DSP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI TUNCER ERTÜRK DİSK GENEL İŞ SENDİKASI 15. GENEL KURULUNDA KONUŞTU: Share on Facebook DSP Twitter
"EMEK, ÜRETEN NİTELİĞİYLE, EN YÜCE DEĞERDİR"

        Türkiye, siyasi iktidar tarafından eylemli ve söylemli olarak bölünmeye götürülmektedir. İktidar bir yandan toplumumuzu “geçmişi ile hesaplaşma/yüzleşme” aldatmacası ile etnik ve dinsel-mezhepsel ayrışmaya doğru götürürken bir yandan da Cumhuriyetimizin değerleri, kazanımları” üzerinden  toplumu düşman cephelere ayırmanın yolunu açmaktadır.

        Küresel kapitalizmin taşeronluğunu üstlenen AKP Hükümeti, devletimizin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk ile kahraman silah ve dava arkadaşlarını tartışmaya açmak gibi haksız ve çok tehlikeli bir yola girmiş bulunmaktadır. Atatürk’ü önce diktatörlük, sonra da soykırımla suçlamaya yönelik bu tartışmalar, ulusal bütünlüğümüzü tehdit eder bir nitelik kazanmaktadır.

        Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre yurttaşlara yüklenmiş olan “vatan hizmeti”, bedelli askerlik yasası ile, yalnızca yoksulların, işsizlerin üzerine yıkılmakta; “vatan hizmeti” parası olanlar üzerinden kaldırılmış olmaktadır. Bu türden düzenlemeler “kaderde ve kıvançta ortaklaşmacı, dayanışmacı, paylaşımcı” olması gereken toplumu, bir de “yoksullar-varsıllar” ekseninde bölünmeye sürüklemektedir. Anayasamızda temel kurallardan birisi olan “yasa önünde eşitlik ilkesi”, parlamentodaki siyasal partilerin iş ve el birliği ile ortadan kaldırılmış olmaktadır.

        Geçmişini sahiplenmekten onur duyduğumuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti, partimizin kurucusu ve kuramcısı Bülent Ecevit’in hükümet  başkanlığı sorumluluğunu üstlendiği dönemlerde,  emperyal güçlerin baskılarına  “Afyon ekimi yasağını kaldırarak”, “Kıbrıs’ta soydaşlarımızı ve tarihsel haklarımızı koruyarak” karşı çıkmış; ABD’nin ve emperyal müttefiklerinin genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk ayağı olan “Irak’ın işgaline” onay ve destek vermemesi nedeni ile içinden yıkılarak, bu emperyal isteklere ‘evet’ deyici AKP’nin önünü açmıştır. AKP,  emperyal güçlerin paralelinde hareket ederek şu sıralar komşularımız Suriye ve İran’a karşı başımızı derde sokacak bir politika uygulamaktadır.

        Yapay olarak yaratılan “tarihi ile yüzleşmek” senaryosunun da, komşularımıza yönelik yanlış politikaları gizlemek amacını taşıdığı düşüncesindeyiz.

        Kamuoyunu bu oyunlara karşı uyarırken, iktidar ile görünür-görünmez birliktelik içinde bulunan siyasal partileri, Türkiye’yi uçuruma sürüklemekte olan yanlışlarından kaçınmaya çağırıyoruz.

        DSP, çalışanların hakları için verilmiş mücadeleden doğan bir partidir. Partimiz, çokça üreten, hakça bölüşen bir Türkiye hedeflemektedir.

         Kurucumuz Bülent Ecevit’in söylediği gibi ‘Ne ezen ne ezilen. insanca ve Hakça Bir Düzen’ istiyoruz.

         Biz DSP olarak, ‘fakir-zengin’ ayrımı istemiyoruz. Bu nedenle  iş güvenliği, işçinin, emeklinin yaşam koşulları, hakkı, hukuku; sağlıksız çalışma koşulları, düşük ücret, sosyal güvence, sendikal örgütlenme alanlarında 12 Eylül’den bu yana sürdürülen baskı ve kısıtlamaları kaldırmayı hedefliyoruz.

Türkiye’de sosyal adalet ancak o zaman inşa edilebilir.

Emek, üreten niteliğiyle, en yüce değerdir.

        Emeğin hakkını alabilmesi için DSP olarak şimdiye kadar elimizden geleni yaptık, bundan sonra da yapacağız.

         Emek ve sermaye arasındaki denge, toplumda huzur ve istikrarlı kalkınma için çok önemlidir. Bu konularda sendikalarla ortak anlayış geliştirilip sorumluluk üstlenilmelidir.

        Ücretler, emeğin karşılığı olmalıdır.

        Grevli, toplu sözleşmeli sendika, emek sömürüsünün önündeki en ciddi engeldir. İşçi ve işveren sendikaları, toplu iş sözleşmelerini “sorumlu sendikacılık” anlayışı içinde sadece ücret ve çalışma koşullarını değil ilgili işletmelerin ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulları da göz önünde tutarak yapmalı, hizmet içi eğitime özel önem vermelidir.


26.11.2011 Okunma Sayısı : 76