dışındaki partilerin ise tek başlarına aşmak zorunda kalmaları nedeniyle eşitlik ilkesine aykırıdır (krş. AY m. 10/I, V). Yapılması gereken, % 10 genel barajın % 3, en çok % 5 gibi makul bir orana indirilmesi; ittifak yapan partiler bakımından % 1 gibi bir ekleme ile % 4, en çok  % 6 olarak belirlenmesi idi.

Cumhur İttifakı, % 53.66 oranında oyla toplam 344 milletvekili; Millet İttifakı, % 33.95 oranında oyla toplam 189 milletvekili; ittifak yapmayan HDP % 11.70 oranında oyla 67 milletvekili çıkardı.

Görüldüğü gibi, ayrı Cumhurbaşkanı adayı göstermeyen MHP’nin içinde olduğu Cumhur İttifakının toplam oyu % 53.66, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın % 52.59 oy oranının üstündedir. Aradaki % 1.07 fark, Erdoğan’a Cumhur İttifakı içinden verilmeyen oy oranını göstermektedir. Bir kısım MHP’li seçmen, Cumhurbaşkanı seçiminde başka bir adaya, İnce veya Akşener’e oy vermiş olabilir.

AKP, 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde % 42.56 oranında oyla 295 milletvekili çıkardı(3). Oysa AKP, 1 Kasım 2015 milletvekili genel seçiminde % 49.50 oyla 550 üyeli Meclis’te 317 sandalye kazanmıştı(4). Bu, 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde AKP’nin % 6.60 oranında oy ve 22 sandalye kaybettiği anlamına gelir. 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçiminde ise AKP, % 40.87 oranında oyla 258 milletvekili çıkarmıştı(5). Dolayısıyla AKP, üç yıl önce yapılan iki milletvekili genel seçiminden 7 Haziran 2015 tarihindeki ilkine göre % 1.67 oranında oy ve 37 milletvekili fazlasıyla ileride olmakla birlikte; 1 Kasım 2015’teki ikincisine göre   % 6.60 oranında oy ve 22 milletvekili eksiğiyle geridedir. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın  % 52.59 oranındaki oyla Cumhurbaşkanı seçilmesindeki başarı, aynı gün yapılan milletvekili genel seçiminde gösterilememiştir. Bu, Erdoğan’ın kişisel karizmasının partisine verilen seçmen desteğinin üstünde olması demektir.

Cumhur İttifakı’nın ikinci partisi MHP, 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde % 11.10 oranındaki oyla 49 milletvekili çıkardı. 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçiminde % 16.29 oranında oyla 550 üyeli Meclis’te 80 milletvekili, 1 Kasım 2015  % 11.90 oyla 40 milletvekili kazanan MHP, oransal olarak üç yıl önceki bu iki seçimden ilkine göre % 5.19 oranında, ikincisine göre % 0.80 oranında geride; sayısal olarak ilkine göre 31 milletvekili geride, ikincisine göre 9 milletvekili öndedir. Bu, geçen yıl eski MHP’li milletvekillerince kurulan İP’ye MHP tabanından önemli bir kayma olmadığını, MHP’nin İP karşısında seçmen kütlesini koruduğunu göstermek-tedir.  MHP, Meclis’te sayısal olarak 4. parti konumunu da korumuştur.

Millet İttifakı’nda başı çeken CHP, 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde % 22.65 oranında oyla 146 milletvekili çıkardı. Oysa CHP, üç yıl önce 550 üyeli Meclis için 7 Haziran 2015 günü yapılan milletvekili genel seçiminde  % 24.95 oranında oyla 132 milletvekili, 1 Kasım 2015 günü yapılan milletvekili genel seçiminde  % 25.32 oyla 134 milletvekili kazanmıştı. Oransal olarak üç yıl önce yapılan iki milletvekili genel seçiminden 7 Haziran 2015 tarihindeki ilkine göre %  2.30, 1 Kasım 2015’teki ikincisine göre % 2.67 oranında geride olmakla birlikte; sayısal olarak 600 üyeli yeni Meclis’te üç yıl önce 550 üyeli Meclis için 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 günleri yapılan milletvekili genel seçimlerine göre sırasıyla  14 ve 12 sandalye ileridedir.

CHP oylarındaki oransal azalma, HDP’nin % genel baraj altında kalmaması ve bundan AKP’nin yararlanmaması için bazı seçim çevrelerinde CHP seçmenlerinin HDP’ye oy vermeye yönlendirilmesinden kaynaklanmaktadır.

Millet İttifakı’nın ikinci partisi İP, bu İttifak’tan en çok yararlanan partidir.  Toplam oy oranı % 33.95 ile 189 milletvekili çıkaran Millet İttifakı içinde % 9.96 oy oranıyla 43 milletvekili İP listelerinden seçilmiştir. Millet İttifakı’nın toplam oyu içinde % 10 genel barajı aşan İP’nin kritik oy oranı, İttifak içinde yer almamış olsaydı   % 0.04 oy farkıyla  Meclis dışında  kalabileceğini; 3 Kasım 2002 milletvekili genel seçiminde % 9.54 oranındaki oyu ile Meclis dışında  kalan DYP’nin durumuna düşebileceğini göstermektedir(6). Farklı koşullarda farklı sonuçlarla her iki olay, % 10 genel barajın ne kadar haksız ve adaletsiz olduğunu göstermektedir. Millet İttifakı’nın sağladığı avantajla İP, 43 milletvekili ile sayısal olarak Meclis’in 5. partisi olmuştur.

İP Genel Başkanı Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı seçimindeki % 7.20 oy oranı, Millet İttifakı içindeki Parti’sinin   % 9.96 oy oranının % 2.76 altındadır. Bu durum, İttifak içinde İP’ye oy veren CHP seçmeninin Cumhurbaşkanı seçiminde kendi adayları İnce için oy kullandıklarını göstermektedir.

24 Haziran 2018 milletvekili genel seçiminde  % 11.70 oranında oyla 67 milletvekili çıkaran, böylece Meclis’in AKP ve CHP’den sonra üçüncü partisi konu-muna gelen HDP, 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçiminde % 13.12 oranında oyla 80 milletvekili, 1 Kasım 2015 milletvekili genel seçiminde % 10.76 oyla 59 millet-vekili çıkarmıştı. Oransal olarak üç yıl önceki iki milletvekili genel seçiminden ilkine göre % 1.42 oranında daha az, ikincisinde göre  % 0.94 oranında daha fazla oy alan HDP; sayısal olarak ilkinden 13 milletvekili az,  ikincisinden 8 milletvekili fazla kazanmıştır. Böylece HDP, oransal ve sayısal olarak 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimine göre zayıflamış olsa da; 1 Kasım 2015 milletvekili genel seçimine göre güçlenmiş ve Meclis’te sayısal olarak AKP ve CHP’den sonra 3. parti konumuna gelmiştir. HDP’nin başarısında bir kısım CHP seçmeninin yönlendirilmiş desteğinin payı vardır.

HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın aldığı oyun % 8.40 oranıyla Parti’nin % 11.70 oranındaki oyunun % 3.30 altında kalması da bu görüşü destekler. HDP’nin Demirtaş’tan fazla aldığı oyun ağırlıklı olarak bu Parti’yi baraj altında kalmaktan korumak isteyen CHP seçmenlerince verildiği anlaşılmaktadır.

Yeni Meclis’te seçime parti kimliğiyle giren 5 parti arasında AKP 295, CHP 146, HDP 67, MHP 49 ve İP 43 milletvekili ile yer alacaktır. Parti kimliğiyle seçime katılan Hü-Da Par, SP ve VP, milletvekili çıkaramamıştır. Ancak, AKP listesinden 1 Büyük Birlik Partisi (BBP), CHP listelerinden 2 SP, İP listesinden 1 DP’li milletvekili seçilmiştir. Bu milletvekilleri asıl parti kimlikleriyle görev yapmak için seçildikleri partiden ayrıldıkları zaman Meclis’te temsil edilen parti sayısı 8’e çıkacaktır.

  1. Seçimler Hangi Koşullarda Yapıldı?

24 Haziran 2018 seçimleri, ülke genelinde devam eden olağanüstü hâlin getirdiği sınırlamalar içinde, gerek Cumhurbaşkanı adayları (Erdoğan ve diğer adaylar), gerek milletvekili genel seçiminde yarışan siyasî partiler (AKP ve diğer partiler) arasında eşit olmayan koşullarda yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar partisi AKP, seçim kampanyalarını konumları itibariyle yararlandıkları Devletin tüm olanaklarını kendi propagandaları için kullanarak yürüttüler.

Anayasa’nın 133. maddesinin III. fıkrasına göre “Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu” Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT)’nin “özerkliği ve tarafsızlığı esas” olduğu, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun uyarınca “Yayın hizmetleri; … Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorunda” olduğu hâlde (m. 8/1 ı); seçimlerin başlangı-cından oy verme gününden önceki son güne kadar seçim çalışmaları ile ilgili olarak TRT ve diğer medya hizmet sağlayıcıları tarafından sunulan programlar ve yapılan canlı yayınlarda ne Erdoğan ve diğer adaylar, ne AKP ve diğer partiler arasında eşitlik gözetilmedi. Gerek Cumhurbaşkanı ve diğer adaylara, gerek AKP ve diğer partilere ayrılan haber süreleri büyük farklılık göstermiştir. Kaldı ki Erdoğan,  görev başındaki Cumhurbaşkanı olarak; AKP de,  iktidar partisi olarak Hükümet çalışmaları ile ilgili haberler bakımından zaten avantajlı konumdaydı.

Doğrudan doğruya “Radyo ve televizyonla propaganda” ile ilgili olarak Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’da  “Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda yayınlarının, tam bir tarafsızlık içinde yapılması, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından” sağlanacağı (m. 52/VI); keza Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda “Propaganda döneminde, Türkiye Radyo ve Televizyonlarında yapılacak propaganda yayınlarının tam bir tarafsızlık içinde yapılması, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından” sağlanacağı (m. 13/2) öngörüldüğü hâlde; tarafsızlık tam olarak gerçekleşmemiş; Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş,  radyo ve televizyonla propaganda olanağından yararlandırılmamıştır.

  1. Seçimlerin Sonuçları

İkinci kez Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, 9 Temmuz 2018 Pazartesi günü saat 16.00’da Anayasa’nın 103.,TBMM İçtüzüğü’nün 122. maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde ant içerek beş yıllık ikinci dönem görevine başlayacak. Aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan Erdoğan, Anayasa’nın henüz partili Cumhurbaşkanı statüsüne uyarlanmamış 103. maddesinde yazılı metne göre, üzerine aldığı görevi “tarafsızlıkla yerine getirmek için” bütün gücüyle çalışacağına “Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda” namusu ve şerefi üzerine ikinci kez ant içecek.

27 Mayıs 1960 İhtilâli’nden sonra oluşturulan Kurucu Meclis tarafından hazırlanan Anayasa’nın 9 Temmuz 1961 günü Türkiye’de yapılan ilk halkoylamasıyla kabulünün 57. yıldönümü de olan 9 Temmuz 2018 günü, rejim değişikliği niteliğindeki dönüşümün başladığı tarih olacak. Çünkü bu konudaki Anayasa değişikliklerini getiren, 16 Nisan 2017 günü yapılan halkoylamasıyla % 51.41 oranında “Evet” oyu ile kabul edilen 6771 sayılı Kanun’un(7) 18. maddesinin  (a) fıkrasına göre; Anayasa’nın bu Kanun’la değiştirilen ve şimdiye değin yürürlüğe girmemiş hükümleri, “birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte” yürürlüğe girecek.

Böylece Türkiye’nin 1876’dan bu yana 142 yıldan beri yaptığı 5 Anayasa ve her birindeki değişikliklerle arada kesintilerle de olsa uygulamaya çalıştığı parlâmenter sistem, yerini dünyada benzeri bulunmayan bir Türk tipi ya da alaturka başkanlık sistemine bırakacak. Adı “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” olsa da, halk yönetimi demek olan Cumhuriyet’le isim benzerliği dışında bir ilgisi bulunmayan bu sistem, I. Meşrutiyet’in ilânından sonra artık görevi Kanun-i Esasî’nin 7. maddesinde “ahkâm-ı şer’iye ve kanuniyenin icrası” (şeriat ve kanun hükümlerinin yürütülmesi) olarak tanımlanan Padişahın(8) dahi sahip olmadığı yetkilere sahip bir tek adam yönetimi getiriyor.

Nitekim Anayasa’nın yeni 104. maddesinin XVII. fıkrasına göre “yürütme ilgili konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” çıkarabilecek olan Cumhurbaşkanının ilk iş olarak bakanlıkların kuruluşu ile ilgili düzenlemeler yapması bekleniyor(9). Şimdiye kadar kanunla yapılan bu düzenlemeler artık Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılacak.

Bu, yasama yetkisinin bir bölümünün Cumhurbaşkanına geçmesi demek. Gerçek başkanlık sisteminde başkana tanınmayan bu yetki ile erkler ayrılığı ağır bir biçimde ihlâl edilmiş olacak.

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışında yasama yetkisi Meclis’te kalıyor. Hatta bütçe ve kesin hesap teklifleri dışında Cumhurbaşkanının kanun teklif etme yetkisi bile yok. Ancak, 6771 sayılı Kanun, Cumhurbaşkanının Meclis’e geri gönderdiği kanunların kabulü için üye tamsayısının salt çoğunluğunu (301 oyu) arıyor (m. 16/C). Bu, Cumhurbaşkanına veto yetkisi tanınması demek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ant içerek göreve başlamasıyla yürürlüğe girecek yeni Anayasa hükümlerine göre; kendisinin atadığı ve gerekli gördüğü zaman görevlerine son vereceği bir veya daha çok yardımcısı, yine kendisinin atadığı ve gerekli gördüğü zaman görevlerine son vereceği, Meclis’in güvenoyu gerekmeyen bakanları olacak (6771 sayılı Kanun’la değişik AY m. 106/IV). Ama Başbakan ve Bakanlar Kurulu olmayacak.

600 üyeli Meclis’te milletvekillerinin sözlü soru sorma,  tek kişilik yürütme organı olarak Cumhurbaşkanı, yardımcıları veya bakanları hakkında gensoru önergesi verme yetkisi yok. Zaten Meclis’in yürümeyi denetleme yetkisi kaldırılmış durumda. Bu konudaki hüküm, Anayasa’nın 87. maddesinden çıkarıldı (6771 sayılı Kanun’la değişik AY m. 87) .

Cumhurbaşkanı hakkında bir suç işlediği, yardımcıları ve bakanları hakkında görevleriyle ilgili bir suç işledikleri iddiasıyla önerge verilebilmesi için TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğu (301 imza), soruşturma açılması için gizli oyla beşte üç çoğunluk (360 oy), Yüce Divana sevk için üçte iki çoğunluk (400 oy) gerekli. Bunlar, işlemesi ve işletilmesi son derece zor hükümlerdir (6771 sayılı Kanun’la değişik AY m. 105, 106/V-VII).

  1. Sonuç

Türkiye’de demokratik rejim, yeni 9 Temmuz 2018 günü yeni Anayasa’nın tümüyle yürürlüğe konmasıyla zor bir döneme, çıkışında ışık görünmeyen bir tünele giriyor. Buradan ne zaman, nasıl çıkılır? Kestirmek kolay değil.

Yeniden parlâmenter sisteme dönüşü sağlayacak, denge ve denetim mekanizmalarını etkili biçimde işletebilecek  bir Anayasa değişikliği yapmak, 24 Haziran 2004 milletvekili genel seçimiyle oraya çıkan parlâmento aritmetiği içinde  kolay değil. 600 üyeli yeni Meclis’te üye tamsayısının üçte biri  (200 imza) ile teklif, beşte üçü ile üçte ikisi  (360 – 400) arasında bir çoğunluğun gizli oyu ile kabul hâlinde zorunlu halkoylaması, üçte iki (400) ve daha fazla bir çoğunluğun gizli oyu ile kabul hâlinde Cumhurbaşkanınca halkoyuna sunulma söz konusu. Meclis’te ve toplumda bu yönde geniş bir mutabakat sağlamak gerek.

Önümüzdeki yıllar, Türkiye’de yeniden demokrasi mücadelesinin verildiği bir dönem olacak. Anayasa’ya aykırı Anayasa değişikliklerinin 16 Nisan 2017 günü tartışmalı bir halkoylamasıyla kabulünde görülen toplumsal bölünmenin 24 Haziran 2018 seçimleriyle de devam ettiği bir dönemdeyiz.

Fakat Anayasa’mızda Türkiye Cumhuriyeti’nin değişmez nitelikleri olarak belirtilen “insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik, sosyal bir hukuk devleti”  ilkelerine sahip çıkmak, onları savunmak ve güçlendirmek, her koşulda görevimizdir.

___________________

* 24 Haziran 2018 seçimlerinin değerlendirilmesi konusunda Toplumsal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TESAV) tarafından 6 Temmuz 2018 günü düzenlenen toplantıda DSP Parti Meclisi Üyesi  Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün yaptığı konuşmanın dipnotları eklenmiş  metni.

(1) Yüksek Seçim Kurulu’nun 10 Ağustos 2014 günü yapılan  Cumhurbaşkanı seçimi kesin sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 28.8.2014, S. 29102 Mük., s. 5.

(2) Yüksek Seçim Kurulu’nun 24 Haziran 2018 günü yapılan  Cumhurbaşkanı seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 4.7.2018, S. 30468 Mük., s. 6.

(3) Yüksek Seçim Kurulu’nun 24 Haziran 2018 günü yapılan  27. dönem milletvekili genel seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 4.7.2018, S. 30468 Mük., s. 13.

(4) Yüksek Seçim Kurulu’nun 1 Kasım 2015 günü yapılan  26. dönem milletvekili genel seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 12.11.2015, S. 29530 Mük., s. 5; ayrıca bk. Erol Tuncer/Bülent Tuncer, Seçim 2015, 1 Kasım 2015 Milletvekili Genel Seçimleri Sayısal ve Siyasal Değerlendirme, Ankara 2016 (TESAV Yayınları No. 44), s. 62.

(5) Yüksek Seçim Kurulu’nun 7 Haziran 2015 günü yapılan  25. dönem milletvekili genel seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 18.6.2015, S. 29390 Mük., s. 5; ayrıca bk. Erol Tuncer/Hanife Yurtseven/Bülent Tuncer, Seçim 2015, 7 Haziran 1015 Milletvekili Genel Seçimleri Sayısal ve Siyasal Değerlendirme, Ankara 2015 (TESAV Yayınları No. 43), s. 68.

(6) Yüksek Seçim Kurulu’nun 3 Kasım 2002 günü yapılan 22. dönem milletvekili genel seçimi sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 10.11.2002, S. 24932, s. 44; ayrıca bk. Erol Tuncer/Coşkun Kasapbaş/Bülent Tuncer, Seçim 2002, 3 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimleri Sayısal ve Siyasal Değerlendirme, Ankara 2003 (TESAV Yayınları No. 20), s. 62.

(7) Yüksek Seçim Kurulu’nun 16 Nisan 2017 günü yapılan halkoylamasının kesin sonuçları ile ilgili duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 27.4.2017, S. 30050 Mük., s. 11.

(8) Kanun-i Esasî’nin metni için bk. Server Tanilli, Türk Anayasaları ve İlgili Mevzuat, İstanbul 1980 (İÜ-HF Yayınları No. 2757/621), s. 3-25; Suna Kili/A. Şeref Gözübüyük, Sened-i İttifaktan Günümüze Türk Anayasa Metinleri, İstanbul 2000 (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları), s. 43-55;  Tarhan Erdem (Haz.), Anayasalar ve Belgeler 1876-2012, İstanbul 2012 (Doğan Kitap), s. 29-43.

(9) 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilâtı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Altıncı Kısmında bütün bakanlıklar, bu Teşkilât içinde yer alan birimler olarak 18 bölüm içinde bir arada düzenlenmiştir (m. 38-524).  10 Temmuz 2018 tarih ve 30474 sayılı T. C. Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, “yayımı tarihinde” yürürlüğe girmiştir (m. 538). Kararname hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecektir (m. 539).

Check Also

Prof. Dr. TÜRK: “Atatürk’ün İradesine Saygısızlıktır!”

DSP Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. TÜRK: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İş Bankası hisseleri’ konusunda Atatürk’ün ‘suiistimal’ edildiğini …